zentraler Begriff vieler asiatischer Religionen (Hinduismus, Buddhismus, Jainismus und Sikhismus), der religionsabhängig unterschiedliche Bedeutungen hat
Und haben darüber hinaus die moralische Fähigkeit herauszufinden was "richtig zu behandeln" bedeutet. — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
köken: Old French conseillier, from Latin cōnsiliātor. Equivalent to conseil + -ier.
aile: conseiller principal d'éducation
Et bien plus, ils ont l'aptitude morale de trouver comment "bien" le faire. — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
köken: Inherited from Old Spanish juez, juiz, judez, from Latin iūdicem.
aile: juez de paz, juez pedáneo, ser juez y parte
Más allá de esto, tienen la habilidad moral de deducir qué significa "hacer el bien". — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
E oltre a ciò, essi hanno la capacità morale di immaginare cosa significa "fare del bene". — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
Rusçaсправедливость, правота
И более того, они обладают добродетелью ума, позволяющей им определить, что означает "по-человечески". — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
Arapçaإِنْصَاف, دَارْمَا, عَدَالَة, عَدْل
فضلاً عما لديهم من مهارة أخلاقية لمعرفة معنى أن "تقوم بما هو صحيح". — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
köken: Inherited from Chagatai عَدالَت (ʿadālat /adālät/, “justice”), from Classical Persian عَدَالَت (adālat, “justice”), from Arabic عَدَالَةٌ f (ʕadālatun, “justice”). Cognate with Uyghur ئادالەت / adalet / адаләт (“justice”). Compare also Kazakh әділет (ädılet), Turkish adalet, etc.
En bovendien hebben ze de morele vaardigheid om uit te zoeken wat "goed doen" betekent. — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
chief justice (presiding member of a supreme court in some countries)
çekim: çoğul chefes de justiça
Mais importante ainda, têm a capacidade moral para perceber o que "fazer o bem" quer realmente dizer. — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
Dessutom har de den moraliska förmågan för att förstå vad "göra rätt" innebär. — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
judge, justice (public official whose duty it is to administer the law, especially by presiding over trials and rendering judgments) · judge, referee, umpire (official who makes sure the rules are followed during a game) · judge (person who decides the fate of someone or something that has been called into question)
çekim: çoğul sędziowie · tamlayan sędziego
eş: arbiter
köken: Inherited from Old Polish sędzia, from Proto-Slavic *sǫdì.
I ponadto, mają zdolność oceny moralnej, co "właściwe postępowanie" oznacza. — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
Ukraynacaправосу́ддя, справедли́вість, юсти́ція
Ці прибиральники мають моральну волю ставитися до інших по-людськи. — Bu hademelerin ahlaki iradeleri, diğer insanlara hakkaniyet gösterecek seviyededir.
fairness, justness, justice, equitability (property or state of being fair or equitable) · rightfulness (state or quality of being rightful, in accordance with law)
A kromě toho mají morální schopnost rozpoznat, co to "činit správně" znamená. — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
köken: Probably from an earlier dreptătate, from drept + -tate. Other theories have included a Latin root *direct(it)atem, from directus, though this is unlikely. Compare Aromanian ndriptati.
aile: avea dreptate, da dreptate, nedreptate, pe bună dreptate
Şi mai mult decât atât, au priceperea morală să înţeleagă ce înseamnă "a face bine". — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
present participle of bír: having, possessing, owning
çekim: çoğul bírók
köken: bír + -ó
aile: bírói, bíróság, bírónő
És ezen felül, megvan a morális képességük, hogy felismerjék mit is jelent "jót tenni". — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
İbraniceמִשְׁפָּט, צֶדֶק, שׁוֹפֵט
ובנוסף, יש להם הכושר המוסרי לדעת מה פירוש "הגינות". — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
köken: From Old Norse réttr, from Proto-Germanic *rehtaz, cognate with Swedish rätt, rät, English right, German recht, gerecht. The Germanic adjective goes back to Proto-Indo-European *h₃reǵtós, hence Latin rēctus (“straight”), Ancient Greek ὀρεκτός (orektós, “stretched out”).
Og ud over det, de har de moralske færdigheder til at forstå hvad "at gøre det rigtige" betyder. — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
Di samping itu, mereka punya kecakapan moral untuk menentukan arti "berbuat baik". — Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish حقانیت (hakkâniyyet), from Arabic حَقَّانِيَّة (ḥaqqāniyya).