kayaç
noun
TR → EN
"kayaç" kelimesinin İngilizcesi: rock. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelrock
Görsel




Çekim Tablosu
Belirtme (-i)kayacı
Yönelme (-e)kayaca
Bulunma (-de)kayaçta
Çıkma (-den)kayaçtan
Tamlayan (-in)kayacın
Çoğul (-ler)kayaçlar
Tanım
•Yer kabuğu'nun yapı gereci olup bir veya birkaç mineralden oluşan kütle
•Doğada büyük yer tutan, yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle
Diğer Dillerde
Almancadas Gestein, gestein (nötr) /ɡəˈʃtaɪ̯n/
rock, mass of stone, especially as part of the crust of the earth
çekim: çoğul Gesteine · tamlayan Gesteines
eş: Stein, Fels, Felsen
köken: From Middle High German gesteine, from Old High German gisteini, a collective formation equivalent to ge- + Stein. Compare Dutch gesteente.
aile: Edelgestein, Mondgestein, Urgestein
Die Investition wird gekappt. — Yatırım oralara kayacak.
Viele Gewässer sind mit Quecksilber belastet, das die Goldsucher einsetzen, um das Metall vom Gestein zu lösen.
Fransızcaassurer, bercer, bouleverser, caillou, déchirer, diam /a.sy.ʁe/
to assure, to ensure, to make sure · to do; to take care of; to carry out; to be in charge of · to insure, to give insurance to
çekim: geçmiş assuré · ortaç assuré · şimdiki assure · ulaç assurant
köken: Inherited from Middle French asseurer, from Old French asseürer, from Vulgar Latin *assēcūrāre, from Latin sēcūrus (“safe”). By surface analysis, a- + sûr + -er.
aile: assurer ses arrières
La voile a un profil. — Kayaca taneli bir görünüm verir.
Des bénévoles assurent le nettoyage des lieux.
to rock (to move gently back and forth)
çekim: geçmiş acuné · ortaç acunado · şimdiki acuna
köken: From a- + cuna (“cradle”) + -ar.
Piratas de Escárcega. — Piroklastik Kayaçlar.
İtalyancacullare, ondeggiare, roccia, suonare il rock, trastullare /kulˈla.re/
to rock (a child) · to swing with light, gentle movements; to sway · to caress
çekim: geçmiş cullàto · ortaç cullàto · şimdiki cùlla · ulaç cullànte
eş: dondolare, ninnare, custodire, coltivare, accarezzare, ingannare
köken: From culla + -are.
Fuochi pirotecnici. — Piroklastik Kayaçlar.
cullare il bebè
vorrei che il mio ragazzo mi cullasse più spesso
cullare un sogno
Rusçaскалистый камень; горная порода
скалистый камень; горная порода
Оно будет скользить вдоль этого склона. — Bu yokuş boyunca kayacak.
Arapçaحجر, رُوك, صَخْرَة, مُوسِيقَى اَلرُّوك (eril) /ħa.d͡ʒa.ra/
to stop, to hinder · to deny access · to forbid, to prohibit
çekim: geçmiş حَجَرْتُ
aile: أُمّ الْحِجَار السُّود, حَجَرِيّ
سأضع في الجانب الايسر 4y^2 — Sol tarafa 4y kareyi kayacağım.
Farsçaبرد, تخته سنگ
stone · piece
çekim: çoğul daşlar · tamlayan daşın
köken: From Proto-Turkic *tiāĺ, compare Turkish taş, Kyrgyz таш (taş), Chuvash чул (čul).
aile: daşlamaq, başdaşı, idman daşı
Felemenkçegesteente, kandij, klif, rots, schommelen, schudden (nötr)
rock (aggregate of minerals)
çekim: çoğul gesteenten
köken: From steen + ge- -te. Compare German Gestein.
aile: afzettingsgesteente
Het begint deze heuvel af te glijden. — Bu yokuş boyunca kayacak.
Portekizceabalar, balançar, cubo, cubo de gelo, embalar, pedra /a.baˈla(ʁ)/
to shake (cause (something) to move from side to side) · to shake (to disturb emotionally) · to affect, unsettle, shock
çekim: geçmiş abalei · ortaç abalado · şimdiki abala
köken: From Old Galician-Portuguese abalar, from Vulgar Latin *advallāre, probably ultimately from Latin vallis (“vale, valley”).
aile: abalado, abalável
Então tudo será deslocado para baixo. — Yani her şey kırmızıya kayacaktır.
Yunancaβράχος, πέτρα, πολύτιμος λίθος, ροκ (eril) /ˈvɾa.xos/
rock, cliff · large stone · rock (stable person)
çekim: çoğul βράχοι · tamlayan βράχου
eş: λίθος, πέτρα
köken: Inherited from Byzantine Greek βράχος m (brákhos), from Hellenistic Koine Greek βράχος n (brákhos) with the change from neuter to a masculine as an augmentative element, from the plural in Ancient Greek βράχεα (brákhea) (see the modern plural βράχια (vráchia)), from βραχέα (brakhéa), neuter, plural of adjective βραχύς (brakhús) as in the phrase "βραχέα (brakhéa) sc. ὕδατα (húdata) "shallow…
Το συναντούμε όμως και στη φρύγανα . — Ayrıca granitik kayaçlarda da görülür.
rock (style of music) · on the rocks (served over ice)
çekim: geçmiş ロックした
köken: From English rock.
左側は 4 y ^2 — Sol tarafa 4y kareyi kayacağım.
インディー・ロック・バンド
ウイスキーのロックを飲む
Çince搖滾樂 /摇滚乐, 石頭 /石头
分蛋糕的方式过时了。 — Tortul kayaç oluşumu fazladır.
Korece바위 /pa̠ɥi/
rock; boulder
köken: From Middle Korean 바회〮 (pàhwóy), from Old Korean 岩乎 (*PAKwo), attested in the eighth century. In the hangul script, first attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean 바회〮 (Yale: pàhwóy). Compare also Jeju 바위 (bawi) and Gyeongsang Korean 바구 (bagu), 방구 (banggu), and 바우 (bau).
aile: 가위바위보, 너럭바위, 바위담비, 바위산, 바위타기, 바위틈, 흔들바위
이 언덕을 따라 미끄러질 겁니다 — Bu yokuş boyunca kayacak.
큰 바위 얼굴
지질학에서는 바위와 암석은 따로 분류된다.
a gem (precious stone)
çekim: çoğul ädelstenar · tamlayan ädelstens
köken: From ädel + sten.
Boken om sjörövare. — Piroklastik Kayaçlar.
boulder (large rock)
çekim: çoğul głazy · tamlayan głazu
köken: Etymology tree Proto-Slavic *glazъ Polish głaz Inherited from Proto-Slavic *glazъ.
aile: szarogłaz
Inwestycja pochłonie ok. — Yatırım oralara kayacak.
Ukraynacaкаменю́ка, ка́мінь, кача́ти, кача́тися, ске́ля
Він буде з'їзджати донизу по цій горці. — Bu yokuş boyunca kayacak.
rock, crag, cliff; rock formation · reef
çekim: çoğul चट्टानें
aile: मूंगा चट्टान
to rinse, wash (to move by the force of water in motion) · to wash (to separate valuable material) · to leach (to purge a soluble matter out of something)
çekim: geçmiş huuhtonut · şimdiki huuhtoo · ulaç huuhtova
köken: From Proto-Finnic *huhtodak (compare Ingrian huuhtoa, Livonian ū’dõ), from Proto-Finno-Permic *šukštɜ- (compare Erzya кштамс (kštams), Moksha штамс (štams)).
aile: huuhde, huuhdella, huuhdonta, huuhtaista, huuhtoja, huuhtominen, huuhtouma, huuhtoutua
Alan investoinneissa säästetään. — Yatırım oralara kayacak.
Çekçebalvan, chomáč, cukrkandl, drahokam, hornina, hrát rock
velký kámen resp. kus skály
Bude klouzat po tomto kopci. — Bu yokuş boyunca kayacak.
to rock, swing · to sway
çekim: geçmiş legănat · ortaç legănat · şimdiki leagănă
köken: Probably from Vulgar Latin *ligināre, from Latin ligāre (“tie”) or from leagăn.
Există trei tipuri de memorie senzoriala. — Üç tür magmatik kayaç vardır.
distaff (device to which fibres are attached for temporary storage) · spinning wheel (device for spinning thread or yarn from fibres)
çekim: çoğul guzsalyok
köken: First attested in 1346. Borrowed from Slavic. Compare Serbo-Croatian kuželj, Slovak kužel, Slovene koželj.
Pirospöttyös kisasszonyok. — Piroklastik Kayaçlar.
İbraniceאֶבֶן, סֶלַע, צוּר, רוֹק
ההגירה תעשה על חשבונם. — Yatırım oralara kayacak.
Latincelapis, rupes, saxum, scopulus, silex /ˈɫa.pɪs/
stone · milestone · boundary stone
çekim: çoğul lapidēs · tamlayan lapidis
köken: From Proto-Italic *lapets. May be connected with Ancient Greek λέπας (lépas, “bare rock, crag”), either from Proto-Indo-European *lep- (“to peel”) (compare secō, saxum; rumpō, rupēs) or, more likely, a Mediterranean substrate language.
aile: lapicīda, lapidāris, lapidēscō, lapideus, lapidō, lapidōsus, lapillus, lapiō, lapis īnfernālis, lapis calamīnāris
et lapis iste quem erexi in titulum vocabitur Domus Dei
Dancaædelsten, bjergart, bolsje, chokere, crack, ferm
gem (rock considered valuable)
çekim: çoğul ædelstenene · tamlayan ædelstens
köken: ædel (“noble”) + sten (“rock, stone”)
Så det forskubber bare grafen op med 3. — Yani, grafik sadece üç birim yukarı kayacak.
Norveççebergart, edelstein, isbit, kampestein, kandissukker, riste
Fjellmetalløyenstikker er utbredt i Nord-Europa. — Dağda metamorfik kayaçlar yaygındır.
Endonezcebebatuan
Obsidian - Tipe batuan vulkanik kaca. — Ponza, volkanik bir kayaç türü.
rock, stone · ice as used for consumption or refrigeration · meth, methamphetamine
köken: From Proto-Vietic *l-taːʔ (“rock”). Cognate with Arem atæːˀ. Attested in Phật thuyết đại báo phụ mẫu ân trọng kinh (佛說大報父母恩重經) as 𪜀打, the simplified composition of 羅 (MC la) + 打 (MC taengX) (modern SV: la đả). Schuessler (2007: p. 462) proposes that this Vietic word and Khmer ដា (daa) (which is likely borrowed from Vietnamese or another Vietic language instead of being inherited from a common…
aile: cà phê đá, cà phê sữa đá, đá bào, đá bọt, đá bùn, đá da trời, đá dăm, đá me, đá mi, đá ong
Vì vậy nó chỉ cần đi để thay đổi biểu đồ 3. — Yani, grafik sadece üç birim yukarı kayacak.
Etimoloji
kaya + -ç
Kelime Ailesi
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Bu yokuş boyunca kayacak.
It's going to go sliding along this hill.
Kaliş bir tortul kayaçtır.
It is a Gugelhupf cake.
O, nasıl kayacağını bilmiyor.
She does not know how to ski.
Ben nasıl kayacağımı biliyorum.
I know how to ski.
Sol tarafa 4y kareyi kayacağım.
So, on the left-hand side I'll put the 4y squared.
İçinde mikrolitler olan kayaçtır.
There is a vibrating membrane which has micro holes in it.
Yani her şey kırmızıya kayacaktır.
So everything will be redshifted down.
Bu kayaçlar kolayca sınıflandırılamaz.
These niches, however, are not easily classified.
Nasıl paten kayacağını sana kim öğretti?
Who taught you how to skate?
Yüksek metamorfizmaya uğramış kayaçlardır.
These earlier rocks are heavily metamorphosed.
Yani, grafik sadece üç birim yukarı kayacak.
So it's just going to shift the graph up by 3.
Bu kayaçlar yaklaşık 4 milyar yıllık tonalitlerdir.
They are tonalites from about 4.0 Ga.
İlgili Sorular
Kayaç tiplerinin oluşum süreçlerini kısaca özetler misiniz?
Farklı kayaç türlerinin oluşum süreçlerini özetler misiniz?
Her bir kayaç tipinin nasıl oluştuğunu kısaca açıklayabilir misiniz?
Kayaç çeşitlerinin oluşum mekanizmalarını kısa bir şekilde anlatır mısınız?
Her bir kayaç türünün oluşum şekli hakkında kısa bir açıklama yapabilir misiniz?