poşet
/pɔˈʃet/
noun
C2 seviye
TR → EN
"poşet" kelimesinin İngilizcesi: bag, plastic bag. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbag
Genelplastic bag
Görsel







Çekim Tablosu
Belirtme (-i)poşedi
Yönelme (-e)poşede
Bulunma (-de)poşette
Çıkma (-den)poşetten
Tamlayan (-in)poşedin
Çoğul (-ler)poşetler
Tanım
•torba
•Zorunlu askerliğin 12 ay ve üstü olduğu zamanlarda eğitim vb. sebeplerle askerliğini daha kısa süreli yapan erler.
•Naylon torba
Diğer Dillerde
a small to medium-sized bag, usually of fabric · pouch (bag with a drawstring) · pouch (body part of a marsupial)
çekim: çoğul Beuteln · tamlayan Beutels
eş: Sack, Tasche
köken: From Middle High German biutel, from Old High German būtil, from Proto-West Germanic *būdil (“bag, purse”), from Proto-Indo-European *bʰew- (“to blow, swell”). Cognate with Dutch buidel, Yiddish בײַטלען (baytlen).
aile: Beutelmarder, Beutelmaulwurf, Beutelmaus, Beutelmull, beuteln, Beutelratte, Beuteltier, Beutler, Brustbeutel, Einkaufsbeutel
Papier oder Plastik? — Kağıt torba mı plastik poşet mi?
Der Beutel ist ziemlich voll.
Fransızcaattraper, bique, choper, cornet, éclater de rire, ensacher /a.tʁa.pe/
to trap (to capture in a trap) · to catch (e.g. a ball) · to catch (a cold etc.)
çekim: geçmiş attrapé · ortaç attrapé · şimdiki attrape · ulaç attrapant
köken: From Middle French attraper, from Old French atraper (compare also Old French antraper), equivalent to a- + trapper.
aile: attraper froid, attraper la grosse tête, rattraper
Un sac, une pomme, un quartier. — Bir poşet, bir elma, bir dilim.
Le renard s’est enfin laissé attraper au piège.
attraper un rhume, une fièvre
İspanyolcabolsa, cartucho, embolsar, funda, jaba, saco (dişil) /ˈbolsa/
coin purse · purse, handbag · stock exchange
çekim: çoğul bolsas
eş: saco, talega, monedero, bolso, mochila, bolsillo
köken: Inherited from Late Latin bursa. Doublet of bursa. Cognate with English burse (“purse”).
aile: aflojar la bolsa, agente de bolsa, bolsa de agua caliente, bolsa de aire, bolsa de corporales, bolsa de cría, bolsa de Dios, bolsa de dormir, bolsa de estudios, bolsa de hielo
Una bolsa, una manzana, un trozo. — Bir poşet, bir elma, bir dilim.
İtalyancabusta, insaccare, sacchetto, sacco, sbolgiare (dişil) /ˈbus.ta/
envelope · cover · shopping bag
çekim: çoğul buste
eş: custodia, astuccio, fodero, guaina, contenitore, sacchetto
köken: Borrowed from Old French boiste, whence French boîte (“box”). Derived from Medieval Latin buxida, inflected form derived from Latin buxētum (“boxwood plantation”), from Latin buxus (“boxwood”).
aile: busta paga, bustarella, imbustare
Una busta, una mela, una fetta. — Bir poşet, bir elma, bir dilim.
La carta è troppo grande per la busta.
busta primo giorno emissione
Rusçaдурну́шка, кики́мора, крокодил, мешо́к, паке́т, страхолю́дина (eril) /krəkɐˈdʲiɫ/
crocodile · alligator clip · "Clam Shell", low-altitude search and acquisition radar (76N6)
çekim: çoğul крокоди́лы · tamlayan крокоди́ла
eş: крокодилище, грымза, НВО, низковысотный обнаружитель, горбатый, полосатый
köken: From Middle Russian крокодилъ (krokodil). Sense 5 refers to the drug's damaging effects on the skin, possibly related to the chemical name of the precursor α-chlorocodide.
aile: крокодилёнок, мимокрокоди́л, крокоди́ловы слёзы
Один пакет, одно яблоко, один ломтик. — Bir poşet, bir elma, bir dilim.
Arapçaجنطة, جَيْب, چيس, حَقِيبَة, خنشة f ميكا plastic bag, شنطة
حقيبة واحدة، تفاحة واحدة، شريحة واحدة. — Bir poşet, bir elma, bir dilim.
sak, ash-e sak, khoreshe sak; a Persian spinach soup
köken: Borrowed from French sac.
çekim: çoğul çantalar · tamlayan çantanın
köken: From Persian چنته.
Aclığımı duyub, çantasından mənə dürmək çıхartdı vеrdi, şərab təklif еlədi.
sack
çekim: çoğul дорбалар · tamlayan дорбаның
köken: From Persian توبره (tubre).
Özbekçeqopcha, sumka, xalta
handbag, satchel
çekim: çoğul sumkalar · tamlayan sumkaning
köken: Borrowed from Russian су́мка (súmka).
Felemenkçein een zak steken, in een zak stoppen, inpakken, tas, tasje, verpakken /ˈɪn.pɑk.ə(n)/
to pack up, to load things into a package · to wrap into paper or gift-wrap · to leave, to depart, to pack one's bags
çekim: geçmiş pakten in · ortaç ingepakt · şimdiki pakt in · ulaç inpakkend
zıt: uitpakken
köken: From in + pakken.
aile: de paling inpakken, inpakpapier
Waarom binden we het theezakje aan het kopje? — Çay poşetinin ipini neden fincanın kulbuna doluyoruz?
to pack or bundle · to die
çekim: geçmiş empacotei · ortaç empacotado · şimdiki empacota
köken: From em- + pacote (“bundle”) + -ar.
Preocupam-se mais com sacos de plástico do que com o plâncton. — Planktondan çok poşet torbalardan bahsedebiliriz.
bag (of paper or plastic; for shopping, etc) · sack (of paper or plastic; for storing/packing loose materials) · bin bag, waste bag
çekim: çoğul σάκοι · tamlayan σάκου
eş: σακούλα, τσάντα, σακί
köken: From Ancient Greek σάκκος (sákkos, “sack, bag; sackcloth”), most likely from Semitic.
Τα εγκαίνια του ολοκληρωμένου κτηρίου έλαβαν χώρα το 1908. — Poşet çayın keşfi ise 1908 yılında gerçekleşir.
a bag, a satchel, a handbag, a purse, a suitcase
köken: Borrowed from English bag.
aile: クラッチバッグ, サブバッグ, トートバッグ, ハンドバッグ, メインバッグ, メッセンジャーバッグ, ダッフルバッグ
1袋 1個 1切れ どれが本当の「1」でしょう? — Bir poşet, bir elma, bir dilim.
bag; pouch; sack · pocket (bag sewn into clothing)
eş: 口袋, 衣袋, 衣兜, 兜兒, 衣袋兒, 口袋
aile: 冊橐仔, 册橐仔, 塑膠橐仔, 塑胶橐仔, 手橐仔, 紙橐仔, 纸橐仔
纸袋,即用纸做的袋子。 — Kağıt poşet; bir ucu açık, kâğıttan yapılmış çanta.
bag; briefcase
eş: 지갑, 백
köken: From Japanese 鞄 (kaban, “bag”), of possible Chinese origin.
aile: 공공칠가방, 서류 가방, 손가방, 여행가방, 책가방
사과 한 봉지, 사과 한 개, 사과 한 조각. — Bir poşet, bir elma, bir dilim.
아빠는 가방을 들고 있습니다.
a carrier bag · a net, a cage (goal, in for example ice hockey) · synonym of mjärde
çekim: çoğul kassar · tamlayan kasses
köken: From Old Swedish karse (“basket made from bast or rope”), of uncertain origin.
aile: bärkasse, engångskasse, flergångskasse, papperskasse, plastkasse
Papper eller plast. — Kağıt torba mı plastik poşet mi?
sätta pucken i kassen
Hämta kasse efter kasse. Räkna pengar hela natten. Vi har MVG i gatumatte.
broad, bag (a woman) · chip shot (an easy goal) · goof, gaffe (mistake)
çekim: çoğul babole · tamlayan babola
eş: smark, reg. pozn. dundel
köken: Etymology tree Proto-Balto-Slavic *bā́ˀbāˀ Proto-Slavic *bàba Old Polish baba Polish baba Proto-Slavic *-oľь Polish -ol Polish babol From baba + -ol.
Jedna torba, jedno jabłko, jeden plasterek. — Bir poşet, bir elma, bir dilim.
Ukraynacaмішо́к, чува́л
Ми ховали книги в пакети для продуктів, щоб усі думали, що ми просто йдемо за покупками. — Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.
pocket
çekim: çoğul खीसे
köken: Borrowed from Classical Persian کیسه (kīsa). Cognate with Marathi खिसा (khisā).
the carcass of an animal · carcass used as bait when hunting carnivores · an ugly person, especially a woman
çekim: çoğul haaskat · tamlayan haaskan
köken: Probably derived from haja- (compare dialectal haiska) with + -ska.
aile: haaskata, haaskaeläin, haaskalintu, haaskametsästys, haaskansyöjä
evil witch (in fairy tales) · biddy, bag, hag (woman)
çekim: çoğul ježibaby · tamlayan ježibaby
köken: Inherited from Proto-Slavic *baba ęga.
Naše rovnovážná cena by mohla být okolo dvou centů za tašku. — Poşet başına denge fiyatımız da 2 kuruş. -
„Konečně mám něco dobrého na zub“, zvolala ježibaba se smíchem a chtěla děti hned sníst.
Rumencepungă (dişil) /ˈpun.ɡə/
purse
çekim: çoğul pungi · tamlayan pungi
köken: Unknown. Probably from Greek πούγγη (poúngi), πουγγί (poungí) Compare Aromanian pungã, punghe
aile: punga boașelor
Trebuie pungă? — Poşet lazım mı?
shopping bag · hag (an unpleasant older woman)
çekim: çoğul szatyrok
köken: Of unknown origin.
Kénytelen volt a kezeivel odavonszolnia magát a hűtőszekrényhez. — Kalanını poşetlere sararak buzdolabına dizdi.
İbraniceתִּיק
שקית אחת, תפוח אחד, חתיכה אחת. — Bir poşet, bir elma, bir dilim.
bellows · purse, sack, money bag · a small value coin
çekim: çoğul follēs · tamlayan follium
köken: Probably inherited from Proto-Indo-European *bʰolǵʰ-n-is, o-grade i-stem derivative of *bʰelǵʰ- (“to swell”) with an *-n- suffix (though De Vaan is skeptical of any etymology and leaves the origin open). Cognates include Sanskrit बर्हिस् (barhís, “straw, sacrificial straw”), Old English belġ (“bulge, bag, purse”) (English belly) and belġan (“to swell with anger”), Old Prussian balsinis…
aile: folleātus, folleō, follicō, folliculus, folligena, follis volātilis, follītim
çekim: çoğul poser · tamlayan poses
köken: From Old Norse posi, from Proto-Germanic *pusô.
Vi gemte vores bøger i indkøbsposerne så det lignede at vi bare var ude og købe ind. — Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.
Norveççebagge, burugle, hanke inn, veske
Etimoloji
Heceleme: po‧şet
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
torba
torbacık
Örnek Cümlelerpoşet ile daha fazla örnek cümle →
Poşet lazım mı?
Do you need a bag?
Bu poşeti tartacak mısın?
Will you weigh this parcel?
Bir poşet alabilir miyim?
Can I have a bag?
Sami çöp poşetlerini çıkardı.
Sami removed the trash bags.
Bir poşet, bir elma, bir dilim.
One bag, one apple, one slice.
Bu poşetleri bagaja koyar mısın?
Could you put these bags in the trunk?
Sami bir alışveriş poşeti buldu.
Sami found a grocery bag.
Bir poşet elma almam gerekiyordu.
So I did.
"P"'nin Poşet olduğunu kanıtlayın.
Prove that P is a poset.
2009'da Makedonya'da poşet yasağı geliyor
2009 to bring ban on plastic bags in Macedonia
Ben yalnızca biyobozunur poşet kullanırım.
I only use biodegradable bags.
Kalanını poşetlere sararak buzdolabına dizdi.
"Takarítsa ki hűtőszekrényét irodájában".
İlgili Sorular
Tam bir plastik poşeti suyla doldurup ocağın üzerine veya çakmakla ısıttığımda poşet neden erimiyor?
Yeşil çaydan fayda sağlamak için poşet çay kullanabilir miyim, yoksa taze demleme olmalı mı?
Yeşil çay tüketiminde fayda sağlamak amacıyla poşet çay yeterli midir, yoksa taze demleme şart mı?
Yeşil çayın sağlığa faydaları için poşet çay kullanılabilir mi, yoksa sadece taze demleme mi etkili?
Yeşil çaydan maksimum faydayı elde etmek için poşet çay mı, yoksa taze demlenmiş çay mı kullanılmalı?