acknowledge

/əkˈnɒ.lɪdʒ/3 hece
B2 seviye
EN → TR
"acknowledge" kelimesinin Türkçesi: itiraf, kabul, teşekkür, senet, tasdikname. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelitiraf
Genelkabul
Genelteşekkür
Genelsenet
Geneltasdikname
Genelonaylamak
Genelonaylama
Geneltasdik
Genelborç ikrarı.
Genelteslim etmek
Geneltasdik etmek
Genelşükranla tanımak
Genelgerçek veya kanuni olduğunu kabul etmek. acknowledgment teslim
Geneldoğruluğunu kabul etmek

Görsel

melankolik odada pencereye bakan adam ve boş sandalye itirafları kitabı

Tanım

•accept (someone) to be what is claimed or accept their power and authority

Diğer Dillerde

Almancaanerkennen, bekennen, den Empfang bestätigen, zur Kenntnis nehmen
İspanyolcaacatar, acusar recibo, confirmar que se recibió, reconocer
Rusçaподтверди́ть, подтвержда́ть, признава́ть, призна́ть
Arapçaشَكَرَ
Felemenkçeerkennen, erkentelijk zijn, ontvangst bevestigen/melden
Japonca承認する, 認める
Ukraynacaвизнава́ти, ви́знати, підтве́рджувати, признава́ти, призна́ти
Çekçepřipustit
Rumencerecunoaște
Macarcaelismer, visszaigazol
Latinceagnoscō, fateor
Bulgarcaпотвържда́вам, признава́м, признателен съм
Slovakçapripustiť, priznať, priznávať
Galiçyacaacusar recepción (a), acusar recibimento (o), recoñecer
Galcecydnabod
İrlandacaadmhaigh
Esperantoagnoski, kvitanci
Afrikancaeien, erken, ontvangs bevestig

Kelime Ailesi

acknowledge the corn
acknowledgeable
acknowledged
acknowledger
disacknowledge
misacknowledge
preacknowledge
reacknowledge
unacknowledge

Örnek Cümleler

Onayla@ info
Acknowledge
150 PKK'lı öldü.
The PKK acknowledged only 150 casualties.
Valla, kabul edin!
Well, acknowledge them.
Şükretmiyecekler mi?
Then why do they not acknowledge thanks?
O tehlikeyi onaylıyor.
He acknowledges the danger.
O, hatasını kabul etti.
He acknowledged his fault.
Kanıtı kabul etmeliyim.
I must acknowledge the evidence.
Hala şükretmiyorlar mı?
Then why do they not acknowledge thanks?
Hâlâ şükretmiyorlar mı?
Then why do they not acknowledge thanks?
Bunu böyle kabul edelim.
Lets all acknowledge that right now.
Bu yüzden sessiz kaldım.
So I wanted to acknowledge it quietly.
O, hatalarını kabul etti.
He acknowledged his faults.