çakıl
/tʃɑˈkɯɫ/
noun
C2 seviye
TR → EN
"çakıl" kelimesinin İngilizcesi: pebble, gravel, dirt, aggregate, pavement. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelpebblenoun
Genelgravelnoun
Geneldirt
Genelaggregate
Genelpavement
Genelpebble
Genelgravel
Genelpebble
Genelgravel
Görsel




Çekim Tablosu
Belirtme (-i)çakılı
Yönelme (-e)çakıla
Bulunma (-de)çakılda
Çıkma (-den)çakıldan
Tamlayan (-in)çakılın
Çoğul (-ler)çakıllar
Tanım
•Bir erkek adı. çakıl çakıl taşı
•çakıl taşı
•İstanbul ili Çatalca ilçesine bağlı köy
•Kütahya ili Domaniç ilçesine bağlı köy
•Deniz kıyılarında veya derelerde suyun aşındırması ile sivrilikleri kaybolmuş, toparlak veya badem biçiminde ufak bir taş türü
Atasözü & Deyim
“Çatal kazık yere batmaz (geçmez, çakılmaz)”
Diğer Dillerde
asphalt, asphalt concrete, tarmac
çekim: çoğul Asphalte · tamlayan Asphalts
eş: Straßenasphalt, Bergpech, Erdpech, Erdharz, Judenpech, Steinpech
köken: Borrowed from French asphalte, from Late Latin asphaltum, from Ancient Greek ἄσφαλτος (ásphaltos, “asphalt, bitumen”).
Sand und Schaum. — Kum ve çakıl.
Fransızcaboue, chaussée, kompromat, ordure, pavement, revêtement (dişil) /bu/
mud; dirt
çekim: çoğul boues
eş: bouerbe, bouette, fange
köken: Borrowed from Gaulish *bawā.
aile: boue rouge, coulée de boue, embouer, ébouer, traîner dans la boue
Encre et sable. — Kum ve çakıl.
İspanyolcaasfalto, mugor, mugre, pavimento, suciedad, tierra (eril) /asˈfalto/
asphalt
çekim: çoğul asfaltos
köken: From Late Latin asphaltum, from Ancient Greek ἄσφαλτος (ásphaltos, “asphalt, bitumen”).
aile: asfaltar, asfaltero, asfáltico
Pensé que me iban a tirar en un zanjón». — ‘Bir örgüte geldim çakıldım.’
İtalyancamanto, manto stradale, pavimentazione, pavimentazione stradale, sporco, sudiciume (eril) /ˈman.to/
mantle, cloak · layer, surface, blanket, carpet · pavement
çekim: çoğul manti
eş: mantello, mantella, cappa, paludamento, strato protettivo, copertura
köken: From Late Latin mantum.
aile: ammantare, ammanto
Non ne ho mai vista una più grande di un sassolino. — Çakıldan daha büyüğünü görmedim.
Rusçaгалька; гравий
Я просыпался как встёпанный.". — ‘Bir örgüte geldim çakıldım.’
Arapçaبُقْعَة, تُرَاب, تُرْبَة, قَذَارَة
وَمَا فِي الْجَنّةِ أَعْزَبُ؟". — ‘Bir örgüte geldim çakıldım.’
Felemenkçeaarde, plaveisel, verharding, vuil, wegdek, wegverharding (dişil) /ˈaːr.də/
earth, soil, ground · earth, ground
çekim: çoğul aardes
eş: aardbol, aardrijk, bol, globe, planeet, terra
köken: From Middle Dutch āerde, from Old Dutch ertha, from Proto-West Germanic *erþu, from Proto-Germanic *erþō. False cognate of Arabic أَرْض (ʔarḍ).
aile: aardachtig, aardappel, aardebaan, aarden, aardewerk, aardgebonden, aardkunde, aardlaag, aardman, aardolie
Er werden in totaal 2038 exemplaren gebouwd. — Toplam olarak 2080 tane kazık çakıldı.
Een kudde wisenten heeft de aarde hier vertrapt.
De vochtige aarde ruikt goed.
Portekizcesujeira, sujidade (dişil) /suˈʒe(j).ɾɐ/
filth; dirt · something which causes things to become dirty, such as a speck of dust or a stain · corruption; disloyalty; dishonesty
çekim: çoğul sujeiras
eş: ceroto
zıt: asseio, higiene, limpeza, pureza
köken: From sujo (“dirty”) + -eira, from Latin sūcidus (“juicy; sappy”), from sūcus (“juice”).
Nunca vi uma maior do que um seixo. — Çakıldan daha büyüğünü görmedim.
Yunancaακαθαρσία, πλακόστρωτο (dişil)
impurity, dirt, filth · faeces, excrement
çekim: çoğul ακαθαρσίες · tamlayan ακαθαρσίας
Δεν έχω δει μεγαλύτερη από χαλίκι. — Çakıldan daha büyüğünü görmedim.
clipping of ダートコース (dāto kōsu, “dirt course”)
köken: From English dirt.
砂と埃ばかりだ。 — Kum ve çakıl.
dirty; Verbal noun of 더럽다 (deoreopda, “to be dirty”)
eş: 때
돌을 한 개씩 옮겨서 만듭니다. — Her seferinde bir çakıl taşıyla.
earth, soil; a rock- or sand-based unconsolidated material in which land plants grow · earth, ground (as opposed to the sky or sea) · earth; one of the four or five basic elements in alchemical or Taoist philosophy
çekim: çoğul jordar · tamlayan jords
eş: land
köken: From Old Swedish iorþ, from Old Norse jǫrð, from Proto-Germanic *erþō, from Proto-Indo-European *h₁er-.
aile: brända jordens taktik, fast jord, fosterjord, jord under naglarna, jorda, jordafärd, jordart, jordaxel, jordbegravning, jordbi
"Plötsligt hör jag ett skrapande..." — "Bir avuç "çakıltaşı"..."
Lehçebrud, brudy, bruk, nawierzchnia, ziemia (eril) /ˈbrut/
dirt, filth, grime
çekim: çoğul brudy · tamlayan brudu
eş: nieczystość, zanieczyszczenie, gnój, syf
köken: Etymology tree Proto-Slavic *brudъ Polish brud Inherited from Proto-Slavic *brudъ.
aile: brudno, brudny, brudzić
Samolot roztrzaskał się o wzgórze Dümentepe. — Uçak, Walak Dağı'na çakılmıştır.
Ukraynacaбруд, брукі́вка, мостова́, пля́ма /brud/
dirt, grime, filth
çekim: çoğul бру́ди · tamlayan бру́ду
köken: Inherited from Proto-Slavic *brudъ
aile: бру́ди́ти, брудни́й, брудо́та
«Одненький Коропчук...» / І. — "Bir avuç "çakıltaşı"..."
filth, dirt · a vulgarity, expletive
çekim: çoğul गंदगियाँ
köken: Borrowed from Classical Persian گندگی (gandagī).
dirt, filth, stain, muck (foreign substance that makes something unclean)
çekim: çoğul liat · tamlayan lian
köken: From Proto-Finnic *lika, possibly borrowed from Proto-Germanic *slīką. Related to Estonian liga, Ingrian lika, Karelian lika /liga and Ludian lʹiga.
aile: liata, likainen, likautua, liko, irtolika, lianarka, likaahylkivä, likakaivo, likakerros, likapilkku
Tuli ja tuhka. — Kum ve çakıl.
paving, pavement
çekim: çoğul dlažby · tamlayan dlažby
eş: dláždění
köken: From dláždit + -ba.
Podlaha je kamenná. — Zemini çakıl taşlıdır.
Rumencemizerie, murdărie, pământ, pavaj (dişil) /miˈze.ri.e/
misery (great unhappiness) · want, poverty · filth, squalor, dirt
çekim: çoğul mizerii · tamlayan mizerii
köken: Borrowed from French misère, from Latin miseria.
Reprezinta urme ale unei vechi cetati. — Antik kent (Çakılköy) izlerine rastlanmıştır.
Macarcaföld, kövezet, piszok, útburkolat /ˈføld/
earth, land · plot, estate, a piece or stretch of land · soil, dirt
çekim: çoğul földek
köken: Of uncertain origin, perhaps a derivation. One explanation is that it is from föl (“the upper part of something”) + -d (nominal suffix, originally diminutive suffix). For similar derivation, compare gyenge (“weak”) > gyengéd (“gentle”).
aile: földecske, földel, földes, földi, földség, földtelen, földabrosz, földadó, földalap, földalatti
A gép hegyoldalnak csapódott. — Uçak, Walak Dağı'na çakılmıştır.
İbraniceלִכְלוּךְ, מִסָּעָה, מִרְצֶפֶת, עָפָר
אבן אחר אבן. — Her seferinde bir çakıl taşıyla.
Latincecaenum, pavīmentum, sordēs /ˈkae̯.nũː/
dirt, filth, mud, mire
çekim: çoğul caena · tamlayan caenī
köken: Uncertain – usually derived from Proto-Indo-European *ḱʷeyn- (“to soil; mud; filth”). According to Pokorny, cognate with inquinō, obscēnus, cūniō and English whin.
aile: caenōsus, caenulentus
Dancabrolægning, snavs, vejbelægning
Jeg har kun set små sten. — Çakıldan daha büyüğünü görmedim.
Norveççebrolegging, brolegning, brulegging, brulegning, flekk, skitt
«En tarvelig bergenser av ...» — "Bir avuç "çakıltaşı"..."
Endonezceturapan
Sering terlihat jauh di atas tanah. — Genellikle çakıllı sığ topraklarda görülür.
dust
köken: From Proto-Vietic *buːlʔ.
aile: bờ bụi, bụi bẩn, bụi bờ, bụi đời, bụi hồng, bụi trần, đi bụi, gió bụi, hít bụi, khói bụi
Tuy nhiên Vickers lại bị nghiền nát bởi tàu vũ trụ hư hỏng của Engineer đâm sầm xuống mặt đất. — Mühendisin zemine çakılan gemisi Vickers'i ezer.
Bulgarcaземя́, мръсоти́я, насти́лка, пава́ж, петно́, пло́чник
Общо са направени 800 изменения. — Toplam olarak 2080 tane kazık çakıldı.
Slovakçašpina, zem (dişil) /zem/
earth
köken: Inherited from Proto-Slavic *zemľa, from Proto-Balto-Slavic *źémijāˀ (“ground”), from Proto-Indo-European *dʰéǵʰōm.
aile: bezzemok, čiernozem, cudzozemec, cudzozemský, nadzem, podzemie, pozemok, územie, územný, zemeguľa
na hŕbe skál sú pozapletané jeho korene, a hľadí po dome kamenia. — Kökleri taş yığınına sarılır, Çakılların arasında yer aranır.
Slovenceumazanija, zemlja (dişil) /zɛ̀ːmlja/
earth, soil · land
çekim: çoğul zêmlje · tamlayan zêmlje
köken: From Proto-Slavic *zemľa, from Proto-Balto-Slavic *źémijāˀ, from Proto-Indo-European *dʰéǵʰōm.
V vzhodnem delu je navadno apsida. — Doğu masa dediği için normalde çakılı durumdalar.
Etimoloji
From Ottoman Turkish چاقل (çakıl).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Ben çakılı kaldım.
I'm stuck in a rut.
Evde çakılıp kaldık.
We're grounded.
Uçak yere çakıldı mı?
Did the plane crash?
Evde çakılıp kaldınız.
You're grounded.
Tom evde çakılıp kaldı.
Tom is grounded.
Uçağımız denize çakıldı.
Our plane crashed into the sea.
Tom kafaüstü yere çakıldı.
Tom landed on his head.
Bence kıvılcım içten çakılmalı."
I think the spark has to be lit from the inside."
Üç gündür burada çakıldım kaldım.
I've been stuck here for three days.
Köye çakıl yol, 2007 de gelmiştir.
Provincial expressways also allow it in 2007.
Toplam olarak 2080 tane kazık çakıldı.
A total of 2,808 ballots were rejected.
Ana toprak tipi çakıllı killi tınlıdır.
Main soil type is pebbly clay loam.