yollama

noun
TR → EN
"yollama" kelimesinin İngilizcesi: girder, dispatch, dispatch, dispatch. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelgirder
Geneldispatch
Geneldispatch
Geneldispatch

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)yollamayı
Yönelme (-e)yollamaya
Bulunma (-de)yollamada
Çıkma (-den)yollamadan
Tamlayan (-in)yollamanın
Çoğul (-ler)yollamalar

Tanım

•isim: Yollamak işi; izam (I)

Diğer Dillerde

AlmancaBalken, beeilen, besiegen, Binder, Depesche, Eilbenachrichtigung (eril) /ˈbalkn̩/
beam, crossbeam · beam (horizontal bar which connects the stems of two or more notes to group them and to indicate metric value) · fess
çekim: tamlayan Balkens
eş: Bohle, Kantholz, Pfeiler, Pfosten, Strebe, Stütze
köken: From Middle High German balke, from Old High German balko, balcho, from Proto-West Germanic *balkō, from Proto-Germanic *balkô. Compare English balk.
aile: Balkenblase, Balkenbrücke, Balkencode, Balkendecke, Balkendiagramm, Balkengalaxie, Balkenkonstruktion, Balkenlage, Balkentheorie, Balkenwaage
Sie müssen keinen Arzt hinaus schicken. — Bir doktor da yollamanıza gerek yok.
Das Dach wird von vier Balken gestützt.
Ich habe noch vier Balken Akku.
Fransızcadépêche, poutrelle (dişil) /de.pɛʃ/
dispatch (express private message) · telegram
çekim: çoğul dépêches
eş: dépêche diplomatique
La photo est envoyée à un laboratoire central. Vous n'avez pas besoin d'envoyer un docteur. — Bir doktor da yollamanıza gerek yok.
İspanyolcacomunicado, despachar, despacharse, despacho, envío, envío urgente (eril) /komuniˈkado/
communiqué, statement · ellipsis of comunicado de prensa (“press release, press statement”)
çekim: çoğul comunicados
No te olvides de mandar esta carta. — Bu mektubu yollamayı unutma.
İtalyancaputrella, trave (dişil) /puˈtrɛl.la/
girder
çekim: çoğul putrelle
eş: travetto, longherone
Non devi mandare in giro un dottore. — Bir doktor da yollamanıza gerek yok.
Rusçaба́лка, вы́слать, высыла́ть, депеша, лиша́ть, отпра́вить (dişil) /dʲɪˈpʲeʂə/
dispatch · telegram
çekim: çoğul депе́ши · tamlayan депе́ши
eş: телеграмма, донесение
köken: Borrowed from German Depesche, from French dépêche. Further from Latin dis- + Latin impedicō (whence also импи́чмент (impíčment)).
Отправляю сообщение сетевому игроку... — Uzaktaki oyuncuya mesaj yollama...
Farsçaشاهتیر, فرسب
balk die een dragende functie heeft bijv. ter ondersteuning van vloeren of ter ontlasting van kozijnen
Het beeld gaat naar een centraal laboratorium. — Bir doktor da yollamanıza gerek yok.
Portekizceapressar-se
Parece que tenho que mandar mais. — Sanýrým daha fazlasýný yollamalýyým.
Yunancaαποστολή, βιάζομαι (dişil) /a.po.stoˈli/
dispatch, consignment (process of sending something) · mission, expedition, errand
çekim: çoğul αποστολές · tamlayan αποστολής
köken: Learned borrowing from Ancient Greek ἀποστολή (apostolḗ).
aile: δελτίο αποστολής
Η σαίτα κοστίζει ένα δισεκατομμύριο δολλάρια η εκτόξευση. — Uzay mekiğini yollamak milyar dolara maloluyor.
İsveççebalk, bärbjälke, bindbjälke, omintetgöra
a wooden or metal beam · a bend (diagonal band) · code (major section of legislation)
çekim: çoğul balkar · tamlayan balks
eş: bjälke
köken: From Old Swedish balker, from Old Norse bialki, bǫlkr, from Proto-Germanic *balkuz, from *balkô (“beam, plank”).
aile: tvärbalk, ändbalk, ändtvärbalk
Vilket afrikanskt land vill du att jag ska skicka alla mina pengar till? — Hangi Afrikan ülkesine tüm paramı yollamamı istiyorsunuz?
brottsbalk
Lehçebelka, dźwigar (dişil) /ˈbɛl.ka/
beam (large piece of timber or iron) · crossbeam · stripe (badge worn by certain officers in the military or other forces)
çekim: çoğul belki · tamlayan belki
eş: bal, dyl, bierwiono, kłoda, gw. (Górny Śląsk) balek, belek, dyl
köken: Etymology tree Proto-Germanic *balkô Proto-West Germanic *balkō Old High German balko Middle High German balkebor. Old Polish balka Polish belka Inherited from Old Polish balka, with an unexpected shift of a > e first occurring in the 16th century. Compare Kashubian balka and Slovincian balka. Doublet of balkon.
aile: beleczkowy, belkować, obelkować
Nie trzeba wysyłać lekarza. — Bir doktor da yollamanıza gerek yok.
support beam, girder, joist
çekim: çoğul kannatinpalkit · tamlayan kannatinpalkin
köken: kannatin + palkki
Pitääkö aivojen taas lähettää pikku maalaajia? — Beyniniz oraya küçük ressamlar mı yollamak zorunda?
Çekçenosník, trám (eril) /ˈnosɲiːk/
girder, truss, beam · cantilever, bracket
çekim: çoğul nosníky · tamlayan nosníku
eş: konzola, krakorec
aile: příhradový nosník
Start raketoplánu stojí miliardu dolarů. — Uzay mekiğini yollamak milyar dolara maloluyor.
beam
çekim: çoğul bârne · tamlayan bârne
köken: Borrowed from Old Church Slavonic брьвьно (brĭvĭno), from Proto-Slavic *brьvьno.
Trimit mesaj la jucătorul distant... — Uzaktaki oyuncuya mesaj yollama...
Macarcaelküld, feladás /ˈɛlkyld/
to send, to forward (to make something go somewhere) · to dismiss, to discharge
çekim: geçmiş elküldtek
köken: el- + küld
aile: elküldet, elküldés, elküldhető
Egy űrrepülőgép felbocsátása milliárdokba kerül. — Uzay mekiğini yollamak milyar dolara maloluyor.
Már elküldtem az üzenetet.
Latinceablēgātiō, trabs /ˈtraps/
timber, beam, rafter · tree trunk · penis
çekim: çoğul trabēs · tamlayan trabis
köken: From Proto-Italic *trabs, from Proto-Indo-European *treb- (“wooden beam”). Cognate with Lithuanian troba, Dutch dorp, German Dorf, English thorp and English troop. Doublet of troppus.
aile: taberna, trabāria, trabea, trabēcula, trabica
Norveççeavsende, bærebjelke, drager, ekspedere, forsende, forsendelse
1950 – USA beslutter å sende tropper for å kjempe i Koreakrigen. — 1950 - Amerika Birleşik Devletleri, Kore Savaşı'na asker yollama kararı aldı.
Endonezcegelagar, girder, penopang /ɡəˈlaɡar/
rumble
çekim: çoğul gelagar-gelagar
köken: Inherited from Malay gelagar.
aile: bergelagar, bergelagaran
Apakah otak anda harus mengirimkan tukang cat kecil di sana? — Beyniniz oraya küçük ressamlar mı yollamak zorunda?
Bulgarcaбързам, експедиция, пращам, телеграма, трегер /ˈbɤrzɐm/
to hurry, to hasten, to rush
çekim: geçmiş none · ortaç бъ́рзан · şimdiki бъ́рза · ulaç бъ́рзащ
köken: Inherited from Proto-Slavic *bъrzati. Morphologically equivalent to бърз (bǎrz, “fast”) + -ам (-am).
aile: избързам, избързвам, побързам, побързвам, прибързам, прибързвам, разбързам се, разбързвам се, бърза́к
Изпращане на съобщение до отдалечен играч... — Uzaktaki oyuncuya mesaj yollama...
Slovencenosilec, tram (eril) /nɔsíːlət͡s/
carrier (someone who carries)
çekim: çoğul nosílci · tamlayan nosílca
Ali možgani pošljejo na delo majhne slikarje? — Beyniniz oraya küçük ressamlar mı yollamak zorunda?
Galiçyacatrabe (eril) /ˈtɾaβe̝/
beam; girder; trave; crossbeam
çekim: çoğul trabes
köken: From Old Galician-Portuguese trave (13th century, Cantigas de Santa Maria), from Latin trabem, accusative of trabs (“beam”). Cognate with Portuguese trave. Doublet of treu.
aile: atrabancar, trabanco, trabar, Trabes
İrlandacacearchaill, giarsa (dişil)
girder
çekim: çoğul cearchaillí · tamlayan cearchaille
köken: From Old Irish cerchaill.
Arnavutçatra (eril)
beam, girder; timber · scaffolding · balance beam
çekim: çoğul trerë
köken: From Latin trabem (“beam”).
aile: trath, trenoj
Gürcüceდირე, კოჭი, წამწე
trunk of a tree cleared of its branches, log (often used as groundwork) · groundwork
çekim: çoğul დირეები
Tagalogcakahab-an /kahabˈʔan/
girder
köken: Syncopic form of kahabaan, from haba + ka- -an.
aile: magkahab-an
Malaycagalang, gelegar
Esperantodepeŝo /deˈpeʃo/
dispatch (express private message)
çekim: çoğul depeŝoj
Belarusçaвы́слаць, высыла́ць

Etimoloji

Türkçe

Kelime Ailesi

yollamayken
yollamayla
yollamaysa
yollamalı
yollaması

Örnek Cümleler

Bana artık not yollama.
Don't send me notes anymore.
Ona kart yollamayacağım.
I'm not going to send him a card.
Bana artık not yollamayın.
Don't send me notes anymore.
Bu mektubu yollamayı unutma.
Don't forget to send this letter.
Sami Leyla'ya mesaj yollamadı.
Sami didn't text Layla.
Tom mesaj yollamaya devam etti.
Tom kept texting.
Ancak hükümet yollamak istemedi.
I don’t just mean the government.
Uzaktaki oyuncuya mesaj yollama...
Sending message to remote player...
Lütfen mektupları yollamayı unutma.
Please don't forget to post the letters.
Ona doğum günü kartı yollamayı unuttu.
He forgot to send her a birthday card.
Çocuktan topu geri yollamasını istedim.
I asked the boy to throw the ball back.
Yollamayacađým ođlumu! Bu sefer býrakmam!
I won't let my son go away, not this time
yollama ile daha fazla örnek cümle →