çakmak
noun
C1 seviye
TR → EN
"çakmak" kelimesinin İngilizcesi: beetle, steel, stick, strike, grok. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbeetle
Genelsteel
Genelstick
Genelstrike
Genelgrok
Genellighter
Genelgrok
Genellighter
Genelgrok
Genellighter
Görsel







Çekim Tablosu
Geniş zamançakamam
Şimdiki zamançakabiliyor
Gelecek zamançakacak
Geçmiş zamançakamadı
Şartçakabilse
Gereklilikçakamamalı
Emirçak
Tanım
•anlamak
•Antalya ili Gazipaşa ilçesine bağlı köy
•Balıkesir ili Ayvalık ilçesine bağlı köy
•Balıkesir ili Gönen ilçesine bağlı köy
•Balıkesir ili İvrindi ilçesine bağlı köy
•Bir erkek adı. erkek ad
•bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak
•birisini becermek
Diğer Dillerde
AlmancaFeuerzeug (Anzünder)
"Der dritte Feuerstein fiel. — "Üçüncü çakmaktaşı düştü.
to lower, let down · to slump, slouch, plop down
çekim: geçmiş affalé · ortaç affalé · şimdiki affale · ulaç affalant
köken: Borrowed from Dutch afhalen (“to pick up”) or afvallen (“to fall off”).
"Le silex troisième tomba. — "Üçüncü çakmaktaşı düştü.
to hit, to hit upon · to be right
çekim: geçmiş acerté · ortaç acertado · şimdiki acierta
eş: descifrar, descubrir, hallar, adivinar
zıt: desacertar
köken: From a- + Latin certus + -ar. Compare English ascertain.
aile: acertado, acertar con, acertijo, piensa mal y acertarás
Arma: Ahorcamiento. — Çakmak: Koz atmak.
La bala acertó al policía en la pierna.
¿Cuántas preguntas acertaste? –Ninguna.
El pronóstico del tiempo acertó hoy.
İtalyancaaccendino (eril) /at.t͡ʃenˈdi.no/
lighter (for cigarettes or cigars)
çekim: çoğul accendini
eş: accendisigaro, macchinetta, accenditore, accendigas
"La selce terzo cadde. — "Üçüncü çakmaktaşı düştü.
lighter (fire making device)
çekim: çoğul зажига́лки · tamlayan зажига́лки
eş: зажигательная бомба
köken: зажига́ть (zažigátʹ, “to ignite, to set fire”) + -лка (-lka)
- Това е просто запалка. — - Sadece bir çakmak.
Arapçaإِصْبَع, إِضْرَاب, ضَرَبَ, عَصًا, عُصِيّ, عِصِيّ
.لقد كانت بالتأكيد هي نفسها — Kesinlikle aynı çakmaktı.
to stick, to be stuck, to adhere · to cling, to grasp
çekim: geçmiş چسبید · ortaç چسبیده · şimdiki میچسبد · ulaç چسبنده
köken: Inherited from Classical Persian چسپیدن (časpīdan).
to sink · to dip · to smirch
çekim: geçmiş batırmış · ortaç batırmış · şimdiki batırır
köken: From bat- + -ır.
gəmini batırmaq
peronu mürəkkəbə batırmaq
adını batırmaq
stick (piece of wood) · asatayak (a traditional Kazakh percussion instrument)
çekim: çoğul асатаяқтар · tamlayan асатаяқтың
eş: таяқ, сойыл
köken: From Arabic عَصًا (ʕaṣan, “stick”) + таяқ (taäq, “stick”).
Felemenkçeblijven steken, de vlag strijken, doorstrepen, klap, kleven, neergooien /ˈdoːrˌstreːpə(n)/
to strike through, to put a line through (so as to delete)
çekim: geçmiş streepten door · ortaç doorgestreept · şimdiki streept door · ulaç doorstrepend
eş: doorhalen
köken: From door + strepen.
- Het is gewoon een aansteker. — - Sadece bir çakmak.
Portekizceacendedor de cigarros, isqueiro (eril) /isˈke(j).ɾu/
lighter (fire making device)
çekim: çoğul isqueiros
köken: From isca (“tinder”) + -eiro. Compare Spanish yesquero.
"A terceira pedra caiu. — "Üçüncü çakmaktaşı düştü.
Yunancaαπεργία, απεργώ, βέργα, διαγράφω, εντυπωσιάζω, κλαρί (dişil)
strike (industrial dispute)
çekim: çoğul απεργίες · tamlayan απεργίας
- Είναι ένας αναπτήρας. — - Sadece bir çakmak.
μονοήμερη απεργία
a stick, such as lipstick or a hockey stick · drumstick
köken: Borrowed from English stick.
マキン島基地大破。 — MHP'nin Köşk Adayı Çakmakoğlu.
スティック回し
Korece라이터 /ɾa̠itʰʌ̹/
lighter
köken: Borrowed from English lighter.
회사 사람들이랑 내 친구들이랑은 인맥이 겹치지도 않아 — Kesinlikle aynı çakmaktı.
a male surname
çekim: çoğul drążki · tamlayan drążka
eş: rek, barre
Światło Pan Kuleczka cz. — M.Fevzi Çakmak Mah.
to be stopped, to stop · to be stuck, jammed, entangled · to falter
çekim: geçmiş अटकता · şimdiki अटकता है
köken: Hindi verb set अटकना (aṭaknā) अटकाना (aṭkānā) अटकवाना (aṭakvānā) Etymology tree Proto-New Indo-Aryan *𑀅𑀟𑀇 (*aḍaï) Hindi अटकना Inherited from Proto-New Indo-Aryan *अट्टक्कइ (aṭṭakkaï), from *𑀅𑀝𑁆𑀝- (*aṭṭa-) + -𑀓𑁆𑀓- (-kka-), related to Hindi अड़ना (aṛnā, “to be stubborn”). Ultimately probably derived from Dravidian. Cognate with Punjabi ਅਟਕਣਾ (aṭakṇā), Gujarati અટકવું (aṭakvũ), Marathi अडकणे…
गाड़ी रास्ते में अटक गई।
पेड़ पर मेरी पतंग अटक गई।
बोलते-बोलते अटकना
Finceajaa karille, epäröidä, hakata, iskeä, isku, jääkiekkomaila /ˈepærøi̯dæˣ/
to hesitate, waver
çekim: geçmiş epäröinyt · şimdiki epäröi · ulaç epäröivä
köken: epä- + -röidä
aile: epäröiminen, epäröimätön, epäröinti
"Kolmas Flint laski. — "Üçüncü çakmaktaşı düştü.
to stab · to sting (about insect)
çekim: geçmiş bodala · ortaç bodala · şimdiki bodá
köken: Inherited from Proto-Slavic *bodati, from earlier *bodìti, from Proto-Balto-Slavic *bádīˀtei. Displaced Old Czech bósti, from which today archaic bůst.
aile: bodavý, bodláčí, bodný, bodák, bodec, bodlák, bodlina, bodlo
"Třetí padl pazourek. — "Üçüncü çakmaktaşı düştü.
to suspend, to hang · to hook · to pick up, to seduce (romantically)
çekim: geçmiş agățat · ortaç agățat · şimdiki agață
köken: From a- + Vulgar Latin *accaptiāre, from a- + *captiāre, from Latin captus. Compare Aromanian acats.
aile: agățare, agățătoare, agațament
Mustafa Fevzi Çakmak (n. — Mustafa Fevzi Çakmak (d.
branch
çekim: çoğul ágak
köken: From Proto-Finno-Ugric *šaŋka. Cognates include Northern Mansi таг (tag, “twig, branch”).
aile: áganként, ágas, ágastul, ágazat, ágazik, ágú, ágrólszakadt, faág, iparág, oldalág
- Csak egy öngyújtó. — - Sadece bir çakmak.
İbraniceהִכָּה, ידני, מַקֵל, מַקֵּל, שְׁבִיתָה, שָׁבַת
manual
köken: יד (yad, “hand”) + ־ני (-ní)
יש לי מצת בכיס אם אתה צריך. — Eğer istersen, cebimde çakmak var.
Latincebaculum, bastum, caduceus, cūdō, faciō haerēre, feriō /ˈba.kʊ.ɫũː/
walking stick, cane, staff · sceptre, rod, verge (staff of office) · stick, cudgel
çekim: çoğul bacula · tamlayan baculī
köken: Uncertain, though probably loaned from a non-Indo-European substrate. The term is possibly cognate with Proto-Slavic *bokъ, Proto-Celtic *bakkos, Ancient Greek βάκτρον (báktron), and Proto-West Germanic *pagil. Based on these forms, the Proto-Indo-European root *bak- has been reconstructed. The term could be construed as a derivative of Proto-Indo-European *bak-tlom, although De Vaan postulates a…
aile: bacillum, bacillus, baculāris, imbēcillus
gear lever, gear stick
çekim: çoğul gearstænger · tamlayan gearstangs
Seebach lammetæver Helmig. — M.Fevzi Çakmak Mah.
Norveççegirspak, hockeykølle, kjepp, ramme, slå, stokk
Det var røykutvikling i maskinrommet. — Arkebüz çakmak mekanizmasıyla ateşlenir.
Endonezcebatang, menabrak, menempel, mogok, pemogokan, ranting /ˈbataŋ/
log (the trunk of a dead tree, cleared of branches) · staff, bar (any long, thin object) · branch (any of the parts of something that divides like the branch of a tree)
çekim: çoğul batang-batang
köken: Inherited from Malay batang, from Proto-Malayic *bataŋ, from Proto-Malayo-Polynesian *bataŋ. * Semantic loan from Banjarese for bathing, washing and toilet areas on the river bank are made from large wooden beams tied together to resemble a raft. * Semantic loan from Malay (Riau dialect) for ship steering link. * Semantic loan from Bacanese Malay for a large collection of wood floating in the…
aile: batangan, berbatang, sebatang, batang air, batang bor, batang bunga, batang buruk, batang garing, batang hari, batang hidung
Itu benar-benar pemantik yang sama — Kesinlikle aynı çakmaktı.
Bulgarcaбасту́н, бия, драсвам, забождам, задрасквам, запазвам се /ˈbijɐ/
to beat, to thrash (to hit repeatedly) · to shoot (to hunt and kill animals) · to fire, to shell (to shoot at)
çekim: geçmiş none · ortaç бит · şimdiki би́е · ulaç би́ещ
köken: Etymology tree Old Church Slavonic бити (biti) Bulgarian бия Inherited from Old Church Slavonic бити (biti).
- Това е просто запалка. — - Sadece bir çakmak.
В сиропиталището децата са били редовно бити.
Дъждът биеше по прозорците.
бия барабани
Slovakçapalica, štrajk, štrajkovať, trstina (dişil) /paʎit͡sa/
stick; cane; bat (long, straight, thin piece of wood) · thrashing (punishment by beating with a cane)
köken: Inherited from Old Slovak palica, from Proto-Slavic *palica.
"Tretí padol pazúrik. — "Üçüncü çakmaktaşı düştü.
Slovencestavka, udarec
"Tretji trdinke padel. — "Üçüncü çakmaktaşı düştü.
Etimoloji
From Ottoman Turkish چاقماق (çakmak).
Deyimler
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümlelerçakmak ile daha fazla örnek cümle →
- Sadece bir çakmak.
- It's just a lighter.
Bu resmi çakmakla yak.
Burn this picture with a lighter.
Kesinlikle aynı çakmaktı.
It was definitely the same Iighter.
O, bir çakmakla oynuyordu.
He was playing with a lighter.
Çakmaktan daha iyi değiliz.
We're no better than the Iighter.
Bana bir çakmak verir misin?
Will you give me a light?
Tom cebinden bir çakmak çıkarttı.
Tom pulled a cigarette lighter from his pocket.
Eğer istersen, cebimde çakmak var.
I have a lighter in my pocket if you need one.
Adam bir çakmakla bir sigara yaktı.
The man lit a cigarette with a lighter.
Ben bitirdim. "Üçüncü çakmaktaşı düştü.
I'm done." The third flint fell.
İnsanlar devamlı çakmaklarını kaybeder.
People Iose Iighters all the time.
Çakmaklı olanlarına “Tekir” adı verilir.
They have firearms technologies called Gears.
İlgili Sorular
İlgili / Bileşik Terimler
Genelflint