cure
/kɜː(ɹ)/1 hece
B1 seviye
EN → TR
"cure" kelimesinin Türkçesi: şifa, kür, çare, çaresiz., derman. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelşifa
Genelkür
Genelçare
Genelçaresiz.
Genelderman
Geneltedavi
Genelilâç
Geneliyileşmez
Geneliyileştirmek
Genelkür
Genelsağaltmak
Geneltedavi
Geneliyi etmek
Genelkonserve yapma. cure-all her derde deva. past cure tedavi edilebilecek haddi aşmış
Genelşifa vermek
Geneltedavi etmek
Genelçare bulmak
Geneldumanla tütsüleyerek veya tuzlayarak konserve etmek
Genelsertleşmek (kauçuk gibi)
Geneltedavi etmek
Genelthe cure
Görsel




Tanım
•a medicine or therapy that cures disease or relieve pain
•be or become preserved
Diğer Dillerde
Almancaaushärten, einlegen, einpökeln, haltbar machen, heilen, Heilung
Rusçaвулканиза́ция, вы́лечить, вя́лить, законсерви́ровать, излечи́ть, исцели́ть
Arapçaشِفَاء, شَفَى
Farsçaدرمان
Felemenkçeconserveren, genezen, helen, remedie
Yunancaθεραπεία, θεραπεύω
Ukraynacaвиліко́вувати, ви́лікувати, зціли́ти, зцілюва́ти, лікува́ти
Fincehoitaa, hoito, hyytelöityminen, jähmettyä, jähmettyminen, kovettua
İbraniceמַרְפֵּא, ריפא \ רִפֵּא
Norveççehelbrede, herde
Vietnamcachữa, chữa bệnh
Bulgarcaизлеку́вам, изцеря́вам, консервирам, леку́вам, церя́
Slovakçaliečiť, vyliečiť
Slovenceozdraviti, pozdraviti, zdraviti
Etimoloji
From Middle English cure, borrowed from Old French cure (“care, cure, healing, cure of souls”), from Latin cura (“care, medical attendance, cure”). Displaced native Old English hǣlu, but this survived as heal.
Kelime Ailesi
anti-cure
curability
cure cancer
cure down
cure for cancer
cure time
cure up
cure-all
curebie
cureless
curer
dry-cure
faith-cure
fire-cure
incurable
king-cure
Kneipp's cure
Lunenburg cure
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Zıt anlamlılar
Örnek Cümleler
Tedavi yok.
There's no cure.
Kaşık küret
Spoon-shaped curette.
Bir çare var.
There is a cure.
Ölüme çare yok.
There's no cure for death.
Tedavi edildim.
I'm cured.
PMC 5633323 $2.
Cureus.
Ölümün ilacı yok.
There's no cure for death.
Zaman tek çaredir.
Time is the only cure.
Başa gelen çekilir.
What can't be cured must be endured.
Bir çare bulacağız.
We're going to find a cure.
Bir çare buldun mu?
Have you found a cure?
Bilinen tedavi yok.
There's no known cure.
İlgili Sorular
Şifa sürecinde zona (herpes zoster) hastalığına sahipken kaçınmam gereken şeyler nelerdir?
Kocam hastayken annesi ona domates yemesini tavsiye etti, çünkü bunun şifa verdiğini söyledi. Kocam daha sonra domates kabuklarını çıkarmamı istedi; annesi kabukların bağırsaklara yapıştığını iddia etti. Ben bu iddiayı çok komik buldum; domatesin çoğu lifden oluşur ve lif bağırsaklardan doğrudan geçer, annesinin söyledikleriyle çelişir. Ben güldükçe kocam çok kırıldı ve annesinin sözlerine inanmamamdan rahatsız oldu. Kendi düşüncelerimin geçerli olmamasından bıktım; anneler her zaman haklı mı? Bu konuda daha önce bir şey duyan var mı?
22‑25. Bu dilbilgisi sorularında: 22) ortak ismin cümle içindeki yeri, 23) doğru zamirin seçimi, 24) cümledeki sıfat, 25) yüklem sıfatı içeren cümle hangisidir?
Kitabımda şöyle bir ifade var: Sıfatla aynı forma sahip zarfların karşılaştırma hali -er ile yapılır. Örnekler: 1. Ted, Bill'den daha hızlı araç kullanır. 2. Bill, Ted'den daha yavaş ya da daha yavaş bir şekilde araç kullanır. 'Slow' kelimesinin sıfatı ve zarfı aynı formda olmadığı halde, hem 'slower' hem de 'more slowly' kullanılmasının nedeni nedir?
Kitabımda şu açıklama yer alıyor: Sıfat gibi görünen zarfların karşılaştırması -er ekini alır. Örnek: 1. Ted, Bill'den daha hızlı gider. 2. Bill, Ted'den daha yavaş ya da daha yavaş bir şekilde gider. 'Slow' kelimesinin sıfatı ve zarfı aynı formda olmadığından, iki karşılaştırma biçimi (slower, more slowly) neden doğru kabul ediliyor?