Ana içeriğe geç
Sözlük
/
bağıntılı

bağıntılı

TR → EN
"bağıntılı" kelimesinin İngilizcesi: relative. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelrelative

Tanım

•göreceli, göreli, izafi, nispi, rölatif, relatif
•Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan

Diğer Dillerde

female equivalent of Angehöriger: female relative/next of kin/relation; female member (of an organization): female national (of a country)
çekim: çoğul die Angehörigen · tamlayan Angehöriger
köken: Substantivization of angehörig (“belonging”).
Asymmetrische Kontakte und Innovation. — Kalite ve inovasyon bağıntılıdır.
Fransızcaparent, relatif (eril) /pa.ʁɑ̃/
relative, relation, family member · parent · ancestors
çekim: çoğul parents
eş: géniteur, génitrice, procréateur, procréatrice, aïeul, ancêtre
köken: Inherited from Middle French parent, from Old French parent, from Latin parentem.
aile: arrière-arrière-grand-parent, arrière-grand-parent, être parent avec quelqu'un, grand-parent, ils sont proches parents, parent éloigné, parent par alliance, parent pauvre, parent proche, parental
Deux citations avec lesquelles je voudrais plus ou moins finir. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Nous devons toujours être aux côtés de nos parents et de nos amis.
debt · relative, relation, kin
çekim: çoğul deudos
eş: pariente
köken: Inherited from Old Spanish debdo, from Latin dēbitus (“owed”), past participle of dēbēre (“to owe, to have to”).
La calidad y la innovación son mutuamente dependientes. — Kalite ve inovasyon bağıntılıdır.
feminine singular of congiunto
çekim: çoğul congiunte
eş: annessa, collegata, connessa, legata, unita, attaccata
Due citazioni con cui concludere. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
relative · relative (as in relative clause) · comparative
eş: сравнительный, небольшой, некоторый, умеренный, определённый, условный
köken: относи́ть (otnosítʹ, “to refer”) + -тельный (-telʹnyj, verbal adjective suffix), perhaps a calque of Latin relātīvus.
aile: относи́тельность, относи́тельно
Две цитаты, чтобы более менее закруглиться. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Arapçaأَقارِبُ, أَقْرِبَاء, قرايِب, قريب, قَرِيب, قَرِيبَة /qa.riːb/
near, close, adjacent · simple, easily understood
çekim: çoğul أَقْرِبَاء · tamlayan قَرِيبٍ
zıt: بَعِيد
köken: فَعِيل (faʕīl)-type stative-verb derived from the active participle from the verb قَرُبَ (qaruba, “to be near”). Cognate with Hebrew קָרוֹב (karóv, “close, near”) and Amharic ቅርብ (k’ɨrb).
سوف أُنهي بإقتباسين — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
[…] إِنَّ رَحْمَةَ ٱللّٰهِ قَرِيبٌ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ
[…] لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ قَرِيبٌ
Azericeqohum /ɡoˈhum/
relative, kinsman
çekim: çoğul qohumlar · tamlayan qohumun
köken: From Arabic قوم (qawm, “tribe, family”). Doublet of qövm.
aile: qohumluq, qohum-əqrəba
maternal relative
çekim: çoğul нағашылар · tamlayan нағашының
köken: Borrowed from Mongolic. Cognate with modern Mongolian нагац (nagac), Bashkir нағасы (nağası).
Özbekçeqarindosh
Felemenkçebetrekkelijk, bloedverwant, familielid, relatief /bəˈtrɛ.kə.lək/
relative
çekim: karşılaştırma betrekkelijker · üstünlük betrekkelijkst
köken: From betrekken + -e- + -lijk.
aile: betrekkelijkheid, betrekkelijk voornaamwoord
Twee citaten om mee af te sluiten. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Portekizceparenta
feminino de parente
Tudo isso em comparação com "sem protecção". — Ve tüm bunlar, emniyet kemeri takılmadığı durumlarla bağıntılı.
familiar, personal, intimate
çekim: karşılaştırma οικειότερος · üstünlük οικειότερος
köken: From Ancient Greek οἰκεῖος (oikeîos).
aile: οικειοποιούμαι
Σας αφήνω με δύο αποφθέγματα. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Japonca相対的, 親戚, 身内 /so̞ːta̠ite̞kʲi/
relative
zıt: 絶対的
köken: 相対(そうたい) (sōtai) + 的(てき) (-teki)
1つ目は「詩とは 新しいものを身近にし — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Korece상대적(相對的)이다, 친척 /t͡ɕʰiɲt͡ɕʰʌ̹k̚/
kin, kinsmen, relatives
eş: 친족, 외척, 가족
zıt: 남
köken: Sino-Korean word from 親戚
aile: 친척사이
인용문 두 가지만 말씀드리고 마칠까 합니다. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
İsveççeanförvant, frände, fränka, släkting
a relative (someone of the same family)
çekim: çoğul anförvanter · tamlayan anförvants
köken: From German anverwandt (“related to”), equivalent to an- + verwandt, from German verwenden (“to turn away”). Compare bundsförvant.
Jag tänkte börja runda av med två citat. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Lehçekrewna, krewny, odnośny, relatywny, względny (dişil) /ˈkrɛv.na/
female equivalent of krewny (“relative”) (someone in the same family)
çekim: çoğul krewne · tamlayan krewnej
eş: krewniaczka, kuzynka
köken: Etymology tree Polish krewny Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂ Proto-Balto-Slavic *-āˀ Proto-Slavic *-a Old Polish -a Polish -a Polish krewna From krewny + -a.
Tak na zakończenie mam dwa cytaty. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Ukraynacaвідно́сний, зв'я́заний, рода́к, рода́чка, ро́дичка, свість /sʲʋʲisʲtʲ/
female relative
çekim: çoğul сві́сті · tamlayan сві́сті
Редагувати & відносний (стосується як часу, так і часу сеансу) — & Bağıntılı Düzenle (toplam süre ve oturum süresine uygula)
Hintçeनातेदार, रिश्तेदार, संबंधी, सापेक्ष (eril) /ɾɪʃ.t̪eː.d̪ɑːɾ/
relative (a family member, normally of the extended family)
çekim: çoğul रिश्तेदारों
köken: Oblique of रिश्ता (riśtā, “relation”) + -दार (-dār, “bearing”). Compare Punjabi ਰਿਸ਼ਤੇਦਾਰ (riśtedār).
वह इसी बात से बचना चाहता था कि वह सिर्फ़ दूर का रिश्तेदार माना जाए
Fincerelatiivinen, suhteellinen, sukulainen /ˈrelɑtiːʋinen/
relative
çekim: karşılaştırma relatiivisempi · üstünlük relatiivisin
köken: Internationalism (see English relative), ultimately from Late Latin relātīvus and adapted with the adjectival suffix + -inen.
aile: relatiivilause, relatiivipronomini, relatiivisesti, relatiivisuus
Keskusteluissa luovuudella ja innovatiivisuudella on yhteyksiä. — Kalite ve inovasyon bağıntılıdır.
žena, která má s určitou osobou vztah prostřednictvím společných předků nebo manželského svazku
Více méně na závěr dvě citace. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Rumencerudă (dişil)
relation, relative · family, sort, kin, nation, people
çekim: çoğul rude · tamlayan rude
köken: Borrowed from Old Church Slavonic родъ (rodŭ), from Proto-Slavic *rodъ.
aile: înrudi, rudenie
Doua citate si voi incheia, cred. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
relative (not absolute; connected to or depending on something else)
çekim: karşılaştırma relatívabb · üstünlük legrelatívabb
köken: From German relativ, from French relatif, from Late Latin relativus. With -ív ending.
aile: relativitás, relatívan, relatív prím
Két idézettel szeretném befejezni. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
İbraniceקָרוֹב, קְרוֹבָה
שני ציטוטים לסיים איתם. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Latincecognāta, cognātus, propinqua, propinquus, relātīvus
inflection of propinquus: · nominative/accusative/nominative neuter plural
related
zıt: ubeslægtet
köken: From Middle Low German beslechtet.
aile: beslægtethed, ubeslægtet, nærtbeslægtet, åndsbeslægtet, blodsbeslægtet
To citater til mere eller mindre at slutte af med — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Norveççefrende, frendekone, frenke, slektning
En ting som er sikker er at våre tanker i stor utstrekning avhenger av vår nevrokjemi. — Bir simgenin doğası ve onun simgeleşme süreci, sinir dizgemiz ile ileri derecede bağıntılıdır.
berkenaan (dengan); berhubungan; ada sangkut pautnya (dengan):
Dua kutipan untuk kurang lebih mengakhiri ini. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Vietnamcahọ hàng, người thân, thân nhân /hɔ˧˨ʔ haːŋ˨˩/
relative
köken: họ + hàng
Hai câu trích dẫn sau đây. — Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.

Örnek Cümleler

Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.
Two quotations to more or less end with.
Şehrin adı olasılıkla Rutenya adıyla bağıntılıdır.
The community is probably named for its location related to the city of La Puente.
Örnek olarak, birbiriyle daima mükemmel bağıntılı iki dalga düşünelim.
As an example, consider two waves perfectly correlated for all times.
Belki de paraboller ve hiperboller de bir nevi bağıntılı gözüküyorlar.
And maybe it even seems that parabolas and hyperbolas are somewhat related.
Örnek olarak, birbiriyle daima mükemmel bağıntılı iki dalga düşünelim.
As an example, consider two waves perfectly correlated for all times.
Bunlar, çemberler ve elipsler ne kadar bağıntılı ise o kadar bağıntılı.
It's pretty clear that circles and ellipses are somehow related.
Büyük patlamalar, hatırı sayılır iklim değişiklikleri ile bağıntılıdırlar.
Large eruptions correlate well with some significant climate change events.
Bununla bağıntılı olarak da bu durumu ortadan kaldırıp düzene sokmak çabaları vardır.
Then with a clear field, they must take their hoe and till the soil.
bağıntılı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod