Ana içeriğe geç
Sözlük
/
foul

foul

/faʊl/1 hece
B2 seviye
EN → TR
↔ ters çevir
"foul" kelimesinin Türkçesi: ayıp, bozuk, kirlenmek, bozmak, dolaşmış. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelayıp
Genelbozuk
Genelkirlenmek
Genelbozmak
Geneldolaşmış
Genelkarışmış
Geneldolaşmak
Genelpisletmek
Genelkarıştırmak.
Genelfaul
Genelkirletmek
Geneldolaşma
Genelkarışma
Genelçarpışma
Geneltiksindirici
Genelbulaştırmak
Genelkirli
Genelsuikast
Genelpis
Genelmurdar
Genelçatmak
Genelmenfur
Genelçirkin
Genelpislik
Genelkir
Genelgünah.
Genelbirbirine geçmiş
Genelmurdar etmek
Genelrezil etmek
Genelyanmış barutun çamuru ile kirletmek (top namlusunu)
Genel(den) ot ve midye bağlamak (tekne karinası)
Geneldolaştırıp işlemez hale getirmek
Genelçaparız vermek
Genel(spor) oyuncuya karşı kural dışı harekette bulunmak
Genelhaksız muamele etmek
Genelkir bağlamak
Genelkarışmak. foul up (argo) acemice hareket etmek
Geneliğrenç kerih
Genelnefret verici
Genelsövüp sayma kabilinden
Genelfena (hava)
Genelmidye bağlamış (gemi teknesi)
Genel(den.) gambalı çaparız
Genel(spor) kurallara aykırı hareket
Genelhatalı vuruş veya davranış
Genelbindirme (gemi) foul bill of health (den.) bulaşık patent. foul breath pis nefes. foul copy düzeltmelerle karalanmış nüsha. foulmouthed ağzı bozuk
Genelküfürbaz. foul play kurallara aykırı oyun
Genelhaince hareket hıyanet
Genelcinayet. foul shot basketbol faul atışı. by fair means or foul iyi veya kötü yola baş vurarak
Genelnasıl olursa olsun. fall foul of çaparız gelmek
Genelkızdırmak. to play foul hainlik etmek. foully çirkin bir şekilde
Genelhaince. foulness bozukluk

Görsel

Graffiti duvar resmi - kayıp yer YunanistanGrafiti sanatının kayıp yer ruini - antik duvar resmiDev Ahtapotun Hüküm Sürdüğü Gizli Şelale ve Efsanevi Kayıp ŞehirDolunaylı Çöl Gecesinde Gizemli Kuru Ağaç ve Uzakta Kayıp Dağlar

Tanım

an act that violates the rules of a sport
become soiled and dirty
especially of a ship's lines etc

Atasözü & Deyim

Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek (sormamak) ayıp
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp

Etimoloji

Inherited from Middle English foulen, fulen, from Old English fūlian (“to become foul; rot; decay”), from Proto-West Germanic *fūlēn, from Proto-Germanic *fūlāną (“to rot; decay”).

Örnek Cümleler

Açıkça fauldü.
It was clearly a foul.
Ağzın çok bozuk.
You have a really foul mouth!
Bu bir suikasttı.
It was a foul play.
Üzgünüm, henüz yok.
I'm sorry, not yet. By fair means or foul, find out as quickly as possible!
Kötü bir koku vardı.
There was a foul smell.
Kızınca ağzını bozar.
He uses foul language whenever he gets angry.
O adam çok küfürbazdır.
That man has a foul mouth.
Bu odanın havası kirli.
The air in this room is foul.
Tom'un ağzı çok bozuktu.
Tom had a very foul mouth.
O asla faullü oynamayacak.
He will never play you foul.
Havada iğrenç bir koku var.
There is a foul odor in the air.
Tom bugün bozuk ruh halinde.
Tom is in a foul mood today.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod