boşamak
/bo̞ʃamak/
verb
TR → EN
"boşamak" kelimesinin İngilizcesi: divorce. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneldivorce
Çekim Tablosu
Geniş zamanboşar
Geniş (olumsuz)boşamam
Şimdiki zamanboşamakta
Gelecek zamanboşayabilecek
Geçmiş zamanboşadı
Şartboşasa
Gereklilikboşamalı
Emirboşa
Tanım
•kanunlara göre eşlerden biri, aile ilişkisini kesmek
•Kanunlara göre eşlerden biri, aile ilişkisini kesmek
Diğer Dillerde
AlmancaEhescheidung, scheiden, Scheidung, sich scheiden lassen (dişil) /ˈeːəˌʃaɪ̯dʊŋ/
divorce
çekim: çoğul Ehescheidungen · tamlayan Ehescheidungen
eş: Scheidung
köken: Ehe + Scheidung
Fransızcadivorce, divorcer, se divorcer (eril) /di.vɔʁs/
divorce
çekim: çoğul divorces
köken: Derived from Latin dīvortium.
aile: divorcer
Ceux qui avaient pris femme durent s'en séparer. — Padişah yakınıyla evlenenler eski karılarını boşamak zorundaydılar.
İspanyolcadivorciar, divorciarse, divorcio /diboɾˈθjaɾ/
to divorce (to legally dissolve a marriage) · to divorce (to end one's own marriage) · to divorce (to obtain a legal divorce)
çekim: geçmiş divorcié · ortaç divorciado · şimdiki divorcia
köken: From divorcio + -ar.
İtalyancadivorziare, divorziarsi, divorzio /di.vorˈt͡sja.re/
to divorce, to get divorced
çekim: geçmiş divorziàto · ortaç divorziàto · şimdiki divòrzia · ulaç divorziànte
köken: From divorzio + -are; cognate with Piedmontese divorsié.
Rusçaразводиться /rəzvɐˈdʲit͡sːə/
to be divorced (from), to divorce, to obtain a divorce (with) · to grow in number, to breed · passive of разводи́ть (razvodítʹ)
çekim: geçmiş разводи́вшийся · ortaç разводи́вшийся · şimdiki разво́дится · ulaç разводя́щийся
eş: расходиться, расходиться
köken: разводи́ть (razvodítʹ) + -ся (-sja)
Жена его — Веламмо (Vellamo). — Bizde bir laf vardır, başkasının karısını boşamak kolaydır, diye.”
Светла́на разво́дится с Никола́ем
Arapçaأَطْلَقَ, تَطْلِيق, خُلْع, سورة الطلاق, طَلَاق, طَلَّقَ (dişil)
The 65th sura (chapter) of the Qur'an.
köken: Literally “sura of talaq”.
الشاهد فيه: قوله (أألحق) حيث سهل همزة الوصل الواقعة بعد همزة الاستفهام على ما قررناه لك في لغة البيت. — Bizde bir laf vardır, başkasının karısını boşamak kolaydır, diye.”
Azericeayırmaq, boşanma, boşanmaq /ɑjɯrˈmɑχ/
to separate · to split, divide · to differentiate, distinguish, tell apart
çekim: geçmiş ayırmış · ortaç ayırmış · şimdiki ayırır
zıt: qovuşdurmaq, birləşdirmək, qarışdırmaq, qoşmaq
köken: From Proto-Turkic *adï- (“to separate”), whence also ayrı (“separate, different”) and ayrılmaq (“to separate, break up”). Cognate with Turkish ayırmak; see there for more.
ölüm bizi ayırana qədər
pulunu iki hesaba ayırmaq
Bizi ayıran nədir?
Özbekçeajralish, ajralishmoq, ajratish, qoʻydi-chiqdi, qoʻydi-chiqdi boʻlmoq, taloq
Tatarcaаерылышу
Felemenkçeechtscheiding, zich scheiden (dişil) /ˈɛxtˌsxɛi̯.dɪŋ/
divorce
çekim: çoğul echtscheidingen
köken: Compound of echt (“marriage, union”) + scheiding (“separation”).
aile: vechtscheiding
De Sabijnse vrouwen waren echter inmiddels van hun nieuwe echtgenoten gaan houden. — Padişah yakınıyla evlenenler eski karılarını boşamak zorundaydılar.
Portekizcedivisão, divorciar-se, divórcio, separação, separar (dişil) /d͡ʒi.viˈzɐ̃w̃/
division (act or process of dividing anything) · division (each of the separate parts of something resulting from division) · division
çekim: çoğul divisões
eş: cisão, classificação, compartimento, desarmonia, desavença, desdobramento
zıt: junção, união, inteiro, todo, multiplicação
köken: Learned borrowing from Latin dīvīsiōnem.
aile: divisão de bens
Yunancaδιαζύγιο, παίρνω διαζύγιο, χωρίζω, χωρισμός (nötr)
divorce (dissolution of a marriage, separation from politics, etc.)
çekim: çoğul διαζύγια · tamlayan διαζυγίου
köken: Learned borrowing from Byzantine Greek διαζύγιον (diazúgion, “divorce”).
Korece이혼하다 /ˈi(ː)βo̞nɦa̠da̠/
to get a divorce
çekim: geçmiş 이혼했다
köken: 이혼(離婚) (ihon) + -하다 (-hada, “to do”, light verb deriving active verbs).
İsveççeäktenskapsskillnad, skilja, skilja åt, skilja sig, skiljande, skiljas
divorce, dissolution of marriage
çekim: çoğul äktenskapsskillnader · tamlayan äktenskapsskillnads
köken: Compound of äktenskap + -s- + skillnad.
Lehçerozwieść się, rozwód, rozwodzić się (eril) /ˈrɔz.vut/
divorce (legal dissolution of a marriage)
çekim: çoğul rozwody · tamlayan rozwodu
köken: Inherited from Old Polish rozwód, from Proto-Slavic *orzvodъ.
Ukraynacaрозвести́ся, розві́д, ро́звід, розво́дитися, розірва́ння шлю́бу, розлуча́ти
Finceavioero, ero, erota, erottaa, erottelu /ˈɑʋioˌero/
divorce
çekim: çoğul avioerot · tamlayan avioeron
köken: avio + ero
aile: avioerokanne, avioerolapsi, avioeroperhe, avioerotuomio
to divorce, to separate (to legally dissolve a marriage) · to divorce (of couple, to get divorced) · to elaborate
köken: From roz- + vést.
aile: rozvod
to separate · to separate, to break up · to divorce
çekim: geçmiş despărțit · ortaç despărțit · şimdiki desparte
köken: Inherited from Latin dispartīre. By surface analysis, des- + parte + -i.
aile: despărțire, despărțit, despărțitor, despărțitură
Macarcaelválás, elválaszt, elválik, szétválaszt, válás, válik /ˈɛlvaːlɒst/
to separate, to divide
çekim: geçmiş elválasztottak
köken: el- + választ
aile: elválasztás, elválaszthatatlan, elválasztható
İbraniceגירושין \ גֵּרוּשִׁין, הִתְגָּרֵשׁ
Latincediversiō, dīvertō, dīvortium
Dancaskilles, skilsmisse
Norveççeskille seg
Endonezceperceraian
perpisahan
Etimoloji
From Ottoman Turkish بوشامق (boşamak, “to set an animal free; to divorce”).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Boşamak, iki defa olur.
Divorce is allowed twice.
Boşamak (talak) iki defadır.
Divorce is allowed twice.
Bekara karı boşamak kolaydır.
It's easy to say, but not to do.
Sami, Leyla'yı boşamak niyetinde değildi.
Sami didn't intend to divorce Layla.
Bizde bir laf vardır, başkasının karısını boşamak kolaydır, diye.”
Why do we doubt his word that there was only one woman who had captured his heart?"
Kadınları boşamak istediğiniz zaman onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti de sayın.
If any of you divorce women, divorce them during their period of purity, and calculate their term.
Boşamak (talak) iki defadır. Ondan sonrası ya iyilikle tutmak veya güzellikle salmaktır.
Divorcement is twice: thereafter either retaining her reputably, or letting her off kindly.
Boşamak, iki defa olur. Ondan sonra ya güzellikle kadını tutmak gerek, ya hoşlukla bırakmak.
Divorcement is twice: thereafter either retaining her reputably, or letting her off kindly.