müstakil

adj
TR → EN
"müstakil" kelimesinin İngilizcesi: sovereign, autonomous, distinct, autocephalous, substantive. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsovereignadj
Genelautonomousadj
Geneldistinct
Genelautocephalous
Genelsubstantive
Genelsovereign
Genelautonomous

Görsel

Ahşap detaylı modern beyaz müstakil ev, akşam alacakaranlığındaAhşap detaylı modern beyaz müstakil ev dış cephesiKarlı arazide ahşap kaplamalı modern A çatılı müstakil evAhşap Detaylar ve Beyaz Cepheyle Modern Minimalist Müstakil Ev Tasarımı

Tanım

•kullanış yönünden başka bir yapı ile bağlantısı olmayan, bağımsız
•kullanış yönünden belli kişi veya kişiler için ayrılmış olan
•Kullanış yönünden başka bir yapı ile bağlantısı olmayan
•Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür
•Kullanış yönünden belli kişi veya kişiler için ayrılmış olan

Diğer Dillerde

Almancaunabhängig /ˈʊn.apˌhɛŋɪç/
independent
çekim: karşılaştırma unabhängiger · üstünlük am unabhängigsten
eş: autark, autonom, eigenständig, eigenverantwortlich, selbständig, souverän
zıt: abhängig
köken: un- + abhängig
Diese hatte einen Haltepunkt in Zitz. — Vilayet bir müstakil sancaktı.
unabhängig von...
unabhängig davon, ob...
distinct; discrete (separate, distinguished, different)
köken: Borrowed from Latin distinctus.
Charges dans une maison individuelle — Mustakil evde ödemeler
İspanyolcacoya, distinto (dişil) /ˈkoʝa/
the wife of the Sapa Inca in the Inca Empire
çekim: çoğul coyas
köken: Borrowed from Quechua quya.
Gastos en una vivienda unifamiliar — Mustakil evde ödemeler
bright, shiny · clear · clear-cut, vivid
çekim: üstünlük chiarissimo
eş: limpido, luminoso
zıt: scuro, torbido
köken: Inherited from Latin clārus. Compare Albanian qartë.
Monticello è l'unica casa privata degli Stati Uniti ad essere stata inserita tra i patrimoni dell'umanità. — Monticello, ABD’deki Dünya Mirası olan tek müstakil evdir.
Rusçaизолированный, независимый; самостоятельный /ɪzɐˈlʲirəvən(ː)ɨj/
past passive imperfective participle of изоли́ровать (izolírovatʹ) · past passive perfective participle of изоли́ровать (izolírovatʹ)
eş: отдельный, единичный
aile: изоли́рованно
Оплаты в частном доме — Mustakil evde ödemeler
изоли́рованная ко́мната
изоли́рованный слу́чай/факт
Arapçaعَاهِل, مُسْتَقِلّ, مَلِك
رسوم الفيلات — Mustakil evde ödemeler
Farsçaمستقل /mus.ta.ˈqil/
independent · autonomous · separate, distinct, particular
zıt: وابسته
köken: Borrowed from Arabic مُسْتَقِلّ (mustaqill).
Azericemüstəqil, suveren /mys.tæ.ɡil/
independent
çekim: karşılaştırma daha müstəqil · üstünlük ən müstəqil
köken: From Classical Persian مستقل (mustaqil), from Arabic مُسْتَقِلٌّ (mustaqillun).
aile: müstəqillik
müstəqil ölkə
Kazakçaегемен, егеменді
sovereign
köken: Borrowed from Turkish egemen (“sovereign”), from Ancient Greek ἡγεμών (hēgemṓn).
aile: егемендік
Özbekçemustaqil
independent, sovereign
çekim: karşılaştırma mustaqilroq · üstünlük eng mustaqil
köken: Borrowed from Arabic مُسْتَقِلّ (mustaqill).
mustaqil Sharqiy Turkiston
free-standing
Geldgebrek was een ander struikelblok. — Bolu ise ayrı müstakil bir sancaktı.
Portekizcesoberana, soberano, suserano (dişil) /so.beˈɾɐ̃.nɐ/
feminine singular of soberano
çekim: çoğul soberanas
prince, sovereign · leader, ruler
çekim: çoğul ηγεμόνες · tamlayan ηγεμόνα
Το Κολλέγιο του Μπίσοπ ήταν το πρώτο σχολείο της Καρριακού. — Bu konak, okulun ilk müstakil binasıydı.
Japonca卓越した, 君主, 明白な, 無二の, 独立した, 異なる /kɯ̟̃ɰ̃ɕɨ/
a monarch
aile: 君主制, 君主国
保守主義者達は理性を懐疑する。 — İldenizliler zayıf düşünce müstakil oldu.
Korece군주, 독립되다, 자주적 /kuɲd͡ʑu/
monarch
eş: 왕, 임금
köken: Sino-Korean word from 君主.
아일랜드 사람들은 해양적 기질이 강하다. — İldenizliler zayıf düşünce müstakil oldu.
monarch (ruler)
çekim: çoğul monarker · tamlayan monarks
köken: From Latin monarcha, from Ancient Greek μονάρχης (monárkhēs), μόναρχος (mónarkhos).
Avgifter i egnahemshus — Mustakil evde ödemeler
independent (not contingent or depending on something else)
çekim: karşılaştırma bardziej niepodległy · üstünlük najbardziej niepodległy
eş: niezawisły, suwerenny, autonomiczny, niezależny
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *né Proto-Balto-Slavic *ne Proto-Slavic *ne Old Polish nie Old Polish nie- Polish nie- Polish podległy Polish niepodległy From nie- + podległy.
aile: niepodległość
W rezultacie "wkrótce prowincje Al-Hadżdżadża przewyższyły bogactwem Egipt i Syrię". — Nihayet Selahaddin Eyyubi el-Kurdi , Mısır ve Suriye mülküne müstakillen sahip oldu".
Ukraynacaвира́зний, влада́р, влади́ка, волода́р, госпо́дар, госуда́р
Дурень думкою багатіє. — İldenizliler zayıf düşünce müstakil oldu.
emperor, monarch, sovereign
çekim: çoğul अधिराजों
köken: Borrowed from Sanskrit अधिराज (adhirāja). By surface analysis, अधि (adhi, “over, supreme”) + राज (rāja, “king”).
different, dissimilar, distinct · various
çekim: karşılaştırma erilaisempi · üstünlük erilaisin
zıt: samanlainen
köken: eri (“different”) + -lainen
aile: erilaisesti, erilaistaa, erilaisuus, ernu, erilaisitiöinen, erilaiskehäinen, erilaislehtinen, erilaissekovartisuus
Maksut omakotitalossa — Mustakil evde ödemeler
Mänty ja kuusi ovat erilaisia havupuita.
Çekçepanovník, suverén, suverénní, svrchovaný, vládce, zřetelný (eril) /ˈpanovɲiːk/
monarch (the ruler of an absolute monarchy or the head of state of a constitutional monarchy)
çekim: çoğul panovníci · tamlayan panovníka
eş: vladař, monarcha, císař, velekrál, král, velkovévoda
köken: From panovat (“to rule”) + -ník.
Zároveň byla sestavena zvláštní jednotka kavalérie (turma) o 30 mužích. — Ayrıca her biri 30 askerden oluşan müstakil Süvari birlikleri (turma) oluşturuldu.
Rumencesuveran /su.veˈɾan/
sovereign
köken: Borrowed from French souverain, from Vulgar Latin *superanus, from Latin super.
Traducere din franceză Un autre regard sur Staline ". — "Azerbaycan'da Müstakil Hanlıklar Devri'ne Genel Bir Bakış".
Macarcaszuverén, uralkodó /ˈurɒlkodoː/
present participle of uralkodik: ruling, reigning
çekim: karşılaştırma uralkodóbb · üstünlük leguralkodóbb
köken: From uralkodik + -ó (present-participle suffix).
aile: uralkodói, egyeduralkodó, társuralkodó, uralkodócsalád, uralkodóház, uralkodónő
Kiépített parkolója nincs. — Müstakil binası yoktur.
İbraniceמֻבְחָן, נִבְדָּל
מונטיצ'לו הוא הבית הפרטי היחיד בארצות הברית שהוכר כאתר מורשת עולמית. — Monticello, ABD’deki Dünya Mirası olan tek müstakil evdir.
Latincedistīnctus, nobilis /ˈnoː.bɪ.lɪs/
noble, high-born · distinct, able to be known, famous, celebrated · known, famous; acquainted, familiar
çekim: karşılaştırma nōbilior · üstünlük nōbilissimus
köken: From nōscō (“know, recognize”) + -bilis. Cognate with Russian зна́тный (znátnyj) (< знать (znatʹ)).
aile: ignōbilis, nōbilitās, nōbiliter, nōbilitō
Vindicate, ne impiorum potior sit pollentia
Cum his mihi nec locus
distinct, not equal · distinctive
köken: From Latin distinctus, perfect participle of distinguere, see distingvere.
I 1853 blev Dubai en af The Trucial States. — 1833 yılında Hersek müstakil bir eyalet oldu.
Som en konsekvens kan vi konkludere, at distinkte løsningskurver aldrig krydser hinanden.
Hun vender de grå øjne bag de lynende briller mod os og siger med sin distinkte stemme: ...
berbahagia; bertuah
Dengan bertambahnya usia, maka wajar saja bila mengalami disfungsi ereksi. — Mevlîd, bunun yanında İslâm edebiyatında müstakil bir edebî türdür.
Vietnamcachủ quyền /t͡ɕu˧˩ kwiən˨˩/
sovereignty
köken: Sino-Vietnamese word from 主權.
Người Litva cảm thấy vô cùng bất lực. — İldenizliler zayıf düşünce müstakil oldu.
tôn trọng chủ quyền của một nước

Etimoloji

From Ottoman Turkish مستقل (müstakil), from Arabic مُسْتَقِلّ (mustaqill).

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Vilayet bir müstakil sancaktı.
כשבסיר היה חור .
İldenizliler zayıf düşünce müstakil oldu.
Hearts become irrelevant.
Müstakil evler ve iki katlı yapılar çok nadirdir.
Houses and two-story buildings are rare.
Monticello, ABD’deki Dünya Mirası olan tek müstakil evdir.
This marks Monticello as the only presidential home in America on the World Heritage List.
Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliğinin dördüncü sergisi.
Septième Exposition des Peintres impressionnistes et symbolistes.
Dernek, Harrowdene Yolu'nda üç katlı yarı müstakil bir ev satın aldı.
The committee purchased a three-storey semi-detached house on Harrowdene Road.
Yaşlı olan Basê, Elbistan'da bahçeli müstakil bir evde tek başına yaşamaktadır.
Basê lives in Elbistan by herself.
1927 yılında Türkiye'ye geri dönüp Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliğini kurdu.
In 1929, he returned to representational painting and sculpture.
Eğitim faaliyetleri, 2000 yılına kadar Mala Recica kasabasındaki müstakil evlerde yürütüldü.
Until 2000, it organised instruction in private homes in the village of Mala Recica.
Şehristan Ağustos 2010 yılında Taybad şehristanı'ndan ayrılarak müstakil bir şehristan yapılmıştır.
An example was the withdrawal of BBDO in June 2011 from the town.
müstakil ile daha fazla örnek cümle →