admit

/ədˈmɪt/2 hece
A2 seviye
EN → TR
"admit" kelimesinin Türkçesi: kabul etmek, teslim etmek, içeriye bırakmak, girmesine müsaade etmek: izin vermek, müsaade etmek admit of imkân vermek admittance içeriye kabul. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelkabul etmek
Genelteslim etmek
Geneliçeriye bırakmak
Genelgirmesine müsaade etmek: izin vermek
Genelmüsaade etmek admit of imkân vermek admittance içeriye kabul
Genelgirme müsaadesi
Genelgiriş hakkı. No admittance. Girilmez.

Tanım

•serve as a means of entrance

Diğer Dillerde

İspanyolcaadmitir, dar entrada, dejar entrar, ingresar, permitir, reconocer
İtalyancaammettere, far entrare, riconoscere, ricoverare
Rusçaвпуска́ть, впусти́ть, допуска́ть, допусти́ть, позво́лить, позволя́ть
Arapçaأَعْتَرَفَ
Kazakçaмойындау
Portekizceaceitar, reconhecer
Japonca承認する, 認める
Ukraynacaвизнава́ти, ви́знати, впуска́ти, дозволя́ти, допуска́ти, признава́ти
Fincehyväksyä, myöntää, ottaa sisään, päästää (sisään), sallia
Macarcabebocsát, beenged, beismer, bevall, elismer
İbraniceהוֹדָה
Latinceadmittō, confiteor, fateor, intrōmittō
Norveççeinnlegge, innrømme, slippe inn, tilstå
Bulgarcaдопуска́м, позволя́вам, признава́м, пускам да влезе
Slovencepriznati

Etimoloji

From Middle English admitten, amitten, borrowed from Old French admettre, amettre (“to admit”), from Latin admittō (“to allow entrance, inlet”, literally “to send to”), from ad- + mittere (“to send”).

Kelime Ailesi

admit defeat
admittable
admittance
admittedly
admittee
admitter
admitting
admittingly
coadmit
nonadmitted
preadmit
re-admit
readmit
unadmitted
unadmitting

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Kabul et!
Admit it!...
Kabul edin.
Admit it.
Bu imkansız.
Their collective wisdom is much greater than mine, and I admit it to them openly.
Yorum yok dedi !
No comment means admitting
Haydi, itiraf et.
Come on, admit it.
İtiraf edecek mi?
Will he admit it?
Başarısız oldum !
I admit my failure!
The girl admitted.
The girl admitted.
O bunu kabul etmez.
They won't admit it.
Onu itiraf ediyorum.
I admit it.
Onu itiraf edeceğim.
I'll admit that.
Tom onu itiraf etti.
Tom admitted that.