Ana içeriğe geç
Sözlük
/
duyarak

duyarak

C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"duyarak" kelimesinin İngilizcesi: feeling. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelfeeling

Diğer Dillerde

sensitive, perceptive, empathic, compassionate
çekim: karşılaştırma einfühlsamer · üstünlük am einfühlsamsten
eş: empathisch, feinfühlig, mitfühlend, taktvoll, zartfühlend
köken: einfühlen + -sam
aile: Einfühlsamkeit
Wir mussten sie mit Respekt behandeln und zelebrieren.Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
emotion
çekim: çoğul émotions
eş: émeute
köken: From émouvoir + -tion, using the formation of motion as an antecedent.
aile: émotionnel
Cet oiseau siffle quand il vole.Clara,fare sesi sesi duyarak uyanır.
hunch (idea); gut feeling · impulse
çekim: çoğul corazonadas
eş: presentimiento
köken: From corazón + -ada.
Teníamos que hacerlo con respeto y celebrándolas.Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
emotion · excitement
çekim: çoğul emozioni
eş: commozione, eccitazione, impressione, trepidazione, turbamento, emotività
köken: From French émotion.
Dovevamo trattarle con rispetto, celebrarle.Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
Мы должны были их уважать и почитать.Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
وبتقدير التشابك يمكن للفرد ان يصبح اكثر اتزانا ..Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar.
Azericeduyğu, hiss /dujˈɣu/
feeling
çekim: çoğul duyğular · tamlayan duyğunın
köken: From duy- (“to feel”) + -ğu. Cognate with Turkish duygu.
Kazakçaсезім
sense, feeling
köken: From сезу (sezu) + -ім (-ım). Cognate with Kyrgyz сезим (sezim), Southern Altai сезим (sezim), etc.
aile: сезімді, сезімділік, сезімдік, сезімпаз, сезімпаздық, сезімсіз, сезімсіздік
Özbekçehis, sezgi, tuygʻu
feeling
çekim: çoğul hislar · tamlayan hisning
köken: Borrowed from Arabic حِسّ (ḥiss).
aile: hissi
Tatarcaхис
Felemenkçeemotie, gevoel, gevoelens, gevoelig, voorgevoel (dişil) /ˌeːˈmoː.(t)si/
emotion
çekim: çoğul emoties
eş: gevoel
köken: Borrowed from French émotion.
aile: emotioneel
Ik wil er niet de rest van mijn leven spijt van hebben.Hayatımın geri kalanını pişmanlık duyarak geçirmek istemiyorum.
emotion
çekim: çoğul emoções
köken: Borrowed from French émotion.
aile: emocional, emotivo
Tínhamos de lidar com elas com respeito e celebrá-las.Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
Yunancaαίσθηση, συναίσθημα (dişil) /ˈe.sθi.si/
sensation, sense · perception · feeling
çekim: çoğul αισθήσεις · tamlayan αίσθησης
köken: From Ancient Greek αἴσθησις (aísthēsis).
Έπρεπε να τους αντιμετωπίσουμε με σεβασμό και να τους υμνήσουμε.Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
πέντε αισθήσεις
Japonca感情, 感覚, 敏感な, 直感 /kã̠ɲ̟d͡ʑo̞ː/
an emotion, a feeling, feelings, a sentiment
aile: 悪感情, 対日感情, 対立感情, 負の感情, 感情を害する, to hurt someone's feelings, to offend someone, 感情を殺す, to suppress one's emotions, 感情移入
彼らは より寛容になり 寛容さは希望へとつながりますKarmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar.
この感情は、恋か、食欲か。
Korece감각, 감정, 느낌 /ˈka̠(ː)mɡa̠k̚/
sensation · A sense for something.
köken: Sino-Korean word from 感覺, from 感 (“feeling”) + 覺 (“awakening”)
aile: 심부감각(深部感覺)
다양성을 존중할 줄 알고 관용과 포용력을 넓히게 된다면Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar.
İsveççekänsla, känslig, känsligt, känslor /ˈɕɛnsˌla/
feeling · emotion · (romantic) feelings
çekim: çoğul känslor · tamlayan känslas
köken: From Old Swedish kænsla, from Old Norse kensla.
aile: känsloord, känslosvall
Du talar om dessa saker med så mycket insikt och empati för patienterna.Bu konu hakkında, hastalarınızı içtenlikle hissederek empati duyarak konuşuyorsunuz.
Att vara glad är en känsla
Jag har en känsla av att vi inte är ensamma
en obehaglig känsla
Lehçeuczucia, uczucie /uˈt͡ʂu.t͡ɕa/
genitive singular of uczucie · nominative plural of uczucie · accusative plural of uczucie
Należało traktować je z szacunkiem i cieszyć się nimi.Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
Ми ставилися до них з повагою і возвеличувати їх.Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
feeling, sensation · realization, understanding
çekim: çoğul एहसासों
köken: Borrowed from Classical Persian احساس (ihsās), from Arabic إِحْسَاس (ʔiḥsās, “feeling”).
aile: एहसास करना
delicate, vulnerable · physically sensitive, tender · sensitive, easily offended
çekim: karşılaştırma herkempi · üstünlük herkin
köken: From Proto-Finnic *herkkä. Cognates include Estonian erk (“lively”), Ingrian herkkä, Karelian herkkä, Livonian erk (“lively”), Veps herk (“perky”) and Votic herkkõ.
aile: herketä, herkistää, herkkis, herkku, herkkyys, herkkyä, herkästi, aistiherkkä, epäherkkä, erityisherkkä
Puhutte näistä asioista osoittaen suurta ymmärtämystä ja empatiaa potilaitanne kohtaan.Bu konu hakkında, hastalarınızı içtenlikle hissederek empati duyarak konuşuyorsunuz.
Çekçecit, city, pocit (eril) /ˈt͡sɪt/
feeling · emotion
çekim: çoğul city · tamlayan citu
eş: emoce, smysl, vnímavost
köken: Deverbal from cítit.
aile: bezcitný
Ale slyší nějaké hlasy nahoře v patře, jde teda po schodech nahoru.Fakat üst katta bazı sesler duyarak merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı.
získat cit pro
chovat cit
plural of sentiment
Trebuia să le tratăm cu respect şi să le sărbătorim.Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
verbal noun of érzékel · perception, sense (manner by which living beings perceive the physical world) · sensation, something perceived or sensed (a physical feeling or perception from something that comes into contact with the body)
çekim: çoğul érzékelések
köken: érzékel (“to perceive”) + -és (noun-forming suffix)
aile: érzékelési, bőrérzékelés, egyensúlyérzékelés, fájdalomérzékelés, fényérzékelés, hőérzékelés, időérzékelés, ízérzékelés, mozgásérzékelés, szagérzékelés
Tisztelettel kell velük foglalkoznunk és ünnepelnünk kell őket.Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
ועל ידי הערכה של המורכבות, הם נעשים יותר סובלניים,Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar.
Latincesensus (eril) /ˈsẽː.sʊs/
faculty or power of perceiving; perception, feeling, sensation, sense · perception, feeling, sensation · feeling, sentiment, emotion, affection; sense, understanding, capacity; humor, inclination, disposition, frame of mind
çekim: çoğul sēnsūs · tamlayan sēnsūs
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *sent-der. Proto-Italic *sentjō Latin sentiō Proto-Indo-European *-tus Proto-Italic *-tus Latin -tus Latin sēnsus From sentiō (“feel, hear, see, perceive”) + -tus (action noun suffix).
aile: sēnsātus, sēnsiculus, sēnsifer, sēnsificus, sēnsilis, sēnsiloquus, sēnsōrium, sēnsū lātō, sēnsū strictō, sēnsuālis
Quod equidem in vestrae gloriae sensibus caelesti conlatum munere mystica regenerationis vestrae purgatio patenter innuit.
Dancafølelse (nötr) /ˈføːləlsə/
feeling
çekim: çoğul følelser · tamlayan følelses
köken: From føle + -else.
aile: følelsesmæssig, følelsesmæssig intelligens
Det lærer Tordis hurtigt udenad.Zaida da bundan tiksinti duyarak ayrılır.
Norveççefølelser, følsom
Endonezceperasaan /pəraˈsaan/
feeling · sensation · sentiment
çekim: çoğul perasaan-perasaan
köken: Affixed peng- -an + rasa, from Malay perasaan. Doublet of perasan.
aile: perasaan destruktif, perasaan hampa, perasaan jengkel, baper
Dan saya harap suatu hari kita akan hidup bersama dengan damai dan saling menghormati.Ve umarım bir gün hep beraber barış içinde ve birbirimize saygı duyarak yaşarız.

Örnek Cümleler

Zaida da bundan tiksinti duyarak ayrılır.
Lilly is heart broken hearing this.
Botaniğe ilgi duyarak, 1832'de tıp alanını terk etti.
Having developed an interest in botany, by 1832 he had abandoned the field of medicine.
Mırıldanmalarını duyarak kendisine kızacaklarından hiç korkmaz.
I had never heard someone get angry at him.
Onları kutlayarak ve saygı duyarak... ... anlaşmak zorundaydık.
We had to deal with them with respect and celebrate them.
Tom ve Mary gün batımına hayranlık duyarak kıyı boyunca yürüdüler.
Tom and Mary walked along the shoreline, admiring the sunset.
Malını Allah yolunda harcayıp O'na saygı duyarak haramdan sakınan,
Yet he who gives to others and has fear,
Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun.
As for him who comes to you striving (after goodness),
Özellikle İskandinavya halklarına ilgi duyarak bu konuda çalışmalar yapmıştır.
I was tremendously interested in what they had done in Scandinavia along those lines.
Achinstein, bilim tarihine büyük ilgi duyarak bilim felsefesinde uzmanlaşmıştır.
Achinstein specializes in philosophy of science with strong interests in the history of science.
Ve umarım bir gün hep beraber barış içinde ve birbirimize saygı duyarak yaşarız.
And I hope that someday we'll all live together in peace and respecting each other.
Bu noktada öldü, bu yüzden ona saygı duyarak beni aynı yerde bulacaksınız. " [2]
In this spot she died, so in reverence to her, you will find me in the same spot."[9]
Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.
He became an object of much blame.
duyarak ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod