Ana içeriğe geç
Sözlük
/
ahlaksızlık

ahlaksızlık

/ah.lak.sɯzˈɫɯk/
noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"ahlaksızlık" kelimesinin İngilizcesi: indecency, debauchery, turpitude, perverse, vice. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelindecencynoun
Geneldebaucherynoun
Genelturpitude
Genelperverse
Genelvice
Genelindecency
Genelvice
Genelindecency
Genelindecency
Genelvice

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)ahlaksızlığı
Yönelme (-e)ahlaksızlığa
Bulunma (-de)ahlaksızlıkta
Çıkma (-den)ahlaksızlıktan
Tamlayan (-in)ahlaksızlığın
Çoğul (-ler)ahlaksızlıklar

Tanım

ahlak kurallarına uymama, ahlaksızca davranış
Ahlâk kurallarına uymama, ahlâksızca davranış
ahlaksız olma durumu
Ahlâksız olma durumu
Ahlak kurallarına uymama, ahlaksızca davranış

Diğer Dillerde

deviant, abnormal · sexually deviant
çekim: karşılaştırma abartiger · üstünlük am abartigsten
köken: From Abart + -ig or ab- + -artig.
aile: Abartigkeit
Armut, Krieg, Mangel.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
Infraction aux lois concernant la morale
eş: histoire de mœurs
En particulier, elle nous dit pourquoi nous voyons de l'immoralité.Özellikle, neden ahlaksızlık gördüğümüzü açığa çıkarıyor.
İspanyolcaperverso, protervo, resabio, vicio /peɾˈbeɾso/
bad, mean, wicked · perverse (of desires etc) · perverted
eş: villano, viciado, depravado, maligno, siniestro, malévolo
köken: Borrowed from Latin perversus.
aile: perversamente
Eso es un vicio común.O yaygın bir ahlaksızlık.
defect, fault, blemish, flaw · deficiency, lack, shortage
çekim: çoğul difetti
eş: carenza, deficienza, insufficienza, lacuna, mancanza, penuria
köken: From Latin defectus.
aile: difettare, difettivo, difettoso, difettuale
Povertà, guerra, deprivazione.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
Rusçaбесстыдство (nötr) /bʲɪsːˈtɨt͡stvə/
shamelessness, brazenness, impudence, effrontery
çekim: çoğul бессты́дства · tamlayan бессты́дства
eş: бессовестность
köken: бес- (bes-) + стыд (styd) + -ство (-stvo)
В частности, мы узнаём, почему есть пороки и безнравственность.Özellikle, neden ahlaksızlık gördüğümüzü açığa çıkarıyor.
В прису́тствии же́нщин они́ бы́ли скромны́ и засте́нчивы; но ме́жду собо́ю говори́ли о «ба́бах» и «де́вках» со звери́ным бессты́дством.
Arapçaرَذِيلَة
.بسبب تواجد كل هاته الرذائلO kadar çok ahlaksızlık var ki.
Kazakçaкемістік
Felemenkçeondeugd, verdorvenheid, zonde (dişil) /ˈɔndøːxt/
a vice (bad habit) · a naughty person
çekim: çoğul ondeugden
köken: From Middle Dutch ondoget. Equivalent to on- + deugd.
Er is armoede, oorlog, ontbering.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
Portekizcemania, vício (dişil) /maˈni.ɐ/
mania (excessive or unreasonable desire) · vice (bad habit) · arrogance
çekim: çoğul manias
köken: Borrowed from Latin mania or Ancient Greek μανία (manía, “madness”).
aile: ter a mania
Pobreza, guerra, abusos.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
Yunancaελάττωμα (nötr) /eˈla.to.ma/
shortcoming, imperfection, deficiency · malfunction · any disadvantage
çekim: çoğul ελαττώματα · tamlayan ελαττώματος
eş: κουσούρι, μειονέκτημα, ντεφό or ντεφώ
zıt: προτέρημα, πλεονέκτημα, αβαντάζ
köken: Learned borrowing from Ancient Greek ἐλάττωμα (eláttōma), from ἐλασσόω (elassóō), from ἐλάσσων (elássōn), comparative of μικρός (mikrós, “small, insignificant”).
Κυρίως διαμάχες για τους πόρους. Φτώχεια, πόλεμος, στέρηση.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
a kind of oni that appears in various folktales as the bad guy, who deliberately goes against what people say · someone with a personality or behavior reminiscent of the folktale character: a crank, a perverse person · in Buddhist statuary, the small devil or demon being trampled under the feet of a 仁王 (Niō, “Deva king”) or one of the 四天王 (Shitennō, “four Deva warriors”)
köken: Compound of 天(あま) (ama, “heaven”) + の (no, possessive particle) + 邪鬼(じゃき) (jaki, “vengeful spirit, cursing kami”). The jaku reading for the 邪鬼 term is unusual, and the reason for this deviation from the expected jaki reading is unclear. One theory holds that the reading is a shift from 天探女 (ama no sagume), the name of a yōkai that appears in ancient Japanese tales and that seems to have been…
10代の妊娠は 前述のとおり蔓延していますO kadar çok ahlaksızlık var ki.
Korece범죄, 악습, 죄악 /ˈpɘ(ː)md͡ʑwe̞/
crime
köken: Sino-Korean word from 犯罪, from 犯 (“violation”) + 罪 (“wrong”)
aile: 범죄자, 범죄적
악덕과 부조리가 너무 많기 때문이죠.O kadar çok ahlaksızlık var ki.
İsveççedålig vana, ovana
bad habit; a habit one should get rid of · the situation of not being used to something; the situation of not having practiced enough
çekim: çoğul ovanor · tamlayan ovanas
köken: From o- + vana. Compare Danish uvane, Norwegian Bokmål uvane, Norwegian Nynorsk uvane.
Fattigdom, krig, utarmning.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
Jag har skaffat mig ovanan att surfa på internet när jag borde göra annat.
Det är bara ovanan som gör att du trillar hela tiden när du åker skridskor.
bad habit, vice · addiction
çekim: çoğul nałogi · tamlayan nałogu
eş: uzależnienie, nawyk
köken: Inherited from Proto-Slavic *nalogъ, or Proto-Slavic *naloga.
aile: nałogowiec, nałogowy
Ubóstwo, wojny, deprawacja.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
defect, fault, vice
çekim: çoğul ґа́нджі · tamlayan ґа́нджу
köken: From Hungarian gáncs.
"Слабкості людства проявляються дуже активно та можуть служити факторами депопуляції."İnsanların ahlaksızlıkları nufüsteki düşüşün sebebidir.
dogged, obstinate, persistent, pertinacious, resolute, stubborn, unyielding, hell-bent
çekim: karşılaştırma jääräpäisempi · üstünlük jääräpäisin
köken: jääräpää + -inen
aile: jääräpäisesti, jääräpäisyys
Se nimenomaan kertoo meille, miksi näemme moraalittomuutta.Özellikle, neden ahlaksızlık gördüğümüzü açığa çıkarıyor.
Çekçeneřest, nešvar, perverzní, zlozvyk (dişil) /ˈnɛr̝ɛst/
vice
çekim: çoğul neřesti · tamlayan neřesti
zıt: ctnost
köken: Inherited from Proto-Slavic *nerstъ.
Zejména díky tomu víme, proč vnímáme nemorálnost.Özellikle, neden ahlaksızlık gördüğümüzü açığa çıkarıyor.
Rumenceviciu (nötr)
vice · defect, fault, blemish
çekim: çoğul vicii
zıt: virtute
köken: Borrowed from Latin vitium.
aile: vicios
Saracie, razboi, depravare.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
Macarcagyarlóság, gyengeség, perverz /ˈɟɛŋɡɛʃeːɡ/
weakness, feebleness · frailty · powerlessness
çekim: çoğul gyengeségek
köken: gyenge (“weak”) + -ség (“-ness”)
Nyomor, háború, nélkülözés.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
כיוון שקיימים כל אותן בעיות.O kadar çok ahlaksızlık var ki.
Latincevitium /ˈwɪ.ti.ũː/
flaw, defect, blemish, imperfection · vice · crime, wrongdoing, misdeed, sin, error, fault
çekim: çoğul vitia · tamlayan vitiī
zıt: bonum, rēctum, virtūs
köken: Possibly from Proto-Indo-European *(d)wi-tyo- (“apart, wrong”), a derivative of the number *dwóh₁ (“two”)., or Proto-Indo-European *wí (“separate from, both, two”).
aile: vitiō, vitiōsus, vituperō
nam prima virtus est vitio carere
cargo · cargo hold, hold (cargo area) · weight, burden
çekim: çoğul laster · tamlayan lasts
köken: From Middle Low German last, from the verb laden (“to transport”), from Old Saxon hladan.
Fattigdom, krig, afsavn.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
Endonezcecela /t͡ʃə.la/
disgrace
köken: From Malay cela, from Sanskrit छल (chala).
aile: bercela, celaan, kecelaan, mencela, pencela, pencelaan, tercela
Pada dasarnya, hal ini memberi tahu mengapa kita melihat ketidakmoralan.Özellikle, neden ahlaksızlık gördüğümüzü açığa çıkarıyor.
stubborn, obstinate, headstrong
çekim: karşılaştırma по́-вирогла́ви · üstünlük на́й-вирогла́ви
köken: By surface analysis, виря (virja) + -о- (-o-) + -глав (-glav).
В частност тя ни казва защо срещаме неморалност.Özellikle, neden ahlaksızlık gördüğümüzü açığa çıkarıyor.
вирогла́во дете́
Той е много вирогла́в и не прие́ма чу́ждо мне́ние.
Slovakçaneresť, nešvár
To je taká vierolomnosť, zradnosť.Bu ne ahlaksızlık, edepsizliktir.
Revščina, vojne, pomanjkanje.Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
Taycaอบายมุข /ʔa˨˩.baːj˧.ja˦˥.muk̚˦˥/
cause of destruction; anything that brings about ruination
köken: Learned borrowing from Pali apāyamukha (literally “entrance to ruination; way to/of ruination”), from apāya (“ruination”) + mukha (“mouth; entrance; way”). By surface analysis, อบาย (à-baai) + มุข (múk).
เป็นแหล่งกำเนิดอบายมุขทุกอย่างตั้งแต่ยาเสพติด โสเภณี การค้ามนุษย์ การฟอกเงิน ธุรกิจสีเทา ฯ ลฯ
เครือข่ายสงฆ์เตือนรัฐหยุดสร้าง ศก. ด้วยอบายมุข ย้ำไม่เอาทั้งกาสิโน พนันออนไลน์ ขายเหล้าทุกเวลา

Etimoloji

By surface analysis, ahlaksız + -lık.

Örnek Cümleler

O yaygın bir ahlaksızlık.
It's a common vice.
Yoksulluk, savaş, ahlaksızlık.
Poverty, war, depravation.
Erdemler çoğunluğun ahlaksızlıklarıdır.
Virtues are the vices of the majority.
Yoksulluk bütün ahlaksızlıkların anasıdır.
Poverty is the mother of all vices.
Ahlaksızlıkları içinde gökyüzüne saldırmak istediler.
In their wantonness they wanted to storm the sky.
Özellikle, neden ahlaksızlık gördüğümüzü açığa çıkarıyor.
In particular, it tells us why we see immorality.
Gözlerin garip şeyler görür, Aklından ahlaksızlıklar geçer.
Your eyes will see strange things, and your mind will imagine confusing things.
Eşcinsellik yaygın bir tabu ve ahlaksızlık olarak görülüyordu.
Homosexuality was widely seen as taboo and indecent.
Hükümet ahlaksızlık gerekçesiyle kitabı yasaklamaya kararı verdi.
The government decided to ban the book on grounds of indecency.
Bu anlamsızlık da dünya üzerindeki "ahlaksızlık" veya "adaletsizliği" kapsamaktadır.
This meaninglessness also encompasses the amorality or "unfairness" of the world.
Aztek mitolojisi Tezcatlipoca, rakibi Quetzalcoatl'ı aşırı içki ve ahlaksızlıkla kandırdı.
Aztec mythology Tezcatlipoca tricked his rival Quetzalcoatl into over-drinking and wantonry.
['İş bir adamı 3 büyük fenalıktan kurtarır: bıkkınlık, ahlaksızlık ve muhtaçlık.' - Voltaire]
["Work saves a man from three great evils: boredom, vice and need." — Voltaire]
ahlaksızlık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod