anımsamak

/a.nɯm.saˈmak/
verb
TR → EN
"anımsamak" kelimesinin İngilizcesi: recall, remember, remember. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelrecall
Genelremember
Genelremember
Çekim Tablosu
Geniş zamananımsar
Geniş (olumsuz)anımsamam
Şimdiki zamananımsamakta
Gelecek zamananımsayabilecek
Geçmiş zamananımsadı
Şartanımsasa
Gereklilikanımsamalı
Emiranımsa
Tanım
•bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek, hatırlamak
•Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek
Diğer Dillerde
Almancaabrufen, bedenken, daran denken, gedenken, grüßen, Rückruf /ˈapˌʁuːfən/
to access, fetch or retrieve · to call away
çekim: geçmiş rief ab · ortaç abgerufen · şimdiki ruft ab · ulaç abrufend
eş: abberufen
köken: From Middle High German aberüefen. Equivalent to ab- + rufen. Cognate to Dutch afroepen.
aile: Abrufer, Abrufung, abrufend, abgerufen
Nun, das erinnernde Selbst macht mehr, als zu erinnern und Geschichten zu erzählen. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
FransızcaRetenir, se rappeler, se souvenir
Retenir, se rappeler, se souvenir.
Et le "moi du souvenir" fait bien plus que mémoriser et raconter des histoires. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
İspanyolcaacordarse / arrecordarse de, darse recuerdos, recordación, recordar, remembrar, rememoración (dişil) /rekoɾdaˈθjon/
recollection
çekim: çoğul recordaciones
eş: recordamiento
Ahora bien, el yo que recuerda hace más que recordar y contar historias. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
to memorize · to store (data in memory)
çekim: geçmiş memorizzàto · ortaç memorizzàto · şimdiki memorìzza · ulaç memorizzànte
köken: From memoria + -izzare.
aile: memorizzazione
Ebbene, il sè che ricorda le esperienze fa di più che ricordare e raccontare storie. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Rusçaсмутно припоминать
Кроме этого, помнящее я не только запоминает и рассказывает истории. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Arapçaٱسْتَدْعى, اِسْتَذْكَرَ, تَذَكَّرَ, سَحَبَ, سَحْبٌ
الآن، تقوم نفسية الذكرى بأكثر من التذكر وإخبار القصص. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Farsçaبه یاد آوردن, به یاد داشتن, یاد آمدن, یاد کردن /ba jaːd ʔaː.war.ˈdan/
to remember, to recall
çekim: geçmiş به یاد آورد · ortaç به یاد آورده · şimdiki به یاد میآورد · ulaç به یاد آورنده
نامِش رو بِه یاد نِمیآرَم.
Azericeanmaq, geri çağırmaq, xatırlamaq, yadında olmaq, yadında saxlamaq /ɑnˈmɑχ/
to remember, to commemorate, to have a remembrance ceremony for (the dead etc.)
çekim: geçmiş anmış · ortaç anmış · şimdiki anır
köken: From Proto-Turkic *āŋ-. Cognates include Turkish anmak, Chuvash ӑн (ăn).
Bu gün Azərbaycan Xalq Cəbhəsi Partiyası təşkilatın lideri Əbülfəz Elçibəyi vəfatının ildönümündə məzarı başında anıb.
Kazakçaеске алу, есте сақтау
Özbekçeeslamoq, yodda tutmoq
Felemenkçezich herinneren
Het herinnerende ik doet meer dan zich herinneren en verhalen vertellen. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Portekizceconvocar, decorar, lembrar, lembrar-se, memorizar, recall /kõ.voˈka(ʁ)/
to convene, convoke · to summon, muster, assemble
çekim: geçmiş convoquei · ortaç convocado · şimdiki convoca
köken: Borrowed from Latin convocāre (“to assemble; to convene, to convoke; to summon, to muster”), from con- + vocō (“to call, to summon, to invoke”).
Mas, o eu que recorda faz mais do que relembrar e contar histórias. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Yunancaαναπολώ, θυμάμαι /a.na.poˈlo/
to recall, recollect · to reminisce, look back
çekim: geçmiş αναπόλησα · ortaç έχοντας αναπολήσει · şimdiki αναπολεί · ulaç αναπολώντας
eş: αναθυμάμαι, αναλογίζομαι
köken: Learned borrowing from Ancient Greek ἀναπολῶ (anapolô), contracted form of ἀναπολέω (anapoléō, “to go over again”).
Τώρα, ο εμπειρικός εαυτός κάνει πολύ περισσότερα από το να θυμάται και να λέει ιστορίες. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Japoncaよろしく伝える, 呼び返す, 思い出す, 思い起す, 想起する, 確認する
call back, recall
çekim: geçmiş 呼び返した
実際に 決断をするのは記憶の自己です 例えば 大腸内視鏡検査を2回 — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Korece기억하다 /kiʌ̹kʰa̠da̠/
to remember
çekim: geçmiş 기억했다
köken: 기억(記憶) (gieok) + -하다 (-hada, “to do”, light verb deriving active verbs).
자, 기억하는 주체는 기억을 하고 그것을 이야기 하는 것만을 하는 것이 아닙니다. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
저 기억하세요? 저 당신 건물에 살아요.
İsveççeåterkalla, dra sig till minnes, komma ihåg, memorera, minnas
recall (request or order someone or something to return, also of product recalls and the like) · revoke (a decision or the like)
çekim: geçmiş återkallade · ortaç återkallad · ulaç återkallande
köken: åter + kalla
aile: oåterkallelig
Alltså, självet som minns gör mer än att minnas och berätta historier. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Lehçepamiętać, zapamiętać, zapamiętywać /paˈmjɛn.tat͡ɕ/
to remember (to recall from one's memory; to have an image in one's memory) · to remember (to keep in mind; to be mindful of) · to remember (to not forget (to do something required))
çekim: geçmiş pamiętano · şimdiki pamięta
eş: myśleć
köken: Etymology tree Proto-Slavic *pa- Proto-Indo-European *men- Proto-Indo-European *-tis Proto-Indo-European *méntis Proto-Balto-Slavic *mintísder. Proto-Slavic *pàmę̄tь Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂ Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *-eh₂yéti Proto-Balto-Slavic *-ā́ˀtei Proto-Slavic *-ati Proto-Slavic *pamętàti Old Polish pamiętać Polish pamiętać Inherited from Old…
aile: pamiątka, pamięciówka, pamięć, pamiętniczek, pamiętnik, najstarsi górale nie pamiętają, opamiętać, opamiętywać, popamiętać, rozpamiętać
Pamiętająca jaźń nie tylko zapamiętuje i odtwarza historie. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Near-synonym: nie omieszkać
Near-synonym: pochodzić
Ten budynek pamięta XVIII wiek.
Ukraynacaвідклика́ти, запам'ята́ти, запам'ято́вувати, зга́дувати, пам'ята́ти
Крім того, пам'ятєве я не тільки запам'ятовує і розповідає історії. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Hintçeस्मरण, स्मरण रखना (eril) /smə.ɾəɳ/
recollection, memory
çekim: çoğul स्मरणों
köken: Learned borrowing from Sanskrit स्मरण (smaraṇa). Doublet of सिमरण (simraṇ).
aile: स्मरणशक्ति, स्मरणीय
Fincekutsua takaisin, muistaa, painaa muistiin, palauttaa mieleen, takaisinkutsua, takaisinveto /ˈmui̯stɑːˣ/
to remember, recall, recollect · to remember, not forget · to remember (someone, with a gift, greeting, or similar, usually on a personal occasion)
çekim: geçmiş muistanut · şimdiki muistaisi · ulaç muistava
köken: From Proto-Finnic *muistadak (compare Estonian mõistma (“to understand”)), from Proto-Finno-Ugric *muja- (compare Erzya муемс (mujems, “to find”)).
aile: muistamaton, muistaja, muistajaiset, muistama, muistaminen, muisti, muistiainen, muisto, muistella, muistua
Muistava minuus tekee muutakin kuin muistaa ja kertoo tarinoita. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Hän muistaa yhä selvästi vaikeat ajat lapsuudestaan.
Etkö muista, että minäkin olin siellä?
Muistan hyvin, mitä eilen tapahtui.
mít něco uchované v paměti
Ale pamatující já dělá více než jen to, že si pamatuje a vypráví historky. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Rumenceaminti, comemora, își aduce aminte, pomeni, ține minte /a.minˈti/
to remind · to recall, to remember · to mention
çekim: geçmiş amintit · ortaç amintit · şimdiki amintește
köken: From aminte + -i. First attested in the 19th century.
aile: aminteală, amintire, amintitor
Sinele memoriei nu face numai să-şi aminteasca şi să spună poveşti. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Îmi amintești te rog motivul pentru care ai venit?
Puțini oameni își amintesc ceva de dinainte de vârsta de doi ani.
Ciclul cardiac amintește de ciclul motor.
Macarcabevon, emlékezik, emlékszik, észben tart, felelevenít, felidéz /ˈbɛvon/
to coat, to cover something (with something -val/-vel) · to withdraw from circulation (e.g. money), to retire, to revoke · to involve, to include someone (in something -ba/-be) (to engage someone to participate in a task)
çekim: geçmiş bevontak
köken: be- + von
aile: bevonás
Az emlékező én többet is tesz annál, hogy emlékezik és történeteket mesél. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
bronzzal bevon
Bevonták a jogosítványomat.
Bevontuk Pétert a feladatba.
İbraniceזָכַר, נזכר
To remember suddenly; to remember after having forgotten. · To be remembered; passive of זכר (zakhár)
çekim: geçmiş נִזְכַּרְתָּ
köken: From the root ז־כ־ר (z-k-r).
aile: נ״ב
עכשיו, האני הזוכר לא רק זוכר ומספר סיפורים. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Latinceedisco, meminī, memoror, recordor, reminiscor, revocō /eːˈdɪs.koː/
to learn by heart · to study, get acquainted with a subject
çekim: şimdiki ēdiscit · ulaç ēdiscēns
köken: From ex- (thoroughly) + discō (“to learn”).
Magnum ibi numerum versuum ēdiscere dīcuntur.
Nec levis ingenuās pectus coluisse per artēs
Dancaerindre, huske /eˈʁɛnˀd̥ʁɐ/
to remember, recall
çekim: geçmiş erindrede · ortaç erindret · ulaç erindrende
köken: From German erinnern (“to remind, (reflexive) remember”).
aile: erindring
Det erindrende selv gør mere end bare at huske og fortælle historier. — Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Norveççekomme i hu, minnes, tilbakekalle
Endonezceingat, menarik, penarikan /ˈiŋat/
to remember · to be conscious, to be aware · to think about, to think of
zıt: lupa
köken: Inherited from Malay ingat (“to remember”), from Proto-Malayo-Polynesian *iŋat, from Proto-Austronesian *iŋət.
aile: beringat, beringat-ingat, ingat-ingat, ingat-ingatan, ingatan, memperingati, memperingatkan, mengingat, mengingati, mengingatkan
Etimoloji
By surface analysis, an + -ımsa. Coined by Turkish Language Association in 1942.
Örnek Cümleler
Tom'u hep böyle anımsamak istemez miydiniz?
Wouldn't you want to remember Tom always in this fashion?
Şimdi, anımsayan benlik anımsamaktan başka şeyler de yapar ve hikayeler anlatır.
Now, the remembering self does more than remember and tell stories.
anımsamak ile daha fazla örnek cümle →