Ana içeriğe geç
Sözlük
/
musallat

musallat

/mu.saɫˈɫat/
adj
C2 seviye
TR → EN
"musallat" kelimesinin İngilizcesi: annoying, worrying, bothersome. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelannoyingadj
Genelworryingadj
Genelbothersomeadj

Çekim Tablosu

Çoğul (-ler)musallatız

Tanım

•sıfat: Bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen (kimse)

Diğer Dillerde

Almancalästig /ˈlɛstɪç/
tiresome · annoying · troublesome
çekim: karşılaştırma lästiger · üstünlük am lästigsten
eş: aufdringlich, beschwerlich, leidig, penetrant, störend, unangenehm
köken: Last + -ig
aile: Lästigkeit
So bilden sich der männliche und der weibliche Vorkern. — Kadınlmara ve genç kızlara musallat olur.
present participle of agacer
Mâles et femelles sont mottes (sans cornes). — Kadınlmara ve genç kızlara musallat olur.
annoying
eş: pesado
köken: From cargar + -ante.
Y así los pecados de los padres recaen sobre los pobres niños. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
inopportune, untimely · inappropriate, inconvenient
eş: fuori luogo, improvvido, indebito, indelicato, infelice, intempestivo
zıt: opportuno
köken: From Latin inopportūnus.
aile: inopportunamente
Quindi i peccati dei genitori si ripercuotono sul poveri figli. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
Rusçaнадоедливый, докучливый; назойливый
надоедливый, докучливый; назойливый
Бытовал мужской (прямоспинный) и женский (приталенный, расклешённый). — Kadınlmara ve genç kızlara musallat olur.
Arapçaمُزْعِج
يتكونون من نساء ورجال الدين المتخصصين (أي الرهبان). — Kadınlmara ve genç kızlara musallat olur.
present participle of storen
In de hemel zorgt hij voor het Hemels Paard (天馬). — İo'ya bir at sineği musallat ederek.
Portekizcechato /ˈʃa.tu/
flat · boring · annoying
çekim: karşılaştırma mais chato · üstünlük o mais chato
köken: Inherited from Old Galician-Portuguese chato, from Vulgar Latin *plattus (“flattened”), borrowed from Ancient Greek πλατύς (platús, “wide; broad”). Doublet of prato and plati-.
aile: chatear, chatice, chato de galocha, chatonildo
Ele foi posterior sucedido por Ibraim da Ifríquia. — Sonra şeytan İbrahim'in karısı Hacer'e musallat olur.
O golfe é chato.
Que chato!
Yunancaανησυχητικός, ενοχλητικός /a.ni.si.çi.tiˈkos/
worrying, concerning, disquieting, troubling, alarming, disturbing (causing worry, anxiety)
köken: Learnedly from the ανησυχη- stem of ανησυχώ (anisychó) + -τικός (-tikós), a calque of French inquiétant.
aile: ανησυχητικά
Και έτσι τις αμαρτίες των γονέων τις πληρώνουν τα φτωχά παιδιά. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
Japoncaうるさい, 煩い, 迷惑, 面倒 /ɯ̟ɾɯ̟sa̠i/
overwhelmingly thorough (often in a positive way); excessive, repetitive (in a negative way) · pushy, bossy, overly particular and demanding · excellent of technique (particularly for a performance)
köken: Probably originally a compound of 心 (uru, “heart, mind”, vowel-shifted from regular reading ura, cognate with 裏 (ura, “the behind or inside of something”)) + 狭し (sashi, “tight; narrow”, Classical and Old Japanese, cognate and synonym of modern 狭い (semai)), from the sense that something is so overwhelming that one feels pressured to yield or submit in some way. The earliest texts used this word to…
馬は武である(上古音で馬・武は魚部にある)。 — İo'ya bir at sineği musallat ederek.
字体にうるさい
味にうるさい
うるさい連中だ。
Korece귀찮다, 성가시다, 짜증스럽다 /kɥit͡ɕʰa̠ntʰa̠/
tiresome, annoying, bothering, troublesome
köken: 귀하다 (貴하다, gwihada) + —지 (-ji) + 않다 (anta)
부모가 잘 못했던 일을 불쌍한 아이들은 되밟습니다. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
lasting, economical · lasting, heavy · annoying, especially through being (sarcastic and) condescending
çekim: karşılaştırma drygare · üstünlük drygast
köken: From Old Swedish drȳgher, from Old Norse drjúgr, from Proto-Germanic *dreugaz. Cognate to Russian друг (drug, “friend”).
Hon var dotter till Aither (Luften) och Hemera (Dagen). — Kadınlmara ve genç kızlara musallat olur.
drygt diskmedel
en dryg snubbe
dryga kommentarer
irritable, touchy, irascible · sensitive (tending to provoke irritation or anger)
çekim: karşılaştırma drażliwszy · üstünlük najdrażliwszy
eş: obraźliwy, obrażalski
köken: Etymology tree Proto-Slavic *drazniti /*dražniti Polish drażnić Proto-Indo-European *-lós Proto-Slavic *-lъ Old Polish -ły Proto-Slavic *-ivъ Old Polish -iwy Old Polish -liwy Polish -liwy Polish drażliwy From drażnić + -liwy.
aile: drażliwość
I tak grzechy ojców spadną na dzieci. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
Ukraynacaдоса́дний, дратівли́вий, набридливи́й, хвилю́ючий
Таким чином, провину батьків спокутують нещасні діти. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
Finceärsyttävä, huolestuttava, närkästyttävä /ˈærsytːæʋæ/
irritating, annoying
çekim: karşılaştırma ärsyttävämpi · üstünlük ärsyttävin
aile: ärsyttävyys, ärsyttävästi
Ja niin vanhempien synnit vierailevat lapsiraukoissa. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
Çekçeotravný, znepokojivý, znepokojující /ˈotravniː/
annoying
çekim: karşılaştırma otravnější · üstünlük nejotravnější
köken: From otrava + -ný.
Takhle jsou hříchy rodičů přenášeny na jejich ubohé děti. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
alarming
köken: Borrowed from French alarmant.
Şi astfel, păcatele părinţilor se răsfrâng asupra bieţilor copii. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
Macarcabosszantó, nyugtalanító /ˈɲuktɒlɒniːtoː/
present participle of nyugtalanít
çekim: karşılaştırma nyugtalanítóbb · üstünlük legnyugtalanítóbb
köken: nyugtalanít + -ó (present-participle suffix)
És így a szülők bűnei viszontlátják a szegény gyerekeket. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
İbraniceמעצבן
וכך, על חטאי ההורים משלמים הילדים המסכנים. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
Latincemolestus /mɔˈɫɛs.tʊs/
troublesome, irksome, grievous, annoying, tiresome
çekim: karşılaştırma molestior · üstünlük molestissimus
köken: Seemingly from *melos, meles- n; -tus, with the first element an unattested neuter s-stem noun from the same root as mōlēs. Compare modestus.
aile: molestia, molestō
present participle of forurolige
Så forældrenes synder hjemsøger de arme børn. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
Norveççealarmerende, bekymringsfull, brysom, enerverende, plagsom, sjenerende
bothersome; annoying · very concerned
köken: Sino-Vietnamese word from 煩. Doublet of buồn.
aile: buồn phiền, muộn phiền, phiền hà, phiền lòng, phiền muộn, phiền não, phiền nhiễu, phiền phức, phiền toái, than phiền
Thế nên tội lỗi của bậc bố mẹ lại đổ lên những đứa trẻ đáng thương. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
Phiền quá đi!
buồn phiền
phiền lòng
Bulgarcaдосаден /doˈsadɛn/
boring, tedious · annoying
çekim: karşılaştırma по́-доса́дни · üstünlük на́й-доса́дни
eş: скучен
И така, горките деца страдат заради родителските грехове. — Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
Taycaน่ารำคาญ /naː˥˩.ram˧.kʰaːn˧/
annoying; bothersome; disturbing.
köken: น่า (nâa) + รำคาญ (ram-kaan).
Katalancaenfadós, enutjós, fastijós, inquietant, molest, preocupant /ə.nuˈd͡ʒos/
annoying, irritating
köken: From enutjar + -ós.
Galceplagus
İrlandacabearránach

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish مسلط (musallat), from Arabic مُسَلَّط (musallaṭ).

Örnek Cümleler

Onlara musallat olmuş biri değilsin.
You are not a warden over them,
Üzerlerine musallat bir despot değilsin.
You are not a warden over them,
Kadınlmara ve genç kızlara musallat olur.
Azərbaycanın aşıq və şair qadınları.
Büyünün etkisiyle Nisa'ya cinler musallat olur.
"Nile: 'The Fiends Who Come to Steal the Magick of the Deceased' (PREMIERE)".
Sonra şeytan İbrahim'in karısı Hacer'e musallat olur.
The Sacrifice of Abraham; after Oeser.
Ve ailelerin günahları, zavallı çocuklara musallat oluyor.
And so the sins of the parents are visited on the poor children.
El Ebyaz: Peygamberlere ve velilere musallat olan şeytandır.
"Satan's messenger or man of magic?".
Kendisine üçüncü devre Melâmîlerinden birisi musallat olmuş.
He was one of the three who sealed the Sohrem away.
Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar.
In any case, God gives authority to His Apostle over whomsoever He please.
Biz böylece her peygambere, suçlulardan bir düşman musallat ettik.
And even scals We appointed unto every prophet an enemy from among the culprits.
Finis! dan exorcises güçlü bir kelime yaşam evi kader musallat gölge.
Finis! the potent word that exorcises from the house of life the haunting shadow of fate.
Allah o fırtınayı üzerlerine yedi gece sekiz gündüz musallat etmişti.
Which He sent to assail them for seven nights and eight days running.
musallat ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod