Bu düpedüz yalandır!
This is an outright lie!
Bunu karşılıksız aldım.
I bought this outright.
Bu çeviri tamamen yanlış.
This translation is outright wrong.
Bazıları bunu açıkça reddetti.
Some refused outright.
Sunculuğunu İlker Ayrık yaptı.
Nevertheless, the former signed him outright.
Ben Weatherstaff düpedüz güldü.
Ben Weatherstaff laughed outright.
Beş yaşındakiler düpedüz yalan söylerler.
Five-year-olds lie outright.
Evimin de tam anlamda sahibi sayılmam aslında,
And let's say on that house - unfortunately, I don't own it outright.
Asıl metinde salt bağımsızlık ilanı öngörülüyordu.
The original text had amounted to an outright declaration of independence.
Bu alçakça ve acımasız plan tam bir soykırımdı."[1]
This despicable and cutthroat plan was outright genocide."[170]
STS-4, 1982 : Çıkıntılı Hava Yükü (PAL) rampa kaybı.
STS-4, 1982: PAL ramp loss; 40 tiles require outright replacement.
Ancak Zrvenkovski'nin yakaladığı fark, zafere yetmedi.
However, Crvenkovski's margin was not enough for outright victory.