köken: From Old Swedish kænsla, from Old Norse kensla.
aile: känsloord, känslosvall
Du talar om dessa saker med så mycket insikt och empati för patienterna. — Bu konu hakkında, hastalarınızı içtenlikle hissederek empati duyarak konuşuyorsunuz.
Puhutte näistä asioista osoittaen suurta ymmärtämystä ja empatiaa potilaitanne kohtaan. — Bu konu hakkında, hastalarınızı içtenlikle hissederek empati duyarak konuşuyorsunuz.
verbal noun of érzékel · perception, sense (manner by which living beings perceive the physical world) · sensation, something perceived or sensed (a physical feeling or perception from something that comes into contact with the body)
faculty or power of perceiving; perception, feeling, sensation, sense · perception, feeling, sensation · feeling, sentiment, emotion, affection; sense, understanding, capacity; humor, inclination, disposition, frame of mind
çekim: çoğul sēnsūs · tamlayan sēnsūs
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *sent-der. Proto-Italic *sentjō Latin sentiō Proto-Indo-European *-tus Proto-Italic *-tus Latin -tus Latin sēnsus From sentiō (“feel, hear, see, perceive”) + -tus (action noun suffix).
Dan saya harap suatu hari kita akan hidup bersama dengan damai dan saling menghormati. — Ve umarım bir gün hep beraber barış içinde ve birbirimize saygı duyarak yaşarız.
Örnek Cümleler
Zaida da bundan tiksinti duyarak ayrılır.
Lilly is heart broken hearing this.
Botaniğe ilgi duyarak, 1832'de tıp alanını terk etti.
Having developed an interest in botany, by 1832 he had abandoned the field of medicine.
Mırıldanmalarını duyarak kendisine kızacaklarından hiç korkmaz.
I had never heard someone get angry at him.
Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
We had to deal with them with respect and celebrate them.
Tom ve Mary gün batımına hayranlık duyarak kıyı boyunca yürüdüler.
Tom and Mary walked along the shoreline, admiring the sunset.
Malını Allah yolunda harcayıp O'na saygı duyarak haramdan sakınan,
Yet he who gives to others and has fear,
Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun.
As for him who comes to you striving (after goodness),
Özellikle İskandinavya halklarına ilgi duyarak bu konuda çalışmalar yapmıştır.
I was tremendously interested in what they had done in Scandinavia along those lines.
Achinstein, bilim tarihine büyük ilgi duyarak bilim felsefesinde uzmanlaşmıştır.
Achinstein specializes in philosophy of science with strong interests in the history of science.
Ve umarım bir gün hep beraber barış içinde ve birbirimize saygı duyarak yaşarız.
And I hope that someday we'll all live together in peace and respecting each other.
Bu noktada öldü, bu yüzden ona saygı duyarak beni aynı yerde bulacaksınız. " [2]
In this spot she died, so in reverence to her, you will find me in the same spot."[9]
Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.