Ana içeriğe geç
Sözlük
/
şekerkamışı

şekerkamışı

TR → EN
"şekerkamışı" kelimesinin İngilizcesi: cane. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcane

Tanım

•Buğdaygillerden, çiçekleri salkım durumunda başakçıklar oluşturan, on metreye kadar uzayabilen, kamışı andırır, özsuyundan şeker çıkarılan bir bitki (Saccarum officinarum ).
•Buğdaygillerden, çiçekleri salkım durumunda başakçıklar oluşturan, 10 metreye kadar uzayabilen, öz suyundan şeker çıkarılan bir bitki

Diğer Dillerde

AlmancaBlindenstock, Rohr, Rohrstock, weisser Langstock
Stock, mit dem Blinde beim Gehen Gegenstände abtasten und sich orientieren
Fransızcabastonnade, bâtonner, canne, canne blanche, tige (dişil) /bas.tɔ.nad/
caning, any beating with a stick · specifically, falaka (oriental beating of the soles of the feet)
çekim: çoğul bastonnades
eş: bâtonnade
köken: Inherited from Middle French bastonnade, from Italian bastonata, Spanish bastonada, or Provençal bastonada. Equivalent to bâton + -ade. Doublet of bâtonnée.
Les jaunes trouvent de leur côté de la canne à sucre. — Kalkanın her iki yanında da şekerkamışı yer almaktadır.
İspanyolcabastón, bastón blanco, caña (eril) /basˈton/
walking stick, staff, cane · baton (in a marching band) · riband
çekim: çoğul bastones
eş: bordón, cachava, tranca, báculo, cetro, bastoncillo
köken: From Old French baston (“stick, truncheon”); related to modern French bâton, Italian bastone. Cognate with English baton.
aile: bastón de caramelo, bastón de mando, bastonada
Además del arroz, también se cultiva algodón y té. — Bundan başka darı, pirinç, pamuk ve şekerkamışı yetiştirilir.
Lo único que llevo encima es mi viejo y confiable bastón que ven aquí.
rod, stick · drumstick · baton (stick of a conductor)
çekim: çoğul bacchette
eş: asta, asticciola, astina, bacchettina, bastone, bastoncino
köken: From Vulgar Latin *baclitta, a diminutive from Latin baculum.
In entrambe le varianti viene aggiunto dello zucchero. — Kalkanın her iki yanında da şekerkamışı yer almaktadır.
Rusçaбить па́лкой, па́лка, прут, ро́зга, тростни́к, трость /prut/
twig, switch · wicker
çekim: çoğul пру́тья · tamlayan прута́
köken: Inherited from Proto-Slavic *prǫtъ.
Остаток от их производства, после того как из сахарного тростника выжимают сок, называется "жом". — Ve şekerkamışının suyunu çıkardıktan sonra buralardan çıkan atıklara küspe deniyor.
Arapçaبُوص, قَصَبَة
تشتهر البلدة بزراعة التبغ والقمح. — Halkın çoğunluğu tütün ve şekerkamışı tarımı ile uğraşmaktadır.
Felemenkçeafranselen, blindenstok, riet, rietstok, roe, stok /ˈɑfrɑnsələ(n)/
to beat up
çekim: geçmiş ranselden af · ortaç afgeranseld · şimdiki ranselt af · ulaç afranselend
köken: From af + ranselen.
aile: afranseling
Nadat je sap uit het suikerriet perst, rest de "bagasse". — Ve şekerkamışının suyunu çıkardıktan sonra buralardan çıkan atıklara küspe deniyor.
Portekizcebengala, cana, chibata, chibatar, chibateamento, chibatear (dişil) /bẽˈɡa.lɐ/
stick (cane or walking stick)
çekim: çoğul bengalas
köken: From Bengala, a region in South Asia.
aile: bengalada, bengaleiro, bengalinha
O desperdício da extracção dos sucos da cana-de-açúcar, chama-se bagaço. — Ve şekerkamışının suyunu çıkardıktan sonra buralardan çıkan atıklara küspe deniyor.
Japoncaよし
縦し: so-so; even if
ジュースを搾り取ったあとのカスは "バガス"と呼ばれてます バガスは 他の何の役にも立ちません 栄養素も残っていませんので — Ve şekerkamışının suyunu çıkardıktan sonra buralardan çıkan atıklara küspe deniyor.
Korece갈대, 줄기 /ka̠ɭt͈ɛ/
reed (plant)
köken: First attested in the Gugeupganibang eonhae (救急簡易方諺解 / 구급간이방언해), 1489, as Middle Korean ᄀᆞᆳ대 (Yale: kols.tay).
그리고 그 공장에서 사탕수수에서 즙을 뺀 후에 나오는 폐기물을 bagasse(사탕수수 찌꺼기)라고 부릅니다. — Ve şekerkamışının suyunu çıkardıktan sonra buralardan çıkan atıklara küspe deniyor.
Lehçechłostać /ˈxwɔs.tat͡ɕ/
to birch, to cane, to flog, to lash, to whip · to castigate, to chastise · to lash against something
çekim: geçmiş chłostano · şimdiki chłoszcze
köken: Onomatopoeic.
aile: chłosta, chłostak, chłostanina, chłostać biczem satyry, wychłostać biczem satyry
Po obu stronach ołtarza wiszą wota dziękczynne. — Kalkanın her iki yanında da şekerkamışı yer almaktadır.
Ukraynacaочере́т, трости́на
Відходи переробки цукрової тростини після того, як ви вичавите з неї сік, називається "багассою". — Ve şekerkamışının suyunu çıkardıktan sonra buralardan çıkan atıklara küspe deniyor.
Hintçeछड़ी, डंडा, बेत, बेँत (dişil) /t͡ʃʰə.ɽiː/
stick (made of wood) · cane, walking stick
çekim: çoğul छड़ियाँ
köken: From छड़ (chaṛ) + -ई (-ī). Cognate with Punjabi ਛੜੀ (chaṛī), Gujarati છડી (chaḍī), Marathi सडी (saḍī), Bengali ছড়ি (choṛi), Nepali छडी (chaḍī).
Finceantaa keppiä, keppi, korsi, ruoko, valkoinen keppi /ˈkepːi/
stick, cane (long piece of wood) · guitar
çekim: çoğul kepit · tamlayan kepin
köken: Borrowed from Swedish käpp.
aile: kepakko, kepittää, keppari, ajokeppi, bambukeppi, biljardikeppi, haarakeppi, hernekeppi, hyppykeppi, jarrukeppi
Turvallisuus- ja kemikaalivirasto suosittelee tilalle esimerkiksi sokeria ja mehiläisvahaa. — Fakat şeker elde etmek için özellikle şekerpancarı ve şekerkamışından istifade edilir.
Near-synonyms: sauva, tikku
kävelykeppi
Çekçetřtina (dişil) /ˈtr̝̊cɪna/
cane, reed
çekim: çoğul třtiny · tamlayan třtiny
köken: Inherited from Old Czech trstina.
aile: cukrová třtina
Rumencebaston, tijă (nötr)
walking stick
çekim: çoğul bastoane · tamlayan bastonului
köken: Borrowed from Italian bastone.
Iar deşeul lor, după ce se extrage sucul din trestia de zahăr, se cheamă bagasă. — Ve şekerkamışının suyunu çıkardıktan sonra buralardan çıkan atıklara küspe deniyor.
Macarcanádpálca
A koktélok alapanyaga a kubai rum. — Küba'nın milli içkisi rom şekerkamışından üretilir.
İbraniceמלקות, מַקֵּל, קָנֶה
ואת תוצר הפסולת מהם לאחר שסוחטים את המיץ מקנה הסוכר, הנקרא גפת. — Ve şekerkamışının suyunu çıkardıktan sonra buralardan çıkan atıklara küspe deniyor.
Latincevirga /ˈwɪr.ɡa/
twig, young shoot · rod, switch for flogging. · staff, walking stick
çekim: çoğul virgae · tamlayan virgae
köken: Uncertain. Traditionally, the term is derived from earlier *wizgā, itself from Proto-Indo-European *wis-g-, an extension of *weys-. De Vaan suggests a possible connection with Germanic forms such as Old Norse visk or Old English wisc, perhaps also entailing a PIE form of the shape *wis-g-. The term might be related to Latin vireō and virāgō.
aile: virgāta, virgātor, virgātus, virgeus, virgō, virgōsus, virgula
flagellum equō et cāmus asinō et virgā dorsō inprūdentium
Tum virgam capit: Hāc animās ille ēvocat Orcō
Dancablindestok, hvid stok
Bulgarcaбасту́н, бия с пръчка, бой с пръ́чка, пръ́чка, тръсти́ка
А отпадният продукт от тях, след като се извлече сокът от захарната тръстика, се казва багас. — Ve şekerkamışının suyunu çıkardıktan sonra buralardan çıkan atıklara küspe deniyor.
Slovakçatrstina
Známy kubánsky rum sa vyrábal práve z nej. — Küba'nın milli içkisi rom şekerkamışından üretilir.
Slovencetrs
Katalancacanya (dişil) /ˈka.ɲə/
cane (plant with simple stems) · reed (stiff grass-like plant) · small glass of beer
çekim: çoğul canyes
köken: Inherited from Latin canna (“reed”), from Ancient Greek κάννα (kánna, “reed”). Compare Spanish caña.
aile: bufacanyes, canya d'Índia, canya de sant Joan, canya de sucre, canya dolça, canyafístula, canyamel, fotre canya
També fem coca dolça i pastes, com ara madalenes, croissants, canyes de xocolata i crema.
Galiçyacacanaveira, canavela, canivela, carrizo, fustriga, vara (eril) /kanaˈβejɾɐ/
common reed · cane
çekim: çoğul canaveiras
köken: Attested since circa 1300. From canavea (“reed”) + -eira.
Arnavutçakallam (eril) /kaˈɫam/
cane, reed (Arundo donax) · rod, staff, pipe · stalk (of corn, other plants)
çekim: çoğul kallama
eş: fyllc
köken: From Greek καλάμι (kalámi).
aile: kallamboq, kallamsheqer, kallamishte
Ermeniceեղեգ, փայտ, փայտով ծեծել /jeˈʁeɡ/
reed, cane
çekim: çoğul եղեգներ
köken: From Old Armenian եղէգն (ełēgn).
aile: շաքարեղեգ
Tagalogcatubo /ˈtuboʔ/
sprout; shoot
köken: Etymology tree Proto-Austronesian *Cubuq Proto-Malayo-Polynesian *tubuq Proto-Philippine *tubuq Tagalog tubo From Proto-Philippine *tubuq, from Proto-Malayo-Polynesian *tubuq (cf. Fijian tubu (“to grow”), Javanese ꦠꦸꦮꦸꦃ (tuwuh, “to grow”), Māori tupu (“to grow”), Malay tubuh (“body”) / tumbuh (“to grow”)), from Proto-Austronesian *Cubuq (cf. Paiwan cuvuq (“sprout”)).
aile: katutubo, labang-tubo, lupang-tinubuan, magpapatubo, magpatubo, makatubo, matubo, pagpapatubo, pagtubo, pagtubuan

Örnek Cümleler

Tarımda eskiden beri şekerkamışı en önemli ürünlerden olmuştur.
Historically, sugar has been one of the State's most important agricultural commodities.
Ve şekerkamışının suyunu çıkardıktan sonra buralardan çıkan atıklara küspe deniyor.
And the waste product from them after you extract the juice from the sugarcane is called "bagasse."
şekerkamışı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod