kundakçı
C2 seviye
TR → EN
"kundakçı" kelimesinin İngilizcesi: fire, goon. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelfire
Genelgoon
Tanım
•Ara bozucu
•Tüfek kundakları yapan kimse
•Yangın çıkarmak için kundak koyan kimse
Diğer Dillerde
Almancaabfeuern, auslösen, Brand, brennen, Feia, Feuer /ˈʔapfɔɪ̯ɐn/
to fire off, to fire (a weapon)
çekim: geçmiş feuerte ab · ortaç abgefeuert · şimdiki feuert ab · ulaç abfeuernd
köken: ab- + feuern
aile: Abfeuerung
Meine Kommilitonin bekam nämlich einen Brandstifter als ersten Patienten. — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
Fransızcacongédier, cuire, faire feu, feu, incendie, le feu /kɔ̃.ʒe.dje/
to lay off, dismiss
çekim: geçmiş congédié · ortaç congédié · şimdiki congédie · ulaç congédiant
eş: chasser, dégager, lourder, mettre à la porte, virer, chasser
köken: Alteration of Old French congeer, congier, under influence from Italian congedo.
Ingénieur du son – Britten : War Requiem, op. — Kundakçı Arsonist: Bombacı Hint birlik.
Et elle me congédia avec la majesté bienveillante et naturelle d’une reine.
— Comme vous l'avez congédié! dit-elle en riant.
İspanyolcacesantear, cocer, correr, descargar, descharchar, despedir
to fire, to dismiss, to sack
çekim: geçmiş cesanteé · ortaç cesanteado · şimdiki cesantea
köken: From cesante + -ear.
Botor - Es el hogar de la Gente del Árbol. — Kundakçı: İnsanların evini gazlarsınız.
İtalyancaardore, dimettere, entusiasmo, falò, fare fuoco, fornello (eril) /arˈdo.re/
heat · ardour, passion, fire · fervour, eagerness, glow
çekim: çoğul ardori
eş: calore, calorosità, eccitazione, ebbrezza, veemenza, slancio
köken: Borrowed from Latin ardōrem.
Un'unione doganale tra i partecipanti. — Kundakçılar Birliği üyesidirler.
cool, excellent, awesome
çekim: karşılaştırma (по)клёвее · üstünlük са́мый клёвый
köken: First recorded in 1820 by A. A. Uspensky in the Fenya argot of Vladimir with the meaning 'noble' (provided клювый (kljuvyj) in the "Suzdal dialect" by Pallas in 1787 is a misprint or typo instead of *кліовый). From the second half of the 19th century, it also appears in thieves' argot. According to Preobrazhensky's suggestion, supported by Vasmer, it comes from the verb клевать (klevatʹ) (further…
Теперь, с помощью поджигателей, он намеревается отомстить. — Ve Kundakçılar'ın yardımıyla intikamını almak üzere.
Клёвый у тебя́ прики́д, чува́к!
Ты о́чень клёвый мужи́к.
Чува́к, ты клёвый!
burnt
çekim: çoğul حَرَائِق · tamlayan حَرِيقٍ
فقد كان مريض صديقتي الأول عبارة عن مضرم نيران. — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
أُصِيبَ سَبْعَةُ عُمَّالٍ عَلَى ٱلْأَقَلِّ فِي ٱلْحَرِيقِ
Farsçaآتَش, آتَشْسوزی, آذَر, بُخاری, حَریق, کورِه
Azericeatǝş, atəş, çıxarmaq, işdən çıxarmaq, od, yanğın
fire · flame · ardour, zeal, blaze
çekim: çoğul atəşlər · tamlayan atəşin
köken: Borrowed from Classical Persian آتش (ātaš).
aile: atəşkəs, atəşə tutmaq, atəş açmaq
sevgi atəşi
atəş altında olmaq
ölümcül atəş
fire
çekim: çoğul oʻtlar
köken: Inherited from Chagatai اوت (ōt, “fire”), from Proto-Turkic *ōt (“fire”). Cognate with Turkish and Azerbaijani od, Turkmen ōt, and Kazakh от (ot).
Felemenkçeafgaan, afvuren, bakken, fornuis, ontslaan, schieten /ˈɑfxaːn/
to go off · to go down · to lose face
çekim: geçmiş gingen af · ortaç afgegaan · şimdiki gaat af · ulaç afgaand
köken: From Middle Dutch afgaen. Equivalent to af + gaan.
Mijn klasgenoot had een brandstichter als eerste cliënt. — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
to throw · to fire (shoot a gun)
çekim: geçmiş atirei · ortaç atirado · şimdiki atira
köken: From a- + tiro + -ar.
aile: atirador, atirado
Com a ajuda dos Vingadores ele conseguiu. — Ve Kundakçılar'ın yardımıyla intikamını almak üzere.
Yunancaαπολύω, θερμάστρα, πυρ, πυρκαγιά, πυρκαϊά, φωτιά /a.poˈli.o/
to release, give freedom to · to dismiss, lay off, discharge; (informal) fire, sack · to discharge, demobilise; (informal) demob
çekim: geçmiş απέλυσα · ortaç έχοντας απολύσει · şimdiki απολύει · ulaç απολύοντας
köken: From Ancient Greek ἀπολύω (apolúō). Morphologically, from απο- (apo-) + λύω (lýo).
Η συμφοιτήτριά μου είχε έναν εμπρηστή για πρώτο πελάτη. — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
heater; stove · camp stove
köken: Borrowed from English stove.
(笑) — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
Çinceхуә, 取暖器, 射擊 /射击, 火災 /火灾, 發射 /发射, 解雇 /t͡ɕʰy²¹⁴⁻³⁵ nu̯än²¹⁴⁻²¹ t͡ɕʰi⁵¹/
heater
乃挾兵結客,後遂往復仇。 — Ve Kundakçılar'ın yardımıyla intikamını almak üzere.
煤油取暖器
a big fire, conflagration
köken: 큰 (keun) + 불 (bul), literally “big fire”.
방화범 : 인도의 방화범 용병. — Kundakçı Arsonist: Bombacı Hint birlik.
to fire (a gun, a bullet, a piece of fireworks, a rocket, etc.) · to discharge · to launch (a torpedo, etc.)
çekim: geçmiş avfyrade · ortaç avfyrad · ulaç avfyrande
köken: av + fyra
Min klasskompis fick en mordbrännare som första klient. — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
avfyra en pistol
avfyra tio skott
avfyra en fyrverkeripjäs
to beat (to strike or hit multiple times to cause pain) · to beat (to strike, e.g. a surface multiple times) · to beat (to whip eggs or cream quickly and repeatedly and turn them into a stiff mass using a special tool)
çekim: geçmiş bito · şimdiki bije
eş: uderzać, tłuc, reg. śl. ciulać, tykać, machać, emitować
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰeyh₂- Proto-Balto-Slavic *bī́ˀtei Proto-Slavic *bìti Old Polish bić Polish bić Inherited from Old Polish bić.
aile: biobójczy, bitny, bity, i do bitki, i do wypitki, nie w ciemię bity, z bijącym sercem, niech kule biją kogoś, bicie, bijatyka, bijnik
Pierwszym pacjentem mojej koleżanki był podpalacz. — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
bić kijem
bić po twarzy/w twarz
bić w bęben
Ukraynacaва́тра, вого́нь, звільни́ти, звільня́ти, піч, пі́чка /pʲit͡ʃ/
oven
çekim: çoğul пе́чі · tamlayan пе́чі
köken: From Middle Ukrainian пѣчъ (pič), from Old East Slavic печь (pečĭ), from Proto-Slavic *peťь, from Proto-Balto-Slavic *pektís, from Proto-Indo-European *pékʷtis, from *pekʷ-.
aile: мікрохвильова́ піч
Квартирне питання продовжує псувати людей. — Kundakçı: İnsanların evini gazlarsınız.
Agni · Agni (missile)
çekim: çoğul अग्नियाँ
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₁engʷ- Proto-Indo-European *h₁n̥gʷnís Proto-Indo-Iranian *Hagníš Proto-Indo-Aryan *Hagníṣ Sanskrit अग्नि (agní)lbor. Hindi अग्नि Learned borrowing from Sanskrit अग्नि (agní). Doublet of आग (āg). First attested as Old Hindi अग्नि (agni).
to activate, to enable (to put something into action)
çekim: geçmiş aktivoinut · şimdiki aktivoi · ulaç aktivoiva
köken: From Latin activus + -oida.
aile: aktivoiminen, aktivointi, aktivoitua, inaktivoida
verbal noun of hořet · burning
çekim: çoğul hořením
eş: spalování, kombusce
köken: From hořet + -ní.
Prvním klientem mé spolužačky byl žhář. — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
Rumencefoc, incendiu, sobă (nötr) /fok/
fire, blaze
çekim: çoğul focuri · tamlayan focului
köken: Inherited from Latin focus. Compare Aromanian foc.
aile: foc de frumos, da foc, focos, înfoca, înfocat
Complicitatea sa în mașinațiunile politice ale tatălui și ale fraților săi nu poate fi clarificată. — Mafya Babasını ve Kundakçıyı tespit edemezsiniz.
stove, heater · starting point, square one, beginning
çekim: çoğul kályhák
köken: Borrowed from German Kachel.
aile: kályhai, kályhájú, kályhás, cserépkályha, gázkályha, kályhacsempe, kályhacső, kályhaellenző, kályhalyuk, vaskályha
Egyik osztálytársam egy mániákus gyújtogatót kapott első kliensének. — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
Kezdjük a kályhától.
Vissza a kályhához.
To light, light up, ignite (a fire, lamp, or the like). · To fire, to heat (pottery or the like).
çekim: geçmiş הִדְלַקְתָּ
בת כיתתי קיבלה מצית סדרתי בתור הלקוח הראשון שלה. — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
Latinceflamma, focus, ignis, incendium /ˈfɫam.ma/
flame, fire · a fire or flame (of love or passion), love, passion, desire, heat, fury
çekim: çoğul flammae · tamlayan flammae
köken: From Proto-Italic *flagmā, from Proto-Indo-European *bʰl̥-g-mh₂, from Proto-Indo-European *bʰl̥g- (“to shimmer, gleam, shine”). Compare flagrō (“to blaze”) and fulgō (“to flash, shine”) from the same root, as well as Ancient Greek φλογμός (phlogmós, “flame”).
Urbi ferrō flammāque minitatus est.
“‘ […] animumque explēsse iuvābit
Dancaaffyre, afskedige, aftrækker, antænde, bål, beskydning
to fire; sack
çekim: geçmiş afskedigede · ortaç afskediget · ulaç afskedigende
zıt: ansætte
aile: afskedigelse
Min klassekammerats første patient var en brandstifter. — Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
Örnek Cümleler
Sami bir kundakçıydı.
Sami was an arsonist.
O mahkum bir kundakçı.
He is a convicted arsonist.
Kundakçı asla yakalanmadı.
The arsonist was never apprehended.
Ve kundakçının evine gittik
And I was so good
Leyla tehlikeli bir kundakçıydı.
Layla was a dangerous arsonist.
Sami kundakçılık yüzünden tutuklanmıştı.
Sami was arrested for arson.
Arkadaşım ilk danışan olarak bir kundakçıyla görüşmüştü.
My classmate got an arsonist for her first client.
Yangınlarda kundakçılık da önemli bir faktör olarak görülüyor.
Arson is also seen as a major factor.
27 yaşındaki bir yerel sakin kundakçılık nedeniyle tutuklandı.
A 27-year-old local resident has been arrested for arson.
Polis, Earl'ü suçladı ve onu sonra, kundakçılık şüphesiyle tutukladı.
The police accused Earl and arrested him on suspicion of arson.
Uzun bir soruşturmanın ardından, polis sonunda şüpheli kundakçıyı ele geçirdi.
After a long investigation, the police finally captured the suspected arsonist.
Daha sonra 25 Eylül 2009 tarihinde bir kundakçı tarafından yakılarak yok edildi.
It was subsequently set alight and destroyed by an arsonist on 25 September 2009.