Les scientifiques ont dû être complètement harnachés pour faire leurs mesures à bord. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
se mettre à l'abri
Ne t'inquiète pas pour moi. Il y a longtemps que j'ai mes petites économies à l’abri.
Y los científicos tienen que ir completamente atados al arnés para hacer las medidas mientras están a bordo. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
safe (box, usually made of metal, in which valuables can be locked for safekeeping)
çekim: çoğul casseforti
eş: forziere, scrigno, armadio blindato
aile: cassaforte notturna
E gli scienziati devono essere completamente imbragati per prendere le misure quando sono a bordo. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
köken: Inherited from Proto-Slavic *nadeďьnъ. By surface analysis, надёжа (nadjóža) + -ный (-nyj)
aile: ненадёжный, ненадёжно, ненадёжность
А ученые должны были быть полностью привязаны, чтобы делать измерения пока они на борту. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
لذا فيجب أن يكون العلماء مربوطين بشكل ٱمن وكامل لكي يأخذوا القياسات من على متن الطائرة. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
safe; secure, especially against hazards, accidents
çekim: karşılaştırma ایمنتَر · üstünlük ایمنتَرین
zıt: خطرناک, سیجناک
köken: Borrowed from Arabic آمِن (ʔāmin), with an imāla i-mutation. Compare Classical Persian لیکِنْ (lēkin) and بَلی (balē), from Arabic لٰكِنْ (lākin) and بَلَى (balā). Compare Kurdish hêmin.
En de onderzoekers moeten compleet worden ingegespt om de metingen aan boord te kunnen verrichten. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
çekim: karşılaştırma mais legal · üstünlük o mais legal
eş: lícito, bom, excelente, fixe, maravilhoso
zıt: ilegal, chato
köken: Learned borrowing from Latin lēgālis (“legal”), from lēx (“law”). Doublet of leal.
aile: legalmente, legalzão
Temos que estar muito bem seguros e presos para fazer estas medições a bordo. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Och forskarna måste vara fullt fastspända för att kunna göra mätningar medan de är ombord. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
W tych warunkach naukowcy muszą być uwiązani by móc dokonywać pomiarów na pokładzie. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Near-synonym: niegroźny
bezpieczne miasto
Jesteś bezpieczny.
Ukraynacaбезпе́чний
А вчені повинні бути повністю прив'язані, щоб робити заміри поки вони на борту. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Şi oamenii de ştiinţă trebuie să-şi pună harnaşamentul pentru a face măsurătorile cât timp sunt la bord. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
A tudósokat teljes mértékben be kell biztosítani ahhoz, hogy el tudják végezni a méréseket repülés közben. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
İbraniceבָּטוּחַ, בְּטוּחָה, כַּסֶּפֶת
ב-1936, בתקופת שהותו בכלא, הוצא מן המפלגה. — 1996'da yakalandığı gün emniyetten kaçtı.
chest, box, coffer, safe (safe place for storing items, or anything of a similar shape) · coffin (box for the dead) · ark (kind of ship that holds things safe)
çekim: çoğul arcae · tamlayan arcae
köken: From Proto-Italic *arkā, possibly from Proto-Indo-European *h₂erk-eh₂ or from the Proto-Italic form *arkeō, ultimately from Proto-Indo-European *h₂erk-.
köken: From Middle Low German seker, from Old Saxon sikur, sikor, from Proto-West Germanic *sikur (“free, secure”), from Latin sēcūrus (“secure, unworried”).
köken: Sino-Vietnamese word from 安全, composed of 安 (“calm”) and 全 (“all”).
Các nhà khoa học phải được thắt chặt hoàn toàn vào ghế để có thể thực hiện đo đạc trên máy bay. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
çekim: karşılaştırma по́-наде́ждни · üstünlük на́й-наде́ждни
zıt: ненадежден
köken: Inherited from Proto-Slavic *nadeďьnъ.
Учените трябва да бъдат напълно оборудвани, за да могат да направят измервания, докато са на борда. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
надеждно начало
Örnek Cümleler
Burada emniyettesin.
Nothing will happen to you here.
Oraya giren emniyette olur.
And anyone who enters it will find security.
Çünkü sen emniyette olanlardansın" (buyuruldu).
Verily, you are of those who are secure.
Çünkü sen emniyette olanlardansın." (buyuruldu.)
Verily, you are of those who are secure.
Beri gel, korkma. Çünkü sen emniyette olanlardansın" (buyuruldu).
"O Moses, approach," (said the Voice), "and have no fear. You will be safe.
Beri gel, korkma. Çünkü sen emniyette olanlardansın." (buyuruldu.)
"O Moses, approach," (said the Voice), "and have no fear. You will be safe.
Orada apaçık nişaneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur.
Therein are clear signs -- the station of Abraham, and whosoever enters it is in security.
Bugünse bağımsız bir Kosova'da, İslam cemaati kendisini emniyette ve saygın hissediyor.
Today, in an independent Kosovo, the Islamic community feels safe, secure and respected.