qualm

/kwɑːm/
EN → TR
"qualm" kelimesinin Türkçesi: umutsuzluk, şüphe, karamsarlık, ansızın gelen gönül bulantısı, vicdan azabı. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelumutsuzluk
Genelşüphe
Genelkaramsarlık
Genelansızın gelen gönül bulantısı
Genelvicdan azabı
Genelpişmanlık. qualms of con science vicdan azabı
Genelbulunç ezinci.

Tanım

•a mild state of nausea

Diğer Dillerde

AlmancaGewissensbisse
İspanyolcareaciedad, renuencia, reparo
Rusçaрасте́рянность, сомне́ние, тошнота́, угрызе́ния со́вести
Felemenkçe(aanval van) misselijkheid, (plotse) onpasselijkheid, angstgevoel, bedenking, braakneiging, gewetensaanval
Rumencecompuncțiune, greață, scrupul
Bulgarcaбезпокойство, гадене, опасение, прилошаване, угризение
Slovakçazábrany
Gürcüceგულის რევა, დაბნეულობა, ეჭვი, მერყეობა, სინდისის ქენჯნა
Makedoncaскрупула

Kelime Ailesi

qualmish
qualmishly
qualmishness
qualmless
qualmy

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Kim demiş "suç bedel ödemez" diye?
But others on Twitter had no qualms about raising his criminal past:
O, öyle yaparken hiç vicdan azabı çekmedi.
He had no qualms in doing so.
Tom yalan söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.
Tom had no qualms about lying.
Tom sınavda kopye çekmekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.
Tom had no qualms about cheating on the test.
Tom'un diğer insanların yiyeceğini çalmakla ilgili vicdan azabı yok.
Tom has no qualms about stealing other people's food.
Tom'un düşündüğünü herkese söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.
Tom had no qualms about telling everybody what he thought.
Yayınlanan bildiri, faillerin can almaktan hiç çekinmediklerini gösterdi.
The manifesto made it clear that the perpetrators have no qualms about taking lives.
Tom'un böylesine büyük bir izleyicinin önünde konuşma hakkında hiç endişesi yoktu.
Tom had no qualms at all about speaking in front of such a large audience.