zımbırtı

/zɯm.bɯɾˈtɯ/
noun
C2 seviye
TR → EN
"zımbırtı" kelimesinin İngilizcesi: thingamajig, thingamabob, stuff, thingumabob, thingumajig, whatchamacallit. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelthingamajignoun
Genelthingamabobnoun
Genelstuff
Genelthingumabob, thingumajig
Genelwhatchamacallit
Genelwhatchamacallit

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)zımbırtıyı
Yönelme (-e)zımbırtıya
Bulunma (-de)zımbırtıda
Çıkma (-den)zımbırtıdan
Tamlayan (-in)zımbırtının
Çoğul (-ler)zımbırtılar

Tanım

•adı hatırlanmayan veya söylenmek istenmeyen ufak ve değersiz bir şeyi anlatmak için kullanılan bir söz
•bu çirkin sesi çıkaran şey
•telli bir çalgıyı acemice çalarak çıkarılan çirkin sesin adı
•Adı hatırlanmayan veya söylenilmek istenmeyen ufak ve değersiz bir şeyi anlatmak için kullanılan bir söz
•Bu çirkin sesi çıkaran şey
•Telli bir çalgıyı acemice çalarak çıkarılan çirkin ses

Diğer Dillerde

to stuff a void, to make (look) full · to stuff (animals), to practice taxidermy
çekim: geçmiş stopfte aus · ortaç ausgestopft · şimdiki stopft aus · ulaç ausstopfend
köken: aus- + stopfen
aile: Ausstopfung, Ausstopfer
- Die Sache mit der Geldstrafe. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
Ich habe mich als Frau verkleidet und den BH mit Apfelsinen ausgestopft.
Das Wohnzimmer war voll mit ausgestopften Tieren.
thingamajig
çekim: çoğul bidules
köken: Of unknown origin. Possibly from Picard bidoule, berdoule (“mud”). First attested in 1940 as military slang for a mess (in the sense of a dirty or disordered thing).
- Les amendes à payer. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
C’est quoi ce bidule?
to crowd · to stuff · to stuff oneself (with food)
çekim: geçmiş atiborré · ortaç atiborrado · şimdiki atiborra
eş: llenar, colmar, saturar, quemarse, empacharse
köken: From archaic atibar + borra. atibar derived from Latin stipāre (whence English constipation).
aile: atiborramiento
Sólo perforar. — Çılgın astronot zımbırtıları yok.
İtalyancacose, essere pieno, essere satollo, farcire, ficcare, impagliare /ˈkɔ.ze/
plural of cosa
eş: affari, averi, beni, effetti, masserizie, mestruazioni
- Roba di multe. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
Rusçaбандура, быть сытым, вещество́, ве́щи, добро́, запихну́ть (dişil) /bɐnˈdurə/
bandura (old Ukrainian music instrument) · a large, bulky object
çekim: çoğul банду́ры · tamlayan банду́ры
köken: Borrowed from Ukrainian банду́ра (bandúra).
-Наказание штрафом вещи. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
Farsçaتپاندن, چپاندن, چیز میز
Felemenkçedinges, goedje, opzetten, proppen, spul, stof (eril) /ˈdɪ.ŋəs/
thingamajig, whatchamacallit · whatshisname, whatshername
çekim: çoğul dingesen
eş: huppeldepup
köken: From older dings, from ding (“thing”). Compare German Dings and Dingens in the same sense.
De strafboete zaken. - Hoeveel zijn dat er? — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
Ik kwam gisteren dinges tegen, die ene met de snor.
Portekizcebagaça, bagulho, coisa, coisas, empalhar, entupir (dişil) /baˈɡa.sɐ/
thingamajig, gizmo, thingy (something whose name is unknown)
çekim: çoğul bagaças
"Nós só estamos a criar isto. — Bu zımbırtıyı biz sadece geliştiriyoruz.
to fill, fill up · to stuff
çekim: geçmiş γέμισα · ortaç έχοντας γεμίσει · şimdiki γεμίζει · ulaç γεμίζοντας
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *gem- Proto-Indo-European *gém-e-ti Proto-Hellenic *gémō Ancient Greek γέμω (gémō) Proto-Indo-European *-id- Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *-idyéti Proto-Hellenic *-íďďō Ancient Greek -ίζω (-ízō) Ancient Greek γεμίζω (gemízō) Greek γεμίζω From Koine Greek, Ancient Greek γεμίζω (gemízō).
aile: γέμιση, γέμισμα, γεμιστήρας, γεμιστής, γεμιστός
- Σχετικά με τα πρόστιμα. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
300 BCE – 200 BCE, Septuagint, Genesis 45.17
Japoncaもの, 何々, 何とか, 原料, 壊れる, 材料 /mo̞no̞/
indicates a reason or cause; because · used to indicate a reason with some amount of wonder or admiration; (it's) because · used to assert something, often implying dissatisfaction or downheartedness
eş: 事
köken: From 物(もの) (mono, “thing”).
フランスの科学だよ — -- ve diğer Fransız bilim zımbırtıları.
あなたはよく働くもの、きっとうまくいくでしょう。
あなたは学校の成績がいいものね。
だって寒いんだもん。
Korece거시기, 뭐시기, 잡것 /kʌ̹ɕʰiɡi/
dissatisfactory · thingamajig, whatchamacallit · penis
köken: Of uncertain origin. Commonly analysed as descending from dialectal 그슥 (geuseuk) or 거슥 (geoseuk), which has been explained as formed by analogy with the Middle Korean interrogative pronoun 므슥 “what” plus the suffix -이 (-i). In Modern Korean, 거시기 functions as an indefinite pronoun and as a discourse marker used when the speaker cannot, does not remember, or does not wish to name something directly.
— 그리고 다른 프랑스 과학 같은 것들도 관련되었고요. — -- ve diğer Fransız bilim zımbırtıları.
a state of (heavier) drunkenness
çekim: çoğul fyllor · tamlayan fyllas
köken: From Old Swedish fylla, from Old Norse fylla, from Proto-Germanic *fullijaną. Cognate with Danish fylde, Norwegian fylle, English fill, German füllen, Gothic 𐍆𐌿𐌻𐌻𐌾𐌰𐌽 (fulljan).
aile: fyllefest, fylleslag, fyllesvin, fyllhund, karatefylla, på fyllan
-Och vitesgrejerna. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
Lehçebambetle, dynks, dzyndzel, faszerować, gżdynks, nadziać /bamˈbɛ.tlɛ/
stuff, things, belongings (personal items) · bric-a-brac (random assortment of things)
çekim: çoğul bambetli · tamlayan bambetli
eş: rzeczy, manatki, manele, klamoty, graty, rupiecie
köken: Borrowed from Yiddish בעט (bet) + באַנק (bank), from German Bank + Bett.
-Kary grzywien. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
Ukraynacaя́к її́, я́к їх, я́к його́
- та інші французькі наукові штучки. — -- ve diğer Fransız bilim zımbırtıları.
Fincehilavitkutin, kiilata, mässätä, olla täynnä, pakata, panna /ˈhilɑˌʋitkutin/
a contraption, thingamajig; an unspecified piece of apparatus, or one for which one does not know a real name
çekim: çoğul hilavitkuttimet · tamlayan hilavitkuttimen
köken: Possibly from the verbs hilata and vitkuttaa, as something like hila- + vitkuttaa + -in.
-Sakotukseen liittyviä juttuja. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
Çekçetentononc
věc, jejíž název mluvčí nezná nebo si na něj nemůže vzpomenout, příp. věc, která je těžko pojmenovatelná; příp. věc, kterou mluvčí nechce pojmenovat (tabuová náhrada, hesitační slovo)
eş: bazmek, věcička, hajzl
-Za zaplacení pokut. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
plural of chestie — things
- Cu amenzi şi penalităţi. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
Macarcaanyag, bizbasz, cucc, dolog, eltörött, hogyhívják /ˈɒɲɒɡ/
material, matter, substance · a unit of knowledge to be taught and learnt · drugs
çekim: çoğul anyagok
köken: From anya (“mother”) + -g (noun-forming suffix). Compare Latin māter (“mother”), māteria (“matter”).
aile: anyagi, anyagú, alapanyag, anyagcsere, építőanyag, faanyag, hatóanyag, műanyag, nyersanyag, propagandaanyag
- A pénzbírságok, meg a többi. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
İbraniceדבר, חומר \ חֹמֶר, מַה שְּׁמוֹ, מלא, נשבר, פחלץ (eril) /daˈvaʁ/
thing · speech · word (unit of language)
çekim: çoğul דְּבָרִים
aile: אֵין דָּבָר הָעוֹמֵד בִּפְנֵי הָרָצוֹן, אִישׁ דְּבָרִים, בְּסוֹפוֹ שֶׁל דָּבָר, וּבְכִיסוֹ, וּבְכַעְסוֹ, דָּבָר אַחֵר, דְּבַר תּוֹרָה, דִּבְרֵי יָמִים, דְּבָרִים בְּטֵלִים, מִטֶּבַע הַדְּבָרִים
."אני רוצה את "רוקהאונד — Çılgın astronot zımbırtıları yok.
Latincefarciō, māteria, stīpō
Dancadimsedut, dingenot, dippedut, himstergins, himstregims, materiale /matriaːlə/
material
çekim: çoğul materialer · tamlayan materiales
köken: From Late Latin materiale, neuter of materialis, from Latin māteria (“matter”), from māter (“mother”), from Proto-Indo-European *méh₂tēr (“mother”).
- Ikke lege astronauter? — Çılgın astronot zımbırtıları yok.
Norveççefylle, stappe
Vietnamcađồ, nhét, nhồi /ʔɗo˨˩/
unspecified stuff or things · the thing that is used for...; the whatsit that is used for...; -er · belongings
köken: Sino-Vietnamese word from 徒.
aile: cầm đồ, đồ ăn, đồ ăn thức uống, đồ bơi, đồ chơi, đồ dùng, đồ đạc, đồ gốm, đồ hàng, đồ uống
-Một mớ tiền phạt. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
cái/đồ đánh trứng
đồ tây
Bulgarcaвещество, засищам, засищам се, материя, натъпквам, нещо (nötr) /vɛʃtɛstˈvɔ/
substance, material · matter
çekim: çoğul вещества́
köken: From вещ (vešt) + -ество́ (-estvó).
aile: веще́ствен
- Глоби някакви. — -Ceza tazminatı zımbırtıları.
Slovakçaoné
-- a iných francúzskych vedeckých veciach. — -- ve diğer Fransız bilim zımbırtıları.
Litvancakim̃šti
Taycaกรอก /krɔːk̚˨˩/
to pour; to rinse · to stuff; to fill in
köken: Cognate with Lao ກອກ (kǭk).
aile: พูดกรอกหู, ไส้กรอก
Katalancadaixò, daixonses, dallò, dissecar, embotir, empaquetar (eril) /dəˈʃɔ/
thingy, stuff
çekim: çoğul daixons
köken: From de + això.
aile: daixonses

Etimoloji

By surface analysis, zımbır + -tı.

Örnek Cümleler

O zımbırtı işe yaramaz.
That thingamajig does not work.
Zımbırtımı takside unuttum.
I forgot my whatchamacallit in the taxi.
Bu zımbırtı nereye gidiyor?
Where does this doodad go?
-Ceza tazminatı zımbırtıları.
-The penalty fine stuff.
İşte bu küçük zımbırtı da tracker.
This little piece is the tracker.
-- ve diğer Fransız bilim zımbırtıları.
And other French science stuff. That's French science.
Bu zımbırtıyı biz sadece geliştiriyoruz.
We're just building this stuff.
Evde öyle imrenilecek çok zımbırtım da yoktu.
I don't have the fanciest gadgets at home.
Uçağa bakın, bu zımbırtı nasıl uçuyor diye sormuyor.
He doesn't look at an airplane and say : how does that damn thing fly?
- Uzayda yürümek yok. Çılgın astronot zımbırtıları yok.
No spacewalkin', no crazy astronaut stuff.
Onların "Robocop" benzeri zımbırtıları izlemeye ekonomik güçleri yeter.
They can afford to watch their "Robocop" and whatever.
Ve hemen ardından, o zımbırtıyı göller dolusu, galonlar dolusu tükettik.
And pretty soon, we're swilling that stuff by the lake-ful, by the billions of gallons.
zımbırtı ile daha fazla örnek cümle →