Ana içeriğe geç
Sözlük
/
alacak

alacak

noun
A2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"alacak" kelimesinin İngilizcesi: credit, debt, due, money owed. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Hukukcreditnoun
Geneldebt
Geneldue
Hukukmoney owednoun

Görsel

Alacakaranlık Çölünde Hilal Ay ve Yıldızlar Altında Mistik ManzaraAlacakaranlığın Huzurunda Cam Cepheli Modern Villa ve Havuz TasarımıAlacakaranlık Gökyüzünde Ağaç Siluetleri ve Parlak Bir Yıldız DetayıAlacakaranlık Gökyüzünde Bulutlar Arasından Sızan Altın Işık Huzmesi

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)alacağı
Çoğul (-ler)alacaklar

Tanım

•isim: Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey; takanak, matlup, verecek karşıtı
•Alınması gerekli şey

Atasözü & Deyim

“Alacakla verecek (borç) ödenmez”
“Arı bal alacak çiçeği bilir”
“Borçlunun duacısı alacaklısıdır”
“Kefen alacak adam yüzünden belli olur”

Diğer Dillerde

Almancahaben /ˈhaːbən/
forms the perfect aspect (have) · to have; to own (to possess, have ownership of; to possess a certain characteristic) · to have; to hold (to contain within itself/oneself)
çekim: geçmiş hatte · ortaç gehabt · şimdiki hat · ulaç habend
köken: From Middle High German haben, from Old High German habēn (akin to Old Saxon hebbian, Old Norse hafa (Swedish hava/ha), Old Frisian habba, Gothic 𐌷𐌰𐌱𐌰𐌽 (haban), Old English habban), from Proto-West Germanic *habbjan, from Proto-Germanic *habjaną, from Proto-Indo-European *kap- (“to grasp”). Cognates include Bavarian håbn, Yiddish האָבן (hobn), Dutch hebben, English have, Danish have.
aile: Habe, habhaft, häbig, Habseligkeit
Er wird duschen. — Duş alacak.
Das habe ich nicht gesagt.
Ich habe ein Auto.
Sie hat braune Haare.
Fransızcaattribution, crédit, dû, générique, mérite, plein (dişil) /a.tʁi.by.sjɔ̃/
allocation, allotment · remit, duty
çekim: çoğul attributions
köken: Learned borrowing from Latin attribūtiō. By surface analysis, attribuer + -tion.
Tu achèteras du pain. — Ekmek alacaksın.
Je suis désolé, mais cela ne fait pas partie de mes attributions.
credit
çekim: çoğul créditos
zıt: débito
köken: Borrowed from Latin creditum (“a loan, credit”), neuter of creditus, past participle of credere (“to believe”) (or possibly through the intermediate of Italian credito, especially in the case of the financial/mercantile sense). Doublet of creído.
aile: a crédito, acreditar, crédito público, dar crédito, entidad de crédito, línea de crédito, riesgo de crédito, tarjeta de crédito, títulos de crédito, tramitar crédito
Tom se quedará. — Tom kalacak.
to make credible, to confirm, to validate, to substantiate · to accredit (an ambassador) · to credit (a sum of money)
çekim: geçmiş accreditàto · ortaç accreditàto · şimdiki accrédita · ulaç accreditànte
eş: attribuire un credito, bonificare, mettere a disposizione, segnare a credito, avvalorare, confermare
zıt: addebitare
köken: From a- + credito (“credit”) + -are.
aile: accreditarsi, riaccreditare
Dove starai? — Nerede kalacaksın?
Съели Абдера. — Abdest alacaktı.
على a^2 فقط — "a" kare kalacak.
Kazakçaкредит, несие /ˈkrʲedʲɪt/
credit (specifically in reference to credits and debits in double-entry accounting)
köken: Borrowed from Russian креди́т (kredít), probably from German Kredit, from French crédit, from Italian credito.
aile: кредитші
Felemenkçetegoed (nötr)
credit, amount you are owed
çekim: çoğul tegoeden
Hij blijft vijf à zes dagen. — Beş altı gün kalacak.
Portekizceacreditar, cota, creditar, devido, exatamente, quota /a.kɾe.d͡ʒiˈta(ʁ)/
to believe (to accept that someone is telling the truth) · to believe (to accept that something is true) · to believe, to think (to consider likely)
çekim: geçmiş acreditei · ortaç acreditado · şimdiki acredita
köken: From a- + crédito + -ar.
Chegou a hora da superação!'». — Ömür boyu ceza alacak!".
credit · short for クレジットカード (kurejitto kādo)
köken: Borrowed from English credit.
これらはキャンセルされます — "a" kare kalacak.
a unit · a counter · academic credit
eş: 하나치
köken: Sino-Korean word from 單位 (“unit”), from an orthographic borrowing from Japanese 単位 (tan'i).
아벨상을 수상하였다. — Abdest alacaktı.
단위 명사
İsveççeerkännande, kreditera, rakt (nötr)
an acknowledgement, a recognition · a confession
çekim: çoğul erkännanden · tamlayan erkännandes
(Jag) läser en bok. — Kitabı satın alacaktım.
Lehçekredyt, należny, spodziewany, uznanie (eril) /ˈkrɛ.dɘt/
installment loan
çekim: çoğul kredyty · tamlayan kredytu
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ḱerd- Proto-Indo-European *ḱḗr Proto-Indo-European *dʰeh₁- Proto-Indo-European *ḱérd-dʰeh₁-ti Proto-Indo-European *ḱred-dʰeh₁-ti Proto-Italic *krezðō Latin crēdō Proto-Indo-European *-tós Proto-Italic *-tos Latin -tus Latin crēditus Latin crēditumlbor. Italian creditobor. German Kreditbor. Polish kredyt Borrowed from German Kredit.
Uprawiał zdobnictwo książki. — Kitabı satın alacaktım.
due, payable, owing · fit to be given
çekim: çoğul देयों
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *deh₃- Proto-Indo-Iranian *daH- Sanskrit दा (dā) Sanskrit देय॑ (déya)lbor. Hindi देय Learned borrowing from Sanskrit देय॑ (déya, “to be given”), from दा (dā, “to give”).
aile: मासदेय
relevant, pertinent, (having a) bearing (on), concerning, connected (with), tied in (with), applicable, suitable, to the point/purpose
çekim: karşılaştırma asiaankuuluvampi · üstünlük asiaankuuluvin
zıt: asiaankuulumaton
köken: asiaan (illative) + kuuluva
aile: asiaankuuluvasti, asiaankuuluvuus
Linja-autolla matkustamiseen menee aikaa. — Otobüs zaman alacaktır.
který vyhovuje požadavkům, představám, pravidlům, očekáváním apod.
eş: patřičný, vhodný, příslušný, řádný, potřebný, vyhovující
Libor Vykoupil. — Abdest alacaktı.
Rumencecredit (nötr)
credit
çekim: çoğul credite · tamlayan creditului
köken: Borrowed from French crédit.
Asta va dura aproximativ 30 secunde. — 30 saniye kadar alacak.
honor (GB honour), reputation
çekim: çoğul becsületek
köken: becsül + -et (noun-forming suffix)
aile: becsületbeli, becsületes, becsületi, becsületű, becsületbíróság, becsületérzet, becsületérzés, becsületrend, becsületrontás, becsületsértés
Vásárolj könyvutalványt. — Kitabı satın alacaktım.
İbraniceאַשְׁרַאי
מנסה לכתוב ספר. — Kitabı satın alacaktım.
Dancaforfalden, skyldig, stik /skyldi/
guilty · owed
çekim: karşılaştırma skyldigere · üstünlük skyldigst
zıt: uskyldig
köken: From Old Danish skyldigh, skyldugh, from Old Norse skyldugr. In part influenced by Middle Low German schuldich and German schuldig.
De vil købe noget. — Onlar bir şey alacaklar.
Levanger kjøpstad. — Abdest alacaktı.
to believe, to have trust
köken: From Malay percaya, from Javanese percaya, from Old Javanese parcaya, pracaya, from Sanskrit प्रत्यय (pratyaya).
aile: kepercayaan diri, kepercayaan, ketepercayaan, percayai, percayakan, tepercaya, percaya angin, percaya diri
Karena azab dunia bersifat sementara, mereka memilih selamat dari azab akhirat. — Ömür boyu ceza alacak!".
Aku percaya kepadanya.
Aku percaya bahwa dia mengatakan yang sesungguhnya.
Vietnamcaghi có, tín dụng /tin˧˦ zʊwŋ͡m˧˨ʔ/
credit
köken: Sino-Vietnamese word from 信用, composed of 信 (“trust”) and 用 (“use”), Literary Chinese 信用 (xìnyòng, “to trust and use; to delegate”), reinterpreted in Japanese 信用 (shin'yō, literally “for use in trust”). Doublet of tin dùng.
Với một người bạn xin được giấu tên. — Adsız kalacak bir arkadaşla.
dòng tín dụng chảy vào startup
Колко нощи ще останете? — Kaç gece kalacaksınız?
Slovakçaúver
len a na druhú. — "a" kare kalacak.
Litvancakreditas (eril)
credit (entries in the right-hand side of an account ledger)
çekim: çoğul krèditai · tamlayan krèdito
zıt: debetas
Tomas pavėluos į pamoką. — Tom derse geç kalacak.

Etimoloji

From almak, from Proto-Turkic *al- (“to take”). Cognate with dialectal Kazakh алажақ (alajaq).

Örnek Cümleler

Ne çalacaksın?
What are you going to play?
Ne alacaksınız?
What will you have?
İşi alacak mısın?
Will you take on the job?
İste ve alacaksın.
Ask and you shall receive.
Teyp çalacak mısın?
Will you play the tape?
Uzun kalacak mısın?
Are you going to stay long?
Evde kalacak mısın?
Will you stay at home?
Nerede kalacaksınız?
Where will you be staying?
Burada kalacaksınız.
You are to stay here.
Sen evde kalacaksın.
You will stay at home.
Ne kadar kalacaksın?
How long are you going to stay?
Sözlük mü alacaksın?
Are you going to buy a dictionary?
alacak ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
alacak verecek
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod