berate
/bɪˈɹeɪt/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"berate" kelimesinin Türkçesi: azarlamak, haşlamak., azarlamak, haşlamak, paylamak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelazarlamak
Genelhaşlamak.
Genelazarlamak
Genelhaşlamak
Genelpaylamak
Genelfırça atmak
Tanım
•censure severely or angrily
Diğer Dillerde
Rusçaбрани́ть, поноси́ть, руга́ть
Arapçaسَبَّ, شَاتَمَ, شَتَمَ, لَحَا
Portekizceadmoestar, repreender
Japoncaガミガミ叱る, しかる, 痛罵する, 難詰する
Ukraynacaгани́ти, ла́яти, свари́ти
Dancaoverfuse
Norveççerakke ned på, skjelle ut
Bulgarcaруга́я
Letoncabārt, lamāt
Etimoloji
Etymology tree Proto-Indo-European *h₁ep-der. Proto-Indo-European *h₁épsder. Proto-Indo-European *h₁epider. Proto-Indo-European *h₁pi Proto-Germanic *bider. Proto-Germanic *bi- Proto-West Germanic *bi- Old English be- Middle English bi- English be- English rate English berate From be- + rate (“to scold, upbraid”).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Mary Tom'u azarladı.
Mary berated Tom.
Tom Mary'ye fırça çekti.
Tom berated Mary.
Sami, Leyla'yı azarladı.
Sami berated Layla.
Hatta onu aşağılıyorlar bile.
They, in fact, berate it.
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"
"Gut beraten, aber von wem?".
Öğretmen işini kaybetti çünkü hata yapan öğrencileri acımasızca azarladı.
The teacher lost his job because he cruelly berated students who made mistakes.
Chizuru bunun için onu azarladığında, onun beklediğinden daha kaba biri olduğunu fark eder.
When Chizuru berates him for that, he realizes she is meaner than he expected.