appease
/əˈpiːz/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"appease" kelimesinin Türkçesi: yatıştırılabilir, bastırmak, yatıştırmak, sakinleştirmek, (pol.) harp tehdidinde karşı tarafa taviz verme.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelyatıştırılabilir
Genelbastırmak
Genelyatıştırmak
Genelsakinleştirmek
Genel(pol.) harp tehdidinde karşı tarafa taviz verme.
Genelsusturmak. appeasable teskin olunabilir
Geneltatmin etmek
Genelteskin etmek
Genelbastırılabilir. appeasement yatıştırma
Tanım
•make peace with
Diğer Dillerde
Almancabesänftigen, beschwichtigen, friedlich stimmen
Fransızcaapaiser
İtalyancacalmare, pacificare, placare
Rusçaумиротвори́ть, умиротворя́ть, успока́ивать, успоко́ить
Farsçaآرام کردن, دلجویی کردن, مماشات کردن
Felemenkçekalmeren
Portekizceapaziguar
Ukraynacaзадобри́ти, задо́брювати, умиротвори́ти, умиротворя́ти, утихоми́рити, утихоми́рювати
Çekçeuchlácholit, uklidnit, usmířit, usmířit si, utišit
Rumenceastâmpăra
Macarcacsillapít
İbraniceפִּיֵּס
Latincepācificō
Dancafredeliggøre, formilde, berolige
Norveççeberolige, pasifisere, stagge, tilfredsstille
Bulgarcaумиротворя́, умиротворя́вам, успокоя́, успокоя́вам
Katalancaamainar
Galiçyacaacalmar, apouvigar
İrlandacaceansaigh
Ermeniceխաղաղեցնել, հանդարտեցնել, մեղմել
Svahiliafiki
Esperantokvietigi, trankviligi
Belarusçaсупако́іць, супако́йваць
Khmerceរំងាប់
Etimoloji
From Middle English apesen, from Old French apeser (“to pacify, bring to peace”).
Kelime Ailesi
appeasable
appeasatory
appeasee
appeaseless
appeasement
appeasenik
appeaser
appeasingly
appeasive
reappease
unappeased
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Elma, açlığımı şimdilik yatıştırdı.
The apple appeased my hunger temporarily.
Elma, açlığımı geçici olarak giderdi.
The apple appeased my hunger temporarily.
Anlatıcı sadece bir kutu çizdiği zaman yatışır.
The narrator's only appeased when he draws a box.
Huysuz kişi çekişme yaratır, Sabırlı kişi kavgayı yatıştırır.
A wrathful man stirs up contention, but one who is slow to anger appeases strife.
Dr. Martin'e göre, bir gece Lewis halkı Seonaidh'i yatıştırdı.
According to Dr. Martin, one night the people of Lewis appeased Seonaidh.
Bu sefer sözleşmede, yüzünü kurtarmak için yeterince vereceğim.
For this contract, just take enough to appease your pride.
Agamemnon daha sonra Athena'nın öfkesini yatıştırmak için kalır.
Agamemnon then stayed on to appease the anger of Athena.
Neden her zaman kadınları yatıştırmaya çalışıyorsun? Suçlu mu hissediyorsun?
Why do you always try to appease women? Do you feel guilty?
Ötümek (dua etmek), etmek (gücü yetmek) ve utağan (döl yatağı) anlamlarını içerir.
They should forgive and ask forgiveness, appease and be appeased, and converse without restraint.
Septimius Severus küçük oğlunu yatıştırmak için 209'da Geta'ya Augustus unvanı verdi.
To appease his younger son, Septimius Severus gave Geta the title of Augustus in 209.
Karagaca'ya göre Sırp siyasetçiler halkı başarısız bir şekilde sakinleştirmeye çalışıyor.
Politicians in Serbia, he argues, unsuccessfully try to appease the people.