Bu arada Türk yetkililer de hakın korkularını dağıtmaya çalışıyorlar.
Turkish authorities, meanwhile, are seeking to allay public fears.
Raportör, yasadışı göç ve suçla ilgili kaygıları da dağıtmaya çalıştı.
She also sought to allay concerns about illegal migration and crime.
Basın konferansı insanların şüphelerini tamamen yatıştırmak için miydi?
Was the press conference purely to allay the people's doubts?
Görüşmede Rehn, AB genişleme sürecinde yavaşlama korkularını dağıtmaya çalıştı. [Getty Images]
Rehn has sought to allay fears of a slowdown in the EU enlargement process. [Getty Images]
Gizlilik koşulları müşterilerin korkularını hafifletmek için Microsoft tarafından hızla güncellendi.
The privacy terms were quickly updated by Microsoft to allay customers' fears.