eğiklik

TR → EN
"eğiklik" kelimesinin İngilizcesi: propensity, tilt, slant. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelpropensity
Geneltilt
Genelslant

Tanım

•bir gök cisminin içinde hareket ettiği düzlem ile yörünge düzlemiyle belirtilmiş herhangi bir düzlem arasındaki açı
•eğik olma durumu, eğim, yamukluk, meyil
•Bir düzlem üzerinde hareket eden bir gök cismine ilişkin yörünge düzleminin, tutuluma bakış doğrultusuna dik düzleme veya belirtilmiş herhangi bir düzleme göre yaptığı açı
•Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi

Diğer Dillerde

AlmancaAbhang, abschrägen, Ausrichtung, Blick, einseitig ausrichten, Hang (eril) /ˈapˌhaŋ/
slope, incline · hillside, declivity
çekim: çoğul Abhänge · tamlayan Abhanges
eş: Böschung, Gefälle, Halde
köken: ab- (“downward”) + Hang (“slope, hillside”)
means, way · angle, aspect, way · bias
eş: angledozer
köken: Probably borrowed from Old Occitan biais (“oblique direction”), of uncertain origin. Possibly via Vulgar Latin *bigassius from Ancient Greek ἐπικάρσιος (epikársios, “athwart”), from ἐπί (epí, “upon”) + κάρσιος (kársios, “oblique”) (root Proto-Indo-European *(s)ker- (“to cut”)); alternatively (preferred by TFLi) from Vulgar Latin *biaxius "with two axes".
aile: biaisé
Near-synonyms: intermédiaire, truchement
par le biais de
biais cognitif
İspanyolcainclinación, inclinar, ladear, ladearse, sesgar (dişil) /inklinaˈθjon/
incline · inclination, penchant · tilt
çekim: çoğul inclinaciones
köken: Borrowed from Latin inclinātiōnem.
Este insecto es muy pequeño, por lo que es difícil tomar precauciones. — Bu eğiklik oldukça küçüktür ve ölçülmesi çok zordur.
angulation · angle (photographic, TV etc.)
çekim: çoğul angolature
eş: angolazione
köken: From angolare + -tura.
L'eccentricità attuale è 0,017. — Şu anki eğiklik 0.017’dir.
Rusçaнаклон, покатость, скат
slope, incline, tilt
çekim: çoğul əydəmlər · tamlayan əydəmin
köken: From əy- + -dəm.
aile: əydəmli
Felemenkçekantelen /ˈkɑntələ(n)/
to tip over
çekim: geçmiş kantelden · ortaç gekanteld · şimdiki kantelt · ulaç kantelend
köken: From kanten (“to put on its sides”) + -elen.
aile: kantelaar, kantelbaar
Portekizceinclinação (dişil) /ĩ.kli.naˈsɐ̃w̃/
inclination (all senses)
çekim: çoğul inclinações
eş: índole
köken: Learned borrowing from Latin inclīnātiōnem. By surface analysis, inclinar + -ção.
O efeito é muito pequeno e de difícil mensuração. — Bu eğiklik oldukça küçüktür ve ölçülmesi çok zordur.
to tilt, lean · to bow down · to sag
çekim: geçmiş έγειρα · ortaç έχοντας γείρει · şimdiki γέρνει · ulaç γέρνοντας
Korece경사 /kjʌ̹ŋsʰa̠/
inclination; slant; slope
köken: Sino-Korean word from 傾斜.
İsveççeluta /²lʉːta/
lute
çekim: çoğul lutor · tamlayan lutas
köken: From Middle Low German lute
aile: lutmakare
Finceasenne, kallistaa, kallistuma, kalteva alusta, kalteva lokero, kalteva pinta /ˈɑsenːeˣ/
attitude (disposition or state of mind)
çekim: çoğul asenteet · tamlayan asenteen
köken: asentaa (“to set, place”) (archaic, dialectal) + -e
aile: asennoitua, asenteellinen, -asenteinen, asenneilmasto, asennekasvatus, asennemittaus, asennemuutos, asennevamma, asenteenmuutos, elämänasenne
Çekçenaklánět, naklonit, okos, pokos, překroutit, sklánět /ˈnaklaːɲɛt/
imperfective form of naklonit
köken: From na- + klanět.
Macarcafüggőleges svenkelés
A görbületet ezáltal az anyag energia-lendülete okozza. — O halde eğiklik maddenin enerji- momentumundan dolayı oluşur.
Latinceinclīnō
Endonezcememiringkan, miring
menaruh (membuat, menjadikan) miring; mencondongkan; menyengetkan:
Pelengkungan ini sangatlah lemah dan sulit diukur. — Bu eğiklik oldukça küçüktür ve ölçülmesi çok zordur.
Bulgarcaкос поглед, навеждам, навеждане, накланям, склонност /nɐˈvɛʒdɐm/
to bow (down), to bend (down), to incline · to inspire · to suggest
çekim: geçmiş none · ortaç наве́ждан · şimdiki наве́жда · ulaç наве́ждащ
Големият компонент на тези вариации възниква на всеки 413 000 години (вариация на ексцентрицитета от ±0,012). — Bu değişikliklerin ana bileşeni 413.000 yıllık bir süre içerisinde ortaya çıkar (±0.012’lik eğiklik değişimi).
Katalancaesbiaixar, inclinar /əz.bi.əˈʃa/
to cut on the bias · to bias, to skew
çekim: geçmiş esbiaixí · ortaç esbiaixat · şimdiki esbiaixa
köken: From es- + biaix + -ar.
aile: esbiaixada, esbiaixament, esbiaixat
İrlandacaleathcheann, maig (eril) /lʲaˈçaun̪ˠ/
one of a pair, one of two persons or things · a tilt of the head to one side · fellow (object which is associated with another object), companion (thing or phenomenon closely associated with another)
çekim: çoğul leathchinn · tamlayan leathchinn
köken: From leath- + ceann.
aile: leathcheannach
Tagalogcahumiwas
Esperantoklini /ˈklini/
to bend, tilt, incline
çekim: geçmiş klinis · ortaç klininta · ulaç klinanta
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ḱel- Proto-Indo-European *-éyti Proto-Indo-European *ḱley-der. Proto-Italic *kleināō Latin clīnōbor. Esperanto klini Borrowed from Latin clīnō. Compare Italian chinare, Ancient Greek κλῑ́νω (klī́nō).
aile: alklini, kliniĝi, kapklini
Peza neĝo klinis la altajn arbojn en la arbaro.
Afrikancakantel

Örnek Cümleler

Bu eğiklik oldukça küçüktür ve ölçülmesi çok zordur.
Such curvature is extremely weak and difficult to measure.
Çalışması esnasında Ortalama Eğiklik prensibini kullandı.
During his service, he improved the standards of measurement.
İkincisi, Dünya ekseninin eğiminde bir değişim, eğikliktir.
The second is a shift in the tilt of the Earth's axis, the obliquity.
O halde eğiklik maddenin enerji- momentumundan dolayı oluşur.
The curvature is, in turn, caused by the energy–momentum of matter.
Eğiklik büyük olduğunda, mevsimsel değişiklikler daha aşırıdır.
When the obliquity is large, seasonal changes are more extreme.
Hamt o Allah'a ki, kuluna Kitap'ı, kendisinde hiçbir eğiklik ve çelişme yapmaksızın indirdi.
ALL PRAISE BE to God who has revealed to His votary the Book which is free of all obliquity,
eğiklik ile daha fazla örnek cümle →