Ana içeriğe geç
Sözlük
/
emniyette

emniyette

C2 seviye
TR → EN
"emniyette" kelimesinin İngilizcesi: safe. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsafe

Diğer Dillerde

Almancagefahrlos, Geldschrank, Safe, sicher, Tresor /ɡəˈfaːɐ̯loːs/
safe · harmless
çekim: karşılaştırma gefahrloser · üstünlük am gefahrlosesten
eş: sicher, ungefährlich
köken: Gefahr + -los
Fransızcaà l'abri, coffre, coffre-fort, en lieu sûr, en sécurité, safe /a l‿a.bʁi/
sheltered, under cover · in a safe place
aile: à l'abri de
Les scientifiques ont dû être complètement harnachés pour faire leurs mesures à bord. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
se mettre à l'abri
Ne t'inquiète pas pour moi. Il y a longtemps que j'ai mes petites économies à l’abri.
safe; safely
Y los científicos tienen que ir completamente atados al arnés para hacer las medidas mientras están a bordo. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Llegamos a salvo a casa
İtalyancacassaforte, protetto, sicuro (dişil) /kas.saˈfɔr.te/
safe (box, usually made of metal, in which valuables can be locked for safekeeping)
çekim: çoğul casseforti
eş: forziere, scrigno, armadio blindato
aile: cassaforte notturna
E gli scienziati devono essere completamente imbragati per prendere le misure quando sono a bordo. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Rusçaбезопа́сный, в безопа́сности, надёжный, сейф /nɐˈdʲɵʐnɨj/
reliable, dependable, trustworthy · firm, safe, sure
eş: верный, прочный, крепкий, безопасный, верный, правильный
köken: Inherited from Proto-Slavic *nadeďьnъ. By surface analysis, надёжа (nadjóža) + -ный (-nyj)
aile: ненадёжный, ненадёжно, ненадёжность
А ученые должны были быть полностью привязаны, чтобы делать измерения пока они на борту. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Arapçaآمِن, أَمِين, خزانة, خَزْنَة, خَزْنَة حَدِيدِيَّة, سَالِم (dişil) /xi.zaː.na/
cannon, weaponry
çekim: çoğul خِزَانَات · tamlayan خِزَانَةٍ
لذا فيجب أن يكون العلماء مربوطين بشكل ٱمن وكامل لكي يأخذوا القياسات من على متن الطائرة. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Farsçaایمن, گاوصندوق /ʔeː.ˈmin/
safe; secure, especially against hazards, accidents
çekim: karşılaştırma ایمنتَر · üstünlük ایمنتَرین
zıt: خطرناک, سیجناک
köken: Borrowed from Arabic آمِن (ʔāmin), with an imāla i-mutation. Compare Classical Persian لیکِنْ (lēkin) and بَلی (balē), from Arabic لٰكِنْ (lākin) and بَلَى (balā). Compare Kurdish hêmin.
aile: ایمنی, ایمنیت
Azericeəmin, kassa, seyf /æˈmin/
certain, sure · safe · calm, quiet (of a person)
çekim: karşılaştırma daha əmin · üstünlük ən əmin
köken: From Arabic أَمِين (ʔamīn).
aile: əminlik, əminləşmək, əmin-amanlıq
Biz əminik ki, əgər siz Massaçusets ştatının sakininə bu gölün harada yerləşməsini soruşsanız o sizin barənizdə yüksək fikirdə olacaq.
Felemenkçekluis, ongevaarlijk, veilig, veiliggesteld, zekergesteld (dişil) /klœy̯s/
a safe · a cashbox · a locker
çekim: çoğul kluizen
eş: brandkast, hermitage
köken: From Middle Dutch cluse, from Old Dutch *klūsa, from Proto-West Germanic *klūsā.
aile: bankkluis, effectenkluis, fietskluis, geldkluis, kluisdeur
En de onderzoekers moeten compleet worden ingegespt om de metingen aan boord te kunnen verrichten. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Portekizcelegal, massa /leˈɡaw/
legal · cool, nice, good
çekim: karşılaştırma mais legal · üstünlük o mais legal
eş: lícito, bom, excelente, fixe, maravilhoso
zıt: ilegal, chato
köken: Learned borrowing from Latin lēgālis (“legal”), from lēx (“law”). Doublet of leal.
aile: legalmente, legalzão
Temos que estar muito bem seguros e presos para fazer estas medições a bordo. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
safe, harmless, not dangerous
zıt: επικίνδυνος, βλαβερός, επιζήμιος
köken: Learnedly, from Ancient Greek ἀκῐ́νδῡνος (akĭ́ndūnos), from Ancient Greek ἀ- (a-, “un-”) + κίνδυνος (kíndunos, “danger”).
aile: ακίνδυνα
Γεια σου, Μάρτιν. — Burada emniyettesin. Ağlama, ağlama.
Japoncaセーフ, 安全, 金庫 /se̞ːɸɯ̟/
safe · inside the lines
köken: From English safe.
aile: セフセフ, セウト
安全帯を装着する必要があります。 だからご想像の通り、この飛行機の内部は — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Korece금고, 세이프, 안전하다 /kɯmɡo̞/
safe
köken: Sino-Korean word from 金庫 (“safe”)
측정을 하기 위해서는 벨트를 단단히 매고 좌석에 몸을 바짝 붙여야만 했습니다. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
İsveççe-säker, i säkerhet, kassaskåp, riskfri, säker (nötr)
a safe
çekim: çoğul kassaskåps · tamlayan kassaskåps
köken: kassa + skåp
Och forskarna måste vara fullt fastspända för att kunna göra mätningar medan de är ombord. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Lehçebezpieczny /bɛsˈpjɛt͡ʂ.nɘ/
safe, secure (not posing danger or risk) · safe, secure (not in danger) · safe (not risky)
çekim: karşılaştırma bezpieczniejszy · üstünlük najbezpieczniejszy
zıt: niebezpieczny
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰe Proto-Indo-European *h₁éǵʰ Proto-Indo-European *-s Proto-Indo-European *-ǵʰs Proto-Balto-Slavic *beź Proto-Slavic *bez(ъ) Old Polish bez Proto-Indo-European *pekʷ- Proto-Indo-European *-eti Proto-Indo-European *pékʷeti Proto-Balto-Slavic *péktei Proto-Slavic *peťi Proto-Indo-European *-yeh₂ Proto-Balto-Slavic *-jāˀ Proto-Slavic *-ja Proto-Slavic *peča Old…
aile: bezpieczeństwo, bezpieczniak, bezpiecznik, bezpieczny seks, szkło bezpieczne, ubezpieczyć, ubezpieczać
W tych warunkach naukowcy muszą być uwiązani by móc dokonywać pomiarów na pokładzie. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Near-synonym: niegroźny
bezpieczne miasto
Jesteś bezpieczny.
Ukraynacaбезпе́чний
А вчені повинні бути повністю прив'язані, щоб робити заміри поки вони на борту. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Hintçeख़ज़ाना, सुरक्षित, सेफ़ (eril) /xə.zɑː.nɑː/
treasure · safe, treasury
çekim: çoğul ख़ज़ाने
köken: Borrowed from Classical Persian خزانه (xizāna, “treasury”), from Arabic خِزَانَة (ḵizāna).
ख़ज़ाना यहीं कहीं है।
Fince(olla) turvassa, kassakaappi, kestävä, luotettava, siisti, tallelokero /ˈkɑsːɑˌkɑːpːi/
safe (box in which valuables can be locked for safekeeping)
çekim: çoğul kassakaapit · tamlayan kassakaapin
köken: kassa (“cashbox”) + kaappi (“cabinet, closet”), calque of Swedish kassaskåp (“safe”).
aile: kassakaappimurtaja, kassakaappisopimus
Çekçebezpečný, sejf, trezor /ˈbɛspɛt͡ʃniː/
safe (free from risk)
çekim: karşılaştırma bezpečnější · üstünlük nejbezpečnější
eş: bezrizikový, jistý
zıt: nebezpečný
köken: Inherited from Old Czech bezpečný. By surface analysis, bez- + péče + -ný.
aile: bezpečnost, bezpečný sex
Rumenceseif, sigur (nötr) /ˈsejf/
safe (box)
çekim: çoğul seifuri · tamlayan seifului
köken: Borrowed from English safe.
Şi oamenii de ştiinţă trebuie să-şi pună harnaşamentul pentru a face măsurătorile cât timp sunt la bord. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Macarcabiztonságban van, biztonságos, páncélszekrény, széf /ˈbistonʃaːɡoʃ/
secure (free from attack or danger) · safe (free from risk or providing protection from danger)
çekim: karşılaştırma biztonságosabb · üstünlük legbiztonságosabb
zıt: bizonytalan, labilis, ingatag, veszélyes
köken: biztonság (“safety, security”) + -os (adjective-forming suffix)
aile: biztonságosan, ultrabiztonságos
A tudósokat teljes mértékben be kell biztosítani ahhoz, hogy el tudják végezni a méréseket repülés közben. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
İbraniceבָּטוּחַ, בְּטוּחָה, כַּסֶּפֶת
ב-1936, בתקופת שהותו בכלא, הוצא מן המפלגה. — 1996'da yakalandığı gün emniyetten kaçtı.
Latincearca, fidus, securus, tūtus /ˈar.ka/
chest, box, coffer, safe (safe place for storing items, or anything of a similar shape) · coffin (box for the dead) · ark (kind of ship that holds things safe)
çekim: çoğul arcae · tamlayan arcae
köken: From Proto-Italic *arkā, possibly from Proto-Indo-European *h₂erk-eh₂ or from the Proto-Italic form *arkeō, ultimately from Proto-Indo-European *h₂erk-.
aile: arcārius, arcella, arcula
Dancapengeskab, sikker, tryg, udenfor fare, værdiboks /ˈseɡ̊ɐ/
safe, secure · sure, certain
çekim: karşılaştırma sikrere · üstünlük sikrest
köken: From Middle Low German seker, from Old Saxon sikur, sikor, from Proto-West Germanic *sikur (“free, secure”), from Latin sēcūrus (“secure, unworried”).
aile: boldsikker, bombesikker, brandsikker, brudsikker, børnesikker, driftsikker, dødsikker, flugtsikker, formsikker, fremtidssikker
Den sidste Hunter blev taget ud af tjeneste i 1996. — 1996'da yakalandığı gün emniyetten kaçtı.
Norveççetrygg
Endonezcebrankas /ˈbraŋkas/
safe, vault
çekim: çoğul brankas-brankas
köken: From Dutch brandkast (“safe”). Compound of brand (“fire”) + kast (“closet”).
Vietnamcaan toàn, chắc chắn, đáng tin cậy, dè dặt, két sắt, ổn /ʔaːn˧˧ twaːn˨˩/
safe
köken: Sino-Vietnamese word from 安全, composed of 安 (“calm”) and 全 (“all”).
Các nhà khoa học phải được thắt chặt hoàn toàn vào ghế để có thể thực hiện đo đạc trên máy bay. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
Đội mũ bảo hiểm khi đi xe máy thì rất an toàn.
Bulgarcaбезопа́сен, в безопа́сност, надежден, сигурен /nɐˈdɛʒdɛn/
promising, hopeful, auspicious · reliable, trustworthy, trusty, steady, dependable, tenable
çekim: karşılaştırma по́-наде́ждни · üstünlük на́й-наде́ждни
zıt: ненадежден
köken: Inherited from Proto-Slavic *nadeďьnъ.
Учените трябва да бъдат напълно оборудвани, за да могат да направят измервания, докато са на борда. — Ve bilim insanları uçakta ölçüm yapabilmeleri için bütünüyle emniyette olmaları gerekiyor.
надеждно начало

Örnek Cümleler

Burada emniyettesin.
Nothing will happen to you here.
Oraya giren emniyette olur.
And anyone who enters it will find security.
Çünkü sen emniyette olanlardansın" (buyuruldu).
Verily, you are of those who are secure.
Çünkü sen emniyette olanlardansın." (buyuruldu.)
Verily, you are of those who are secure.
Beri gel, korkma. Çünkü sen emniyette olanlardansın" (buyuruldu).
"O Moses, approach," (said the Voice), "and have no fear. You will be safe.
Beri gel, korkma. Çünkü sen emniyette olanlardansın." (buyuruldu.)
"O Moses, approach," (said the Voice), "and have no fear. You will be safe.
Orada apaçık nişaneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur.
Therein are clear signs -- the station of Abraham, and whosoever enters it is in security.
Bugünse bağımsız bir Kosova'da, İslam cemaati kendisini emniyette ve saygın hissediyor.
Today, in an independent Kosovo, the Islamic community feels safe, secure and respected.
emniyette ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod