Ana içeriğe geç
Sözlük
/
CAT

çat

/t͡ʃat/
name
C1 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"çat" kelimesinin İngilizcesi: crack, intersection. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcracknoun
Genelintersectionnoun

Görsel

Ahşap çavuş kilisesi çatı detayları - tarihi mimariAçık Tarlalar ve Ormanın Üzerinde Dans Eden Şimşek ÇatlamalarıAğaç Köklerine İnşa Edilmiş Çimen Çatılı Masalsı Hobit Evi GörseliAğaç Kabuğunun Çatlaklarından Doğan Esrarengiz Sarı Mantar Fotoğrafı

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)Çat'ı
Yönelme (-e)Çat'a
Bulunma (-de)Çat'ta
Çıkma (-den)Çat'tan
Tamlayan (-in)Çat'ın
Çoğul (-ler)Çatlar

Tanım

(Adana ağzı) dik yamaç
Adıyaman ili Sincik ilçesine bağlı bir köy
Erzurum ilinin bir ilçesi
iki yolun veya iki derenin birleştiği yer, kavşak
Nevşehir ili Merkez ilçesine bağlı bir belde
Nevşehir ili Merkez ilçesine bağlı bir belediye
sert bir şeyin kırılırken çıkardığı ses
Sivas ili Kangal ilçesine bağlı bir köy

Atasözü & Deyim

Çatal kazık yere batmaz (geçmez, çakılmaz)

Diğer Dillerde

to burst
çekim: geçmiş barst · ortaç geborsten · şimdiki birst · ulaç berstend
köken: From Middle High German bresten, from Old High German brestan, from Proto-West Germanic *brestan, from Proto-Germanic *brestaną. The modern form is from Middle Low German with metathesis of -r- from Old Saxon brestan (compare Bernstein, Born). Cognate with Dutch barsten, English burst, Old Norse bresta (whence Danish briste, Norwegian Bokmål briste and Swedish brista).
aile: zum Bersten, auseinanderbersten, zerbersten
Nóc nhà Đông Dương) bezeichnet.Çatı da denir.
business; matter; affair · deal, transaction, bargain · business, enterprise
çekim: çoğul affaires
eş: tâche
köken: Inherited from Old French afaire.
aile: affaire de cœur, affairiste, avoir affaire à, faire l'affaire, faire son affaire, hors d'affaire, la belle affaire, lâcher l'affaire, se mêler de ses affaires, s'occuper de ses affaires
Famine au Tchad.Çad'da çatışma
affaire importante
C'est une affaire d'honneur.
C'est l'affaire d'une minute.
to crack (to form cracks)
çekim: geçmiş agrieté · ortaç agrietado · şimdiki agrieta
köken: From a- + grieta + -ar. Compare English crepitate.
aile: agrietado, agrietamiento
El tenedor está sucio.Çatal kirli
to bypass, circumvent, go around, get around · to outflank
çekim: geçmiş aggiràto · ortaç aggiràto · şimdiki aggìra · ulaç aggirànte
eş: accerchiare, andare intorno, circondare, prendere alle spalle, circumnavigare, abbindolare
köken: From a- + giro + -are.
aile: aggiramento, aggirarsi, aggiratore
Arriva il giorno del match.Maç günü gelir çatar.
aggirare le regole
to break open, to force, to burst in, to break (through) · to crack
çekim: geçmiş взлома́вший · ortaç взлома́вший
köken: вз- (vz-) + лома́ть (lomátʹ)
Ёко Тавада.Çatı Yay.
взлома́ть замо́к
APERA مؤتمر 2008.2008 Jos Çatışmaları.
exit, leaving · quitting, abandoning, renouncing
çekim: çoğul ترکان
köken: Borrowed from Arabic تَرْك (tark).
aile: ترک دادن, ترک کردن
ترک افسانه بگو حافظ و می نوش دمی که نخفتیم شب و شمع به افسانه بسوخت
split · crack · prostitute
çekim: çoğul çatlaqlar · tamlayan çatlağın
köken: From çatla + q. Cognate with Turkish çatlak.
Kazakçaқиылыс
Özbekçechorraha, yoriq
Felemenkçekruising, sissend geluid (dişil) /ˈkrœy̯sɪŋ/
act or instance of crossing · crossing, crossroads, intersection · hybrid, cross
çekim: çoğul kruisingen
eş: kruispunt
köken: From kruisen (“to cross”) + -ing.
aile: kruisingsvrij, T-kruising, voorrangskruising
Er ontbreekt een vork.Bir çatal eksik.
Een lijger is een hybride kruising tussen een mannetjesleeuw en een vrouwtjestijger.
to break, smash · to burst
çekim: geçmiş arrebentei · ortaç arrebentado · şimdiki arrebenta
eş: arregaçar, detonar
köken: From a- + rebentar.
BARRETO, Ceição de Barros.Kahraman, ÇATI.
hybridisation, crossbreeding (the act/process) · hybrid, cross, crossbreed (the product) · crossing (intersection where roads, lines, or tracks cross)
çekim: çoğul διασταυρώσεις · tamlayan διασταύρωσης
eş: υβρίδιο
köken: Learnedly, from διασταυρώνω (diastavróno, “to cross”) + -σις (-sis) (with shortening of the suffix to modern -ση (-si)), formed as a calque of French croisement.
硬質の物にひびや割れ目ができること。
intersection
köken: Sino-Korean word from 交集合.
to crack, to break, to snap · to crack (a secret code, an encryption) · to crack (a person, breaking down their will)
çekim: geçmiş knäckte · ortaç knäckt · ulaç knäckande
köken: Related to knaka, and both are of imitative origin. Merged with obsolete strong verb knäcka (with past tense knack), which was used in intransitive sense, while the weak conjugation was originally only used for transitive sense. These two forms in Swedish and Danish has same infinitive (see Danish knække), in difference to Norwegian Nynorsk knekkja and knekka, while not used in insular…
aile: extraknäcka, knäck, knäckebröd, knäckning, knäckare
Inhägnad, stängsel.Kahraman, ÇATI.
grenen knäcktes
knäcka en bira
split, crack, fissure
çekim: çoğul pęknięcia · tamlayan pęknięcia
köken: Etymology tree Polish pęknąć Polish -cie Polish pęknięcie From pęknąć + -cie.
Bitwa nad jeziorem Czad.Çad'da çatışma
Hintçeचौक, चौराहा (eril) /t͡ʃɔːk/
plaza, square; chowk · intersection
çekim: çoğul चौकों
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit 𑀘𑀤𑀼𑀓𑁆𑀓 (cadukka), from Sanskrit चतुष्क (catuṣka). Cognate with Bengali চক (cok), Punjabi ਚੌਕ (cauk), Nepali चोक (cok), Gujarati ચોક (cok), Odia ଚଉକ (cauka). Doublet of चतुष्क (catuṣk).
voice change, voice break, voice mutation, voice crack (voice change during male puberty)
çekim: çoğul äänenmurrokset · tamlayan äänenmurroksen
köken: äänen (“voice”, genitive) + murros (“breaking”)
intersection, junction
çekim: çoğul křižovatky · tamlayan křižovatky
eş: křížení, rozcestí, rozcestí
köken: From křižovat + -ka.
aile: mimoúrovňová křižovatka
to crack (become cracked) · to crack (make cracked) · to split for firewood
çekim: geçmiş crăpat · ortaç crăpat · şimdiki crapă
köken: Inherited from Latin crepāre, from Proto-Indo-European *ḱorh₂-.
aile: crăpare, ger de crapă pietrele, îi crăpa obrazul
to come unstitched, to start to open · to break up (to separate into its components; to disintegrate or come apart) · to decompose, decay
çekim: geçmiş bomlottak
köken: From the same stem of unknown origin as the verb bont + -lik (frequentative-reflexive suffix).
aile: bomladozik, bomlaszt, bomlás, bomlékony, elbomlik, felbomlik, kibomlik, lebomlik, megbomlik, szétbomlik
Latinceambivium, fatiscō, rīma /amˈbɪ.wi.ũː/
intersection, junction (junction of two or more paths, etc; a place where two things meet)
çekim: çoğul ambivia · tamlayan ambiviī
köken: From ambi- + via + -ium.
hīc in ambiviō nāvem cōnscendimus palūstrem
to collapse · to break down
çekim: geçmiş brød sammen · ortaç brudt sammen · ulaç brydende sammen
köken: From bryde (“to break”) + sammen (“together”), calque of German zusammenbrechen.
aile: sammenbrud
Norveççekryss
Endonezcepersimpangan /pərsimˈpaŋan/
intersection; junction
çekim: çoğul persimpangan-persimpangan
köken: Affixed per- -an + simpang, from Malay persimpangan.

Etimoloji

onomatopoeic

Örnek Cümleler

Tom çatıda.
Tom is on the roof.
Çatal kirli
The fork is dirty.
Çatal küçük.
The fork is small.
Ben çatlağım.
I'm touched.
Çatıya tırman.
Climb onto the roof.
Çatı çok alçak.
The roof is very low.
Bu çatal kirli.
This fork is dirty.
Bir çatal kayıp.
One fork is missing.
Çatı sızdırıyor.
The roof leaks.
Çatı damlıyordu.
The roof was dripping.
O, çatıdan indi.
She climbed down from the roof.
Bir çatal eksik.
A fork is missing.
çat ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod