Ana içeriğe geç
Sözlük
/
esrik

esrik

/es.ɾic/
adj
TR → EN
"esrik" kelimesinin İngilizcesi: drunk, drunk, drunken, stoned. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldrunkadj
Geneldrunk
Geneldrunken
Genelstoned

Tanım

•sıfat, eskimiş: sarhoş

Diğer Dillerde

first/third-person plural preterite of besaufen
çekim: karşılaştırma besoffener · üstünlük am besoffensten
eş: betrunken, blau, voll, volltrunken
köken: See the etymology of the corresponding lemma form. Compare also Dutch bezopen.
aile: sturzbesoffen
Und in seiner Aussage beschreibt er es als ekstatischen Zustand. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
besoffenes Huhn
besoffene Pflaumen
Fransızcaalcoolo, arsouille, bourré, buveur, buveuse, ébriété (eril/dişil) /al.kɔ.lo/
alcoholic
çekim: çoğul alcoolos
köken: Clipping of alcoolique + -o.
Et il decrit cela comme un état extatique. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
Il est alcoolo.
Jojo c'était comme un frère/Avant qu'il soit alcoolo/Avant qu'il devienne poivrot
alcoholic · drunken; under the influence (of alcohol)
köken: Past participle of alcoholizar.
Y lo dice describiendo esto como un estado extático — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
alcoholic
çekim: çoğul alcolisti
eş: ubriacone
aile: alcolista anonimo, Alcolisti Anonimi
E lo fa descrivendolo come uno stato di estasi. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
Rusçaалка́ш, алка́шка, буха́рик, бухо́й, выпиво́ха, забулды́га
Он говорит, что это подобно состоянию экстаза. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
Arapçaثَمِل, خِمِّير, سَكْرَان, سِكِّير, مُعَاقِر
ويصف الأمر بأنه حالة من الاستغراق (ecstasy) — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
Farsçaپیان, دائمالخمر, سرخوش, گرست, مست, میزده /sar.ˈxʷaʃ/
happy · tipsy, drunk
çekim: karşılaştırma سرخوشتَر · üstünlük سرخوشتَرین
köken: From سر (sar, “head”) + خوش (xoš, “happy”).
Azericeiçkili, kefli, sərxoş /it͡ʃkiˈli/
drunk
çekim: karşılaştırma daha içkili · üstünlük ən içkili
zıt: ayıq
köken: From içki (“drink”, noun) + -li.
Kazakçaмас
drunk
çekim: çoğul мастар · tamlayan мастың
köken: From Persian مست (mast, “drunk”).
Özbekçearaqxoʻr, ichkilikboz, piyonista /a.raqˈχor/
drunkard
çekim: çoğul araqxoʻrlar · tamlayan araqxoʻrning
köken: Derived from Classical Persian عَرَقخْوَر (araq-xwar).
Felemenkçebeschonken, dronkaard, dronken, zat, zatlap /bəˈsxɔŋ.kə(n)/
drunk, intoxicated
köken: Past participle of beschenken.
En hij beschrijft het als een extatische toestand. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
drunk (intoxicated after drinking too much alcohol)
drunkenness
çekim: tamlayan μέθης
köken: From Ancient Greek μέθη (méthē).
Και το περιγράφει ως μια κατάσταση έκστασης — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
child tiger · alcoholic (one who abuses alcohol)
ギリシャ語の忘我(エクスタシー)は — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
Korece술고래, 주정꾼, 주정뱅이, 취(醉)하다, 취객, 취하다 /sʰuɭɡo̞ɾɛ/
a strong drinker; drunk; drunkard
köken: Of native Korean origin. From 술 (sul, “alcohol”) + 고래 (gorae, “whale, drinker”).
그는 이를 무아지경 상태로 설명하고 있습니다. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
İsveççedrucken, full, fyllo
drunk; under the influence of alcohol
Och han beskriver det som ett extatiskt tillstånd. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
Lehçemenel, napity, nietrzeźwa, nietrzeźwy, pijaczka, pijak (eril) /ˈmɛ.nɛl/
bum, hobo
çekim: çoğul menele · tamlayan menela
eş: żul, włóczęga, żebrak, sztajmes, bej, pijak
köken: Uncertain, perhaps borrowed from Austrian German Männel or, less likely, from French meneur.
aile: menelski, menelstwo
Tak więc ekstaza to zasadniczo przejście do alternatywnej rzeczywistości. — Yani esriklik esasen bir alternatif gerçekliğe adım atmak oluyor.
Ukraynacaбухи́й, запива́йло, ме́кнутий, нали́ганий, нетвере́зий, п'я́ний
stimulated · excited · frantic
köken: Learned borrowing from Sanskrit उत्तेजित (uttejita, “incited, sharpened”), from the root तिज् (tij), from Proto-Indo-European *(s)teyg- (“to be sharp”).
aile: उत्तेजित करना
Fincealkoholisti, hiprakassa, hönöissä, humala, humalainen, humalassa /ˈɑlkoholisti/
alcoholic (person addicted to alcohol)
çekim: çoğul alkoholistit · tamlayan alkoholistin
köken: From Swedish alkoholist.
aile: alkkis, alkoholistinen, holisti, alkoholistihuolto, alkoholistiklinikka, alkoholistiäiti, laita-alkoholisti, rappioalkoholisti
Çekçeochlasta, opilec, opilkyně, opilý, ožrala, pijačka (eril) /ˈoxlasta/
drinker, drunkard
çekim: çoğul ochlastové · tamlayan ochlasty
Definuje to jako extatický stav. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
alcoholic
çekim: çoğul alcoolici · tamlayan alcoolicului
köken: Borrowed from French alcoolique. Equivalent to alcool + -ic.
Şi o spune descriind-o ca o stare extatică. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
o băutură alcoolică
Macarcaalkoholista, iszákos, ittas, korhely, piás, részeg /ˈɒlkoholiʃtɒ/
alcoholic (a person addicted to alcohol)
çekim: çoğul alkoholisták
köken: From English alcoholist. With the suffix -ista.
Az extázis állapotát idézi meg a leírásában. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
İbraniceשיכור \ שִׁכּוֹר, שִׁכּוֹר, שָׁתוּי
והוא אומר, בתארו את זה כמצב אקסטטי — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
Latincebibōnius, ēbriōsus, ēbrius, ēlixus, madulsa, pōtus
drunk
çekim: karşılaştırma mere anløben · üstünlük mest anløben
Og han beskrev det som et ekstatisk stadie. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
Jeg besluttede at gå op til mig selv og åbnede den bedste flaske, jeg havde, og satte mig tre timer senere lidt anløben til aftenbordet.
Kancelliraaden lo og mumlede: — Skulde Kaptejnen være bleven lidt anløben den Nytaarsdag?
... eller denne Oberst, som bliver anløben ved det fjerde Glas ...
Norveççedrita, drukkenbolt, fullhet, fyllefant, fyllik, ranglefant
Endonezcemabuk, pemabuk /ˈmabuk/
drunk (intoxicated after drinking too much alcohol) · sick, nauseous · crazy (out of control)
köken: Inherited from Malay mabuk, from Proto-Malayic *mabuk, from Proto-Malayo-Polynesian *ma-buhuk, from Proto-Austronesian *ma-buSuk, derived from *buSuk.
aile: bermabuk-mabukan, dimabuk, kemabukan, mabuk-mabukan, mabukkan, memabukkan, pemabuk
Dan ia mengatakan dengan menggambarkannya sebagai sebuah keadaan ekstasik. — Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.

Etimoloji

From Ottoman Turkish اسرك, اسریك (esrik, “in heat, violent, unmanageable”). Related to esrimek.

Örnek Cümleler

Ve bunu bir esriklik durumu olarak tarif ederek anlatıyor.
And he says by describing it as an ecstatic state.
Yani esriklik esasen bir alternatif gerçekliğe adım atmak oluyor.
So ecstasy is essentially a stepping into an alternative reality.
Yunancada esrik kelimesi kısaca bir şeyin kenarında durmak anlamında.
Now, "ecstasy" in Greek meant simply to stand to the side of something.
esrik ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod