kargaşalık
TR → EN
"kargaşalık" kelimesinin İngilizcesi: anarchy, clutter, disturbance, riot, sedition. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelanarchy
Genelclutter
Geneldisturbance
Genelriot
Genelsedition
Geneltumult
Genelclutter
Tanım
•Kargaşa durumu
•Düzensizlik, karışıklık
Diğer Dillerde
Almancachaos (nötr) /ˈkaːɔs/
chaos
köken: From Latin chaos, from Ancient Greek χάος (kháos). Cognate with English chaos.
aile: Chaosforschung, Chaostheorie, Chaot, chaotisch
Diese Maßnahmen zogen sich bis 1923 hin. — Bu kargaşalıklar 1923'e kadar sürdü.
riot · chaos, disorder
çekim: çoğul émeutes
eş: émotion
köken: From the old past participle of émouvoir (“to move emotionally”), influenced by meute (“pack (of hounds)”).
Il survint, à cette époque, un grand trouble au sujet de la voie du Seigneur. — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
infinitive of alborotar combined with se
En aquel entonces se produjo un alboroto no pequeño acerca del Camino — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
İtalyancabaccano, bailamme, baldoria, baraonda, bisboccia, bordello (eril)
row, din (lots of noise) · shout
çekim: çoğul baccani
eş: bailamme, baldoria, baraonda, caciara, cagnara, cancan
köken: Maybe from Latin Bacchānālia (“feast of Bacchus”), plural of Bacchānal (“a place devoted to Bacchus”), from Bacchus (“the god of wine”), from Ancient Greek Βάκχος (Bákkhos). Compare with French boucan.
Intanto, in famiglia c'è il caos. — Bundan sonra şehirde içsel kargaşalık çıktı.
Rusçaсмута, беспорядки; анархия
Достройка проходила до 1923 года. — Bu kargaşalıklar 1923'e kadar sürdü.
Arapçaشَغَب
وحدث في ذلك الوقت شغب ليس بقليل بسبب هذا الطريق. — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
riot · turmoil
çekim: çoğul آشوبها
köken: Inherited from Middle Persian [script needed] (ʾšwp /āšōb/, “turmoil, disturbance”). Cognate with Parthian 𐫀𐫀𐫢𐫇𐫁 (ʾʾšwb /āšōβ/, “turmoil, disturbance”).
riot
çekim: çoğul iğtişaşlar · tamlayan iğtişaşın
köken: From Arabic إِغْتِشَاش (ʔiḡtišāš).
aile: iğtişaşçı
Özbekçegʻalayon, isyon, qoʻzgʻolon
rebellion
çekim: çoğul isyonlar
köken: Borrowed from Arabic عِصْيَان (ʕiṣyān).
aile: isyonchi
Felemenkçerel, storing, verstoring (eril) /rɛl/
riot · scandal, outrage
çekim: çoğul rellen
eş: duinrel
köken: From rellen (“to talk”), western variant of rallen.
aile: nozemrel, rellen, relnicht, relschopper, verkiezingsrel
Het was een onoverzichtelijke chaos in het land. — Ülkede kargaşalık hakimdi.
Portekizcealgazarra, distúrbio, estorvo, motim, perturbação, revolta (dişil) /aw.ɡaˈza.ʁɐ/
racket (loud noise) · uproar
çekim: çoğul algazarras
eş: assuada
köken: From Arabic الغَزَارَة (al-ḡazāra, “abundance”). Compare Galician and Spanish algazara, Catalan gatzara and Italian gazzarra.
A agitação política continuava após 1932. — Bu kargaşalıklar 1923'e kadar sürdü.
riot, disturbance · unrest, agitation
zıt: 平静, 平安
köken: Ultimately from Middle Chinese 動亂 (MC duwngX lwanH, literally “move + crazy, confused”). First attested in c. 1358.
この噴火は1932年まで続いた。 — Bu kargaşalıklar 1923'e kadar sürdü.
revolt, rebellion, uprising, riot
köken: Sino-Korean word from 叛亂/反亂.
또 소음이나 악취등도 만들지 않는다. — Gürültü ve kargaşalık anlatılır gibi değil.
12.12 군사반란
İsveççeavbrott, kravall, rubbning, störning, tumult, upplopp (nötr) /ˌɑːvˈbrɔtː/
interruption, break
çekim: çoğul avbrotts · tamlayan avbrotts
köken: av- (“off-”) + brott (“burst”)
Skvallret sprider sig i staden. — Bu kargaşalık şehre yayıldı.
Lehçebunt, hulanka, zamieszki, zbiegowisko (eril) /ˈbunt/
mutiny, revolt · rebellion (attitude of rejecting authority)
çekim: çoğul bunty · tamlayan buntu
eş: protest, sprzeciw, opór
köken: Borrowed from Middle High German bund (originally any union, the "mutiny" sense since the 17th century). Compare German Bund.
aile: buntowniczka, buntownik, buntować, zbuntować
A pod on czas stał się rozruch niemały około drogi Bożej. — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
Ukraynacaза́колот, меті́ж, повста́ння
Вони були опорою режиму в краї. — Ülkede kargaşalık hakimdi.
riot · disturbance, disorder · trouble
çekim: çoğul दंगे
köken: Dasa suggests Classical Persian دنگل (dangal), whence also Hindi दंगल (daṅgal).
अगर जनता को कोई तकलीफ़ हो, तो पहला सहारा दंगा करना नहीं होना चाहिए।
Fincehulina, hulinoida, mellakka, mellakoida, rähinä /ˈhulinɑ/
hullabaloo, ruckus, ado, fuss, to-do, uproar
çekim: çoğul hulinat · tamlayan hulinan
köken: hulista + -na
aile: hulinoida, hulinointi, pistää hulina
Tähän aikaan syntyi sangen suuri melu siitä tiestä. — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
Çekçebitka, duševní porucha, narušení, neklid, nepokoj, rušení (nötr) /ˈnaruʃɛɲiː/
verbal noun of narušit · disturbance, disruption, interference
çekim: çoğul narušením
köken: From narušit + -ení.
Tedy stala se v ten čas nemalá bouřka pro cestu Boží. — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
Rumencederanj, deranjament, deranjare, încomodare, perturbare, perturbație (nötr)
trouble
çekim: çoğul deranjuri · tamlayan deranjului
köken: Back-formation from deranja
"Dacă aș fi eu judecător în țară! — Ülkede kargaşalık hakimdi.
Macarcaféktelenség, felkelés, forrong, forrongás, lázad, lázadás /ˈfɛlkɛleːʃ/
standing up (the act of rising from a lying or sitting position) · getting up, waking up, rising (the act of rising from one's bed after sleeping or after illness) · revolt, uprising, insurgency, insurrection, riot, rebellion (a popular revolt that attempts to overthrow a government or its policies)
çekim: çoğul felkelések
zıt: lefekvés
köken: felkel + -és
aile: felkelési, jobbágyfelkelés, munkásfelkelés, népfelkelés, parasztfelkelés, rabszolgafelkelés
mada azonban azon idõtájban nem csekély háborúság az [Úrnak] útárt. — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
A korai felkelés híve vagyok.
İbraniceהפרעה, התפרעות (dişil) /(h)afraˈ(ʔ)a/
disturbance; interruption; disorder
çekim: çoğul הַפְרָעוֹת
köken: Action noun of the verb הִפְרִיעַ (hifría), from the root פ־ר־ע (p-r-').
aile: הַפְרָעָה נַפְשִׁית
ותהי בעת ההיא מהומה לא קטנה על אדות דרך יהוה׃ — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
הפרעת התנהגות
Latinceturba /ˈtʊr.ba/
turmoil, disorder, stir, disturbance, tumult, uproar, hubbub, commotion, trouble, confusion, disarray, brawl · mob, crowd, throng · multitude
çekim: çoğul turbae · tamlayan turbae
zıt: quies, otium, tranquillitas, serenitas, pax
köken: Probably from Ancient Greek τύρβη (túrbē, “tumult, disorder, turmoil”), from Proto-Indo-European *(s)twerH- (“to rotate, swirl, twirl, move around”); related to English storm.
Dancaforstyrrelse, oprør, optøjer (nötr)
a disturbance · a disorder (physical or psychical malfunction)
çekim: çoğul forstyrrelser · tamlayan forstyrrelses
köken: From forstyrre + -else.
aile: spiseforstyrrelse
Men på den Tid opstod der et ikke lidet Oprør i Anledning af Vejen. — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
Norveççeopprør, opptøyer
Men ved denne tid blev det et ikke lite opstyr om Guds vei. — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
Vietnamcabạo loạn /ʔɓaːw˧˨ʔ lwaːn˧˨ʔ/
a riot (public mass violence and disorder)
köken: Sino-Vietnamese word from 暴亂.
Lúc đó , có sự loạn lớn sanh ra vì cớ đạo Tin_Lành . — O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
Bulgarcaбезредие, бунтувам се, бъротия, въста́ние, метеж, мете́ж (eril) /mɛˈtɛʃ/
commotion, disturbance, uproar · mutiny, revolt · confusion, chaos
çekim: çoğul мете́жи
köken: Inherited from Proto-Slavic *mętežь. By surface analysis, Proto-Slavic *męti (“to trample”) + -еж (-ež).
Защото думаха: Да не стане на празника, за да се не подигне вълнение между народа. — ‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.
Slovakçanepokoje, robiť výtržnosti, vrava, výtržnosti (dişil) /vrava/
turmoil
Takýto stav trval do roku 1923. — Bu kargaşalıklar 1923'e kadar sürdü.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Bu kargaşalıklar 1923'e kadar sürdü.
These confusion lasted until 1923.
Suriye kargaşalık ve anarşi içine girdi.
The situation in Iraq became chaotic and anarchic.
Bundan sonra şehirde içsel kargaşalık çıktı.
The next day things have calmed down in the city.
O sırada İsanın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
About that time there arose no small stir concerning the Way.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.
For they said, "Not during the feast, because there might be a riot of the people."
Ama, ‹‹Bayramda olmasın ki, halk arasında kargaşalık çıkmasın›› diyorlardı.
But they said, "Not during the feast, lest a riot occur among the people."
Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.
Unless you do the same there will be discord in the land and anarchy.
Hükümet uzak kesimlere çok yavaş erişebildi ve sınır bölgelerinde sık sık kargaşalık yaşandı.
Waldron sent forces that attacked the Mi'kmaq in Acadia.