münzevi

/myn.ze.vi/
adj
C2 seviye
TR → EN
"münzevi" kelimesinin İngilizcesi: insular, retired, recluse, eremite, loner. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelinsularadj
Genelretired
Genelrecluse
Geneleremite
Genelloner
Genelrecluse
Genelsolitary
Genelloner
Genelrecluse
Genelsolitary
Çekim Tablosu
Çoğul (-ler)münzeviler
Tanım
•çekilgin
•Topluluktan kaçan, yalnız başına kalmayı seven
Diğer Dillerde
Almancaeinsam /ˈaɪ̯nzaːm/
lonely, lone
çekim: karşılaştırma einsamer · üstünlük am einsamsten
eş: abgeschieden, abgelegen, entfernt, entlegen, gottverlassen, isoliert
köken: From ein + -sam, probably on the model of gemeinsam.
aile: vereinsamen, Einsamkeit
Wie jetzt, Einsiedler, wird es noch zu früh? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
Fransızcaà la retraite, retraité, seul, solitaire /a la ʁə.tʁɛt/
retired, in retirement
Comment maintenant, Ermite, est-ce trop tôt? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
être à la retraite
mettre à la retraite
İspanyolcajubilado, solitario /xubiˈlado/
retired
çekim: çoğul jubilados
köken: Past participle of jubilar.
aile: prejubilado
¿Qué tal, Ermitaño, que es demasiado pronto? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
İtalyancapensionato (eril) /pen.sjoˈna.to/
past participle of pensionare
çekim: çoğul pensionati
eş: ospizio, ostello, collegio, convitto
Come ora, Eremita, è troppo presto? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
Rusçaотшельник, затворник, нелюдим
Как сейчас, Отшельник, это слишком рано? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
Arapçaمُتَقَاعِد
وجورج كان منعزلًا. — George ise tam bir münzevi.
Farsçaانفرادی, بازنشسته /ʔin.fi.raː.ˈdiː/
solitary
köken: Borrowed from Arabic اِنْفِرَادِيّ (infirādiyy⁩). By surface analysis, انفراد (enferâd) + ـی (-i, suffix forming adjectives).
زندگی انفرادی
حبس انفرادی
ورزش انفرادی
Portekizceaposentado, reformado, só, solitário /a.po.zẽˈta.du/
past participle of aposentar
eş: reformado, albergado, hospedado, instalado
Como agora, Eremita, é cedo demais? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
lonely · isolated · monastic
eş: μοναστικός, καλογερικός
Πώς τώρα, Ερημίτης, είναι πολύ νωρίς; — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
Japonca単一の, 単独の, 孤立した, 無人の, 独居の, 独居者
アリスは暖かく 患者の気持ちをよく理解しました — George ise tam bir münzevi.
Korece은퇴하다 /ɯntʰwe̞ɦa̠da̠/
to retire
çekim: geçmiş 은퇴했다
eş: 퇴은(退隱)하다
köken: 은퇴(隱退) (euntoe) + -하다 (-hada, “to do”, light verb deriving active verbs).
George는 은둔자였습니다. — George ise tam bir münzevi.
İsveççepensionerad
past participle of pensionera
Hur nu, Eremiten, är det för tidigt? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
retired (having left employment on reaching pensionable age)
köken: Etymology tree Polish emerytować Proto-Slavic *-anъ Proto-Indo-European *-(e-)nós Proto-Slavic *-ěnъ Old Polish -any Polish -any Polish emerytowany From emerytować + -any.
Jak teraz, Pustelnika, jest za wcześnie? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
Hintçeसेवानिवृत्त /seː.ʋɑː.nɪʋ.ɾɪt̪t̪/
retired
köken: From सेवा (sevā, “service”) + निवृत्त (nivŕtt, “released”).
कंपनी को सेवानिवृत्त कर्मचारी से पत्र आया।
Finceasumaton, eläkeläinen, eläkkeellä oleva, syrjäinen, yksinäinen, yksineläjä /ˈɑsumɑton/
uninhabited
çekim: karşılaştırma asumattomampi · üstünlük asumattomin
köken: asua + -maton
aile: asumattomuus
Miten nyt, erakko, onko se liian pian? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
Çekçesamotář (eril) /ˈsamotaːr̝̊/
loner, solitary
çekim: çoğul samotáři · tamlayan samotáře
köken: From samota (“solitude”) + -ář.
aile: samotářství
Jak se teď, poustevník, je to příliš brzy? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
Macarcaegyedüli, szoliter /ˈɛɟɛdyli/
sole, only
köken: egyedül (“alone”, adverb) + -i (adjective-forming suffix)
George pedig egy remete. — George ise tam bir münzevi.
Latincesolitarius, umbraticus /soː.lɪˈtaː.ri.ʊs/
solitary · lonely, lonesome
çekim: karşılaştırma magis sōlitārius · üstünlük maximē sōlitārius
köken: From solitas (“solitude, loneliness”), from solus (“alone”); solitas + -ārius.
Norveççeavgått, ensom
Endonezcesoliter
Bagaimana sekarang, Pertapa, apakah terlalu cepat? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
Vietnamcađơn độc, hồi hưu /ʔɗəːn˧˧ ʔɗəwk͡p̚˧˨ʔ/
alone; solitary
köken: Sino-Vietnamese word from 單獨.
Làm thế nào bây giờ, ẩn sĩ, là nó quá sớm? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
Bulgarcaединичен, незаселен, отделен, пенсиони́ран, сам, самотен /ɛdiˈnit͡ʃɛn/
single · rare, isolated
çekim: karşılaştırma едини́чни
köken: едини́ца (ediníca) + -ен (-en)
Как сега, Отшелникът, че е твърде рано? — Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
едини́чно легло́
едини́чен случа́й
Taycaลำพัง, สันโดษ /lam˧.pʰaŋ˧/
alone.
Katalancajubilat, solitari /ʒu.biˈlat/
past participle of jubilar
Galiçyacaxubilado
İrlandacaaonarach, aonartha, aonarúil, aonraic, iargúlta /ˈeː(ə̯)n̪ˠ(ə)ɾˠəx/
single, solitary, lone, reclusive, isolated · isolated (of a place)
çekim: karşılaştırma aonaraí · üstünlük is aonaraí
eş: aonartha, aonarúil
köken: From aonar (“one, lone person”) + -ach.
aile: aonarachas
Esperantosoleca /soˈlet͡sa/
lonely
köken: Etymology tree Esperanto soleco Esperanto -a Esperanto soleca From soleco (“loneliness”) + -a.
Belarusçaпустэльнік, самотнік (eril) /puˈstɛlʲnʲik/
hermit
çekim: çoğul пустэ́льнікі · tamlayan пустэ́льніка
Etimoloji
From Ottoman Turkish منزوی (münzevi), from Arabic مُنْزَوٍ (munzawin), active participle of اِنْزَوَى (inzawā).
Örnek Cümleler
Münzevi hayatı
Hermit
O tam bir münzevidir.
She's a total recluse.
Tom tam bir münzevi oldu.
Tom became a total recluse.
Tom münzevi bir hayat sürüyor.
Tom lives a secluded life.
Jin Fei, Kral Kartal bir münzevi
Jin Fei, The King Eagle is a loner
Nasıl şimdi, Münzevi, çok yakında?
How now, Hermit, is it too soon?
Münzevi bir yaşam süren bir grup insan bile vardı.
There may have been small numbers of anchorites.
Dua, oruç ve münzevi iyilik yapma iradesini destekledi.
Prayer, fasting, and asceticism supported the will to do good.
Tutuklanmasının ardından Le Roux daha da münzevi hale geldi.
Following his arrest, Le Roux became even more reclusive.
Döndüğünde, münzevi bir hayat yaşamış gibi görünüyor.[4]: 99
Upon his return, he seems to have lived the life of a recluse.[25]: 99
Pratik çileciliğe odaklanan bir münzevi olarak zaman geçirdi.
He spent time as an ascetic, focusing on practical asceticism.
Türkmenistan bazen "münzevi eski Sovyet ulus" olarak tarif edilir.
In a British context, it is sometimes referred to as the "Old Commonwealth".
münzevi ile daha fazla örnek cümle →