Ana içeriğe geç
Sözlük
/
pinnacle

pinnacle

/ˈpɪnəkəl/3 hece
C2 seviye
EN → TR
↔ ters çevir
"pinnacle" kelimesinin Türkçesi: zirve, doruk, tepe, (mim.) bina ve duvar üzerine süs için yapılan sivri tepeli kule, en yüksek nokta veya devir. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelzirve
Geneldoruk
Geneltepe
Genel(mim.) bina ve duvar üzerine süs için yapılan sivri tepeli kule
Genelen yüksek nokta veya devir
Genelsivri tepeli kule yapmak
Genelen yüksek noktaya ulaştırmak.

Görsel

Alacakaranlıkta Karlı Dağ Zirvesi ve Yıldızlı Samanyolu ManzarasıAğaçların Zirvesinde Gizemli Bir Orman Macerası ve Yürüyüş ParkuruAlacakaranlık Gökyüzünde Karlı Dağ Zirveleri ve Sisli Vadi ManzarasıAğaçların Zirvesindeki İki Katlı Lüks Ahşap Ev ve Sarmal Merdivenleri

Tanım

a lofty peak
raise on or as if on a pinnacle

Etimoloji

From Middle English, borrowed from Old French pinacle, pinnacle, from Late Latin pinnāculum (“a peak, pinnacle”), from Latin pinna (“a pinnacle”); see pin. Doublet of panache.

Örnek Cümleler

En yüksek ufukta.
And reached the highest pinnacle.
En yüksek ufuktadır o.
And reached the highest pinnacle.
O, en yüksek ufukta idi.
And reached the highest pinnacle.
O, en yüksek bir ufuktaydı.
And reached the highest pinnacle.
Kendisi yüksek ufukta iken.
And reached the highest pinnacle.
Ve o, en yüce tanyerindeydi.
And reached the highest pinnacle.
Kendisi en yüksek ufukta iken.
And reached the highest pinnacle.
Biz, evrimin doruk noktası değiliz.
We are not the pinnacle of evolution.
Yeni dalın en üstünde T57 ağır tankı bulunur.
The pinnacle of the new branch is the T57 heavy tank.
Eğitimin doruk noktası da üniversiteye girmek.
And probably the pinnacle for education is getting you to college.
Bu rassallık bir kuantum fenomenidir. (bkz: Fonon).
This temple has a gold pinnacle (Gajur).
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.
And the astronauts went up and experienced the pinnacle of separation.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod