zinde
C2 seviye
TR → EN
"zinde" kelimesinin İngilizcesi: fit, live, living, racy, rugged. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelfit
Genellive
Genelliving
Genelracy
Genelrugged
Görsel




Tanım
•sıfat: diri
Diğer Dillerde
direct, straight, without deviation or interruption · direct, candid, forthright (of a person, conversation)
çekim: karşılaştırma direkter · üstünlük am direktesten
eş: gerade, geradeaus, geradewegs, gradewegs, geradezu
zıt: indirekt, mittelbar
köken: From Latin dīrēctus (“laid straight, upright”).
Einen Rennstall im klassischen Sinn besaß er nicht. — ''Kendimi geleneksel kalıpta zinde hissetmiyordum.
direkte Demokratie
direkter Kontakt
Fransızcachargé, chargée, demeurer, en direct, en live, habiter (eril)
past participle of charger
çekim: çoğul chargés
aile: chargé d'affaires, chargé de clientèle, chargé de communication, chargé de cours
Ils stimulent la circulation et embellissent la peau. — Dolaşımı canlandırır, böylece daha zinde görünürsünüz.
İspanyolcacargado, en directo, en vivo, estilo de vida, ganarse la vida, habitar /kaɾˈɡado/
loaded · charged
köken: Past participle of cargar.
aile: con la escopeta cargada
La consonante -uh ante m muta en m. — 16; Şehidi, Zindegani Fatıma Zehra, s.
İtalyancaabitare, dal vivo, in diretta, in presa diretta, in tempo reale, vivere /a.biˈta.re/
to live, to reside · to live in, to inhabit (a place)
çekim: geçmiş abitàto · ortaç abitàto · şimdiki àbita · ulaç abitànte
eş: albergare, alloggiare, avere come dimora, avere come abitazione, dimorare, domiciliarsi
köken: Borrowed from Latin habitāre (frequentative of habeō).
Usando i fiammiferi puoi fermare la rigenerazione delle teste. — Uyku, vücut zindeliğinin yenilenmesi amacını taşır.
Abito a Roma.
Abita lì.
Era meglio abitare le palafitte
Rusçaв прямо́м эфи́ре, в эфи́ре, вживу́ю, выжива́ть, вы́жить, живо́й
Он не собирался порывать с привычным образом жизни. — ''Kendimi geleneksel kalıpta zinde hissetmiyordum.
Arapçaأَقَامَ, حَيّ, حَيَاة, حَيِيَ, سَكَنَ, طَرِيقَة فِي حَيَاة
فنايك تتصرف كأنها شريك في الصحة، شريك اللياقة الصحة ومقدم الخدمة. — Yani Nike aslında iyilik ortağı, sağlık ve zindelik ortağı ve hizmet sağlayıcı olarak görev yapıyor.
Farsçaزِنْدَگِی کَرْدَن, زِنْدِگی کَرْدَن, زنده, زِنْدَه گِی کَرْدَن, زیسْتَن /zin.ˈda/
alive · living · live
çekim: karşılaştırma زندهتَر · üstünlük زندهتَرین
köken: From Middle Persian [script needed] (zy(w)ndk' /zīndag/). Equivalent to زی (ziy) + ـنده (ande), with زی (ziy) being the present stem of زیستن (zistan).
aile: زنده باد, زندگی
درختان هم زندهاند!
living, animate · lively, spirited, brisk · live
çekim: karşılaştırma daha canlı · üstünlük ən canlı
köken: From can + -lı.
canlı uşaq
canlı yayım
Kazakçaөмір сүру, тұру /tu.ruw/
rising
köken: From Proto-Turkic *tur- (“to stand”). Cognate with Turkish durmak, Turkmen durmak, Crimean Tatar turmak, Uzbek turmoq, Uyghur تۇرماق (turmaq), Azerbaijani durmaq, Tatar turu, Chuvash тӑр (tăr), etc.
Мен оқып тұрмын
Телефоныңды бере тұр
Ұстаз бола тұра, осыны білмейді.
Özbekçeturmoq, yashamoq
to live
çekim: geçmiş yashab · ortaç yashagan · şimdiki yashaydi · ulaç yashayotgan
köken: From Proto-Turkic *yāĺ.
Felemenkçelevendig, actief
Nike gedraagt zich als een welzijnspartner, een gezondheids- en fitnesspartner en dienstverlener. — Yani Nike aslında iyilik ortağı, sağlık ve zindelik ortağı ve hizmet sağlayıcı olarak görev yapıyor.
Portekizceao vivo, ativo, carregado, em direto, perseverar, sobreviver /aw ˈvi.vu/
live (seen or heard from a broadcast, as it happens)
eş: em direto
Não me sentia confortável na minha própria pele. — ''Kendimi geleneksel kalıpta zinde hissetmiyordum.
Há música ao vivo.
unopened · live, unexploded · unchapped
zıt: σκασμένος
Τονώνει την κυκλοφορία του αίματοs και δείχνουν όμορφεs. — Dolaşımı canlandırır, böylece daha zinde görünürsünüz.
live performance (of music); concert · live (broadcast)
köken: Borrowed from English live.
aile: 単独ライブ
サービス・プロバイダーとして 活動しています するとこういう話になります — Yani Nike aslında iyilik ortağı, sağlık ve zindelik ortağı ve hizmet sağlayıcı olarak görev yapıyor.
私達のライブにご来場いただきありがとうございました!
ライブ映像
ライブカメラ
to live; to reside
çekim: geçmiş 거주했다
köken: 거주(居住) (geoju) + -하다 (-hada, “to do”, light verb deriving active verbs).
따라서 나이키는 말 그대로 웰빙의 동반자로, 건강과 피트니스의 동반자, 그리고 서비스 제공자로 행동하는 겁니다. — Yani Nike aslında iyilik ortağı, sağlık ve zindelik ortağı ve hizmet sağlayıcı olarak görev yapıyor.
to live, to dwell, to reside (to have permanent residence)
çekim: geçmiş bodde · ortaç boende · ulaç boende
köken: From Old Swedish bō, bōa, from Old Norse búa, from Proto-Germanic *būaną.
Enligt vad han själv säger är hans ekonomi vid denna tid trots allt en smula ansträngd. — Bu da, o'nun en son günlerinde bile oldukça zinde olduğunu gösterir.
Jag vill bo i en stor stad.
Det bor en ängel i mitt rum. Hon har sitt bo ovanför mitt huvud. Hon gör mej lugn. Och hon viskar till mej allt det jag säger dej.
Lehçemieszkać, na żywo, przetrwać, przeżyć, środki do życia, utrzymanie /ˈmjɛʂ.kat͡ɕ/
to live, to reside (to have permanent or long-term residence; to treat a place as one's long-term place of residence) · to dwell, to live (to have one's habitat somewhere) · to dwell, to reside (to be felt by most people; to be in the air)
çekim: geçmiş mieszkano · şimdiki mieszka
eş: żyć, przebywać
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *mey-? Proto-Indo-European *meyḱ-der. Proto-Balto-Slavic *maiśī́ˀtei Proto-Slavic *měsiti Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂ Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *-eh₂yéti Proto-Balto-Slavic *-ā́ˀtei Proto-Slavic *-ati Proto-Slavic *měšati Proto-Slavic *-kati Proto-Slavic *mešьkati Old Polish mieszkać Polish mieszkać Inherited from Old…
aile: mieszkalny, mieszkanie, mieszkaniec, mieszkanka, odmieszkać, omieszkać, pomieszkać, pomieszkiwać, przemieszkać, przemieszkiwać
Nike występuje jako partner na rzecz dobrego samopoczucia, zdrowia, sprawności fizycznej oraz usługodawca. — Yani Nike aslında iyilik ortağı, sağlık ve zindelik ortağı ve hizmet sağlayıcı olarak görev yapıyor.
Ukraynacaвижива́ти, ви́жити, живи́й, жи́ти, ме́шкати, нажи́во
«Нашим ідеалом ніколи не було традиційне підприємство. — ''Kendimi geleneksel kalıpta zinde hissetmiyordum.
alive
köken: Borrowed from Classical Persian زنده (zinda), from Middle Persian zyndk', zywndk' (zīndag, “alive”). Compare Bengali জিন্দা (jinda), Punjabi ਜਿੰਦਾ (jindā).
aile: ज़िंदा करना, ज़िंदा रहना
Finceansio-, asua, elää, elämä, elämäntapa, eläminen /ˈɑsuɑˣ/
to live, reside, dwell · to live, reside, dwell in
çekim: geçmiş asunut · şimdiki asuu · ulaç asuva
köken: From Proto-Finnic *asudak, from Proto-Uralic *ëśew-. Equivalent to asea + -ua.
aile: asuilla, asuin-, asuja, asujain, asukas, asukki, asuma, asumaton, asuminen, asumus
Asun Rantatie 2a:ssa.
Hän asuu vierashuonetta.
to live, to dwell
çekim: geçmiş bydlela · ortaç bydlela · şimdiki bydlí
eş: žít
köken: Inherited from Old Czech bydliti. By surface analysis, bydlo + -it.
aile: bydliště, bydlo, vybydlet, zabydlet
Nike se vlastně chová jako váš partner, zdravotní a kondiční partner a poskytovatel služeb. — Yani Nike aslında iyilik ortağı, sağlık ve zindelik ortağı ve hizmet sağlayıcı olarak görev yapıyor.
Rumencea avea locuință, a locui, a supraviețui, a trăi, în direct, trăi /trəˈi/
to live, to exist · to reside, to dwell
çekim: geçmiş trăit · ortaç trăit · şimdiki trăiește
zıt: a muri
köken: Borrowed from Common Slavic, or from Old Church Slavonic траꙗти (trajati), from Proto-Slavic *trajati. Compare also Megleno-Romanian trăies, trăiri.
Nike acționează ca un partener la bunăstare, un furnizor de servicii, un partener de sănătate și fitness. — Yani Nike aslında iyilik ortağı, sağlık ve zindelik ortağı ve hizmet sağlayıcı olarak görev yapıyor.
present participle of ég
çekim: karşılaştırma égőbb · üstünlük legégőbb
köken: ég (“to burn”) + -ő (present-participle suffix)
aile: égően, égőáldozat, égőpiros
Nem hagyományosan akartam hozzáállni. — ''Kendimi geleneksel kalıpta zinde hissetmiyordum.
égő csipkebokor
egy nő égő rózsával a hajában
İbraniceגָּר, חי, חַי, מִחְיָה, קַיָּם /ˈħajj/
alive · living, live · lively
çekim: geçmiş חָיִיתָ
köken: From Proto-Semitic *ḥyw (“to live”); cognate with Hebrew חַוָּה (khavá). Compare with Arabic حَيّ (ḥayy) and Ge'ez ሐይወ (ḥäywä).
aile: חי וקיים, חַי וְקַיָּם, כַּדּוּר חַי, שידור חי, שִׁדּוּר חַי
אז נייקי למעשה מתנהג כשותף לרווחה, שותף לבריאות וכושר וספק שירותים. — Yani Nike aslında iyilik ortağı, sağlık ve zindelik ortağı ve hizmet sağlayıcı olarak görev yapıyor.
animate, living · of living creatures
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂enh₁- Proto-Indo-European *-mos Proto-Indo-European *h₂enh₁mos Proto-Italic *anamos Latin animus Latin anima Proto-Indo-European *h₂el-der.? Proto-Italic *-ālis Latin -ālis Latin animālis From anima + -ālis.
aile: animal, exanimālis, inanimālis
Dancadirekte, leve, overleve /dirɛktə/
direct · immediate · straightforward, no-nonsense
eş: decideret, lige, ligefrem, ligeud, live, umiddelbar
zıt: indirekte
köken: From Latin dīrēctus, the perfect passive participle to dīrigere (“to lay straight; arrange in lines”).
aile: direkthed
Etimoloji
Farsça
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
O aktif ve zinde.
He's active and fit.
Şimdi kendini zindeleştir.
Now brace yourself.
Zinde kalmak hoşuma gidiyor.
I like to keep fit.
Duştan sonra zinde hissettim.
I felt refreshed after showering.
Tom kendini sağlıklı, mutlu ve zinde hissetti.
Tom felt like a million bucks.
Dolaşımı canlandırır, böylece daha zinde görünürsünüz.
It stimulates the circulation so you look better.
Etap yarışlarındaki avantajı, tutarlı sağlığı ve zindeliğiydi.
His advantage in stage races was his consistent health and fitness.
Çevreyle dost ve insanın sağlık ve zindeliği açısından yararlı.
It is ecologically friendly and beneficial to one's health and fitness.
Bu da, o'nun en son günlerinde bile oldukça zinde olduğunu gösterir.
His last will shows that he was also quite wealthy.
Birleşik Kelimeler
zinde kuvvet