Ana içeriğe geç
Sözlük
/
doymaz

doymaz

adj
TR → EN
↔ ters çevir
"doymaz" kelimesinin İngilizcesi: insatiable, voracious, insatiable, voracious. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelinsatiableadj
Genelvoraciousadj
Genelinsatiable
Genelvoracious

Çekim Tablosu

Çoğul (-ler)doymazız

Tanım

•sıfat: Açgözlü

Diğer Dillerde

Almancagefräßig, gierig, unersättlich /ɡəˈfʁɛːsɪç/
voracious, gluttonous
çekim: karşılaştırma gefräßiger · üstünlük am gefräßigsten
Alle Arbeit des Menschen ist für seinen Mund; aber doch wird die Seele nicht davon satt. — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
Fransızcainsatiable, vorace /ɛ̃.sa.sjabl/
insatiable
eş: incontentable, irrassasiable
köken: Inherited from Middle French insatiable, from Old French insaciable, from Latin īnsatiābilis. by surface analysis, in- + satiable.
Celui-ci adore la viande crue, alors n'hésitez pas à lui en fournir régulièrement. — Et yemeye bayılır ve kolay kolay doymaz.
İspanyolcainsaciable, voraz /insaˈθjable/
insatiable
aile: insaciablemente
Todo el duro trabajo del hombre es para su boca; y con todo eso, su alma no se sacia — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
İtalyancaincontentabile, insaziabile /in.kon.tenˈta.bi.le/
insatiable · hard to please; fastidious, fussy
eş: scontento, insoddisfatto, esigente, perfezionista, viziato, capriccioso
köken: From in- + contentabile.
aile: incontentabilità, incontentabilmente
Ama mangiare e le piace soprattutto la carne, ma non è una brava cuoca. — Et yemeye bayılır ve kolay kolay doymaz.
Обещаниями сыт не будешь. — Lafla karın doymaz.
كل تعب الانسان لفمه ومع ذلك فالنفس لا تمتلئ. — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
unquenchable, unsatisfiable
çekim: karşılaştırma onverzadigbaarder · üstünlük onverzadigbaarst
köken: From on- + verzadigen + -baar.
Elke avond komen zij terug en lopen als huilende honden door de stad. — Yiyecek bulmak için gezerler, Doymazlarsa ulurlar.
Portekizceinsaciável /ĩ.sa.siˈa.vew/
insatiable (incapable of being satisfied or appeased)
köken: Learned borrowing from Late Latin īnsatiābilis.
Conheça o olho humano — İnsanın gözü doymazlığını simgeler.
greedy · gluttonous, voracious · insatiable
Του αρέσει να μαγειρεύει χωρίς όμως να τα καταφέρνει και πολύ καλά. — Et yemeye bayılır ve kolay kolay doymaz.
少しずれると、むせながら食べる。 — Doymazsanız bir avuç kabuklu yemiş yiyebilirsiniz.
İsveççeomättlig
insatiable (having a voracious appetite, or figuratively)
köken: o- (“un-”) + mätta (“make full, satiate”) + -lig (“-able”)
All människans möda är för hennes mun, och likväl bliver hennes hunger icke mättad. — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
Lehçenienasycony, zachłanny, żarłoczny /ɲɛ.na.sɘˈt͡sɔ.nɘ/
insatiable · unsaturated
eş: łakomy, żarłoczny, zachłanny
zıt: nasycony
Wszystka praca człowiecza jest dla gęby jego, a wszakże dusza jego nie może się nasycić. — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
Ukraynacaненаже́рливий, ненаситний /nenɐˈsɪtnei̯/
insatiable
köken: From не- (ne-) + наси́ти́ти (nasýtýty) + -ний (-nyj). Compare Russian ненасы́тный (nenasýtnyj), Belarusian ненасы́тны (njenasýtny), Polish nienasycony.
Від людського ока нічого не утаїш. — İnsanın gözü doymazlığını simgeler.
industrious, hardworking, diligent
çekim: karşılaştırma ahkerampi · üstünlük ahkerin
köken: Uncertain. Traditionally connected with dialectal ahku (“eagerness, zeal”), but this word is likewise of unknown origin. According to Häkkinen (2004), which follows Nikkilä (1998), perhaps a borrowing from dialectal Swedish ager (“hard-working”), but this sense for the word, supposedly found only in dialects within Finland, does not seem to have a particularly wide distribution nor even be the…
aile: ahertaa, ahkeraan, ahkerasti, ahkeroida, ahkeruus, ahkeraliisa
Kaikki ihmisen vaivannäkö tapahtuu hänen oman suunsa hyväksi, ja kuitenkaan ei halu täyty. — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
eager (ardent to pursue an objective)
çekim: karşılaştırma dychtivější · üstünlük nejdychtivější
köken: Inherited from Old Czech dychtivý. By surface analysis, dychtit + -ivý.
Chtěli jsme ukázat lidskou nedokonalost. — İnsanın gözü doymazlığını simgeler.
gluttonous, ravenous
çekim: karşılaştırma falánkabb · üstünlük legfalánkabb
köken: fal (“to eat, devour”) + -ánk (adjective-forming suffix)
aile: falánkság, falánkul
Az embernek minden munkája szájáért van; mindazáltal az õ kívánsága be nem telik. — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
Latincelurcinābundus, vorax, vorāx /ˈwɔ.raːks/
voracious, gluttonous
köken: From vorō (“to devour”) + -āx (“inclined to”).
aile: vorācitās, vorāciter
Al Menneskets Flid tjener hans Mund, og dog stilles hans Sult aldrig. — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
Alt menneskets strev er for hans munn, og allikevel blir hans attrå aldri tilfredsstilt; — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
Endonezcevoracious
Manusia bekerja hanya untuk makan, tetapi ia tidak pernah merasa puas — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
Bulgarcaлаком, ненаситен /ˈɫakom/
gluttonous · greedy, ravenous
çekim: karşılaştırma по́-ла́коми · üstünlük на́й-ла́коми
köken: From Proto-Slavic *olkomъ; equivalent to алча (alča, “to hunger for”) + -ом (-om).
aile: лакомя, лакомост, лакомство, лакомец, лакомник
Всичкият труд на човека е за устата му; Душата обаче не се насища. — İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
Litvancanepasotinamas
Estoncaablas /ˈɑb̥lɑs/
gluttonous, voracious, greedy for food (or drink) · keen, eager, doing something avidly or wanting to.
çekim: karşılaştırma aplam · üstünlük kõige aplam
köken: From Proto-Finnic [Term?]. Compare dialectal Finnish hapla (“desire”, noun).
aile: aplus
Kiiresti soojenenud õhk meelitas välja aplad putukad.
Ma olin lapsena ablas lugeja.
Taycaตะกละ /ta˨˩.klaʔ˨˩/
gluttony
Galiçyacainsaciábel
voracious · needy
çekim: karşılaştırma aircí · üstünlük is aircí
köken: From airc (“greed, voracity; want”) + -ach (adjectival suffix).
aile: airceachán
Ermeniceանկուշտ /ɑnˈkuʃt/
insatiable, gluttonous · greedy, avid
çekim: üstünlük ամենաանկուշտ
köken: From Old Armenian անկուշտ (ankušt).

Etimoloji

From Ottoman Turkish طویماز (doymaz). Morphologically doy- + -maz.

Örnek Cümleler

Lafla karın doymaz.
Your stomach won't be full from promises.
Bir insanın karnı doyar ama gözü doymaz.
The eye is bigger than the belly.
Dininizde aşırılığa gidip doymazlık etmeyin!
Do not exceed the limits in your religion, and attribute to Allah nothing except the truth.
İnsan hep boğazı için çalışır, Yine de doymaz.
All the labor of man is for his mouth, and yet the appetite is not filled.
Doymaz bir merak var, bence bu pek çođumuzda var.
There's this insatiable curiosity, and I think most of us have it.
Yiyecek bulmak için gezerler, Doymazlarsa ulurlar.
They shall wander up and down for food, and wait all night if they aren't satisfied.
Nefisler, cimrilik ve doymazlığa hazır hale getirilmiştir.
But men keep self-interest uppermost.
Ey Ehlikitap! Dininizde aşırılığa gidip doymazlık etmeyin!
People of the Book, go not beyond the bounds in your religion, and say not as to God but the truth.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.
Sheol and Abaddon are never satisfied; and a man's eyes are never satisfied.
Ve barış hep hayırdır. Nefisler, cimrilik ve doymazlığa hazır hale getirilmiştir.
Reconciliation is good even though men's souls are swayed by greed.
Nefsinin cimrilik ve doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
He who is saved from his own avarice will be successful.
Nefsinin cimriliğinden/doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Whoever is protected from his natural greed—it is they who are the successful.
doymaz ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
gözü doymaz
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod