to spray over · to spunk, ejaculate · to kill by lethal injection
çekim: geçmiş spritzte ab · ortaç abgespritzt · şimdiki spritzt ab · ulaç abspritzend
köken: ab- + spritzen
Er war ein brennend und scheinend Licht; ihr aber wolltet eine kleine Weile fröhlich sein in seinem Lichte. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
Die Terrassenplatten musst du nicht schrubben, nur mit dem Gartenschlauch abspritzen.
Und die Waldbesetzer berichten von Waldarbeitern, die mit Eisenstangen auf sie einprügeln und sie mit Feuerlöschern abspritzen.
Jean était la lampe qui brûle et qui luit, et vous avez voulu vous réjouir une heure à sa lumière. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
çekim: geçmiş allagàto · ortaç allagàto · şimdiki allàga · ulaç allagànte
eş: alluvionare, inondare, sommergere
köken: From al- + lago (“lake”) + -are. Compare Sicilian allajari.
Egli era una lampada che arde e risplende, e voi avete voluto solo per un momento rallegrarvi alla sua luce — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
Он был светильник, горящий и светящий; а вы хотели малое время порадоваться при свете его. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
to rinse, to flush · to scold, to chide, to berate · to cut, to chunk, to split
çekim: geçmiş شَطَفْتُ
köken: From a merger in Levantine dialects of Galilean Aramaic שְׁטֵף (šṭēp̄, “to wash”) and Classical Syriac ܫܛܰܦ (šṭap̄, “to split”). Doublet of شَطَبَ (šaṭaba).
كان هو السراج الموقد المنير وانتم اردتم ان تبتهجوا بنوره ساعة. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
çekim: geçmiş dartelden · ortaç gedarteld · şimdiki dartelt · ulaç dartelend
köken: From dartel + -en.
Johannes was een helder schijnende lamp en u hebt een korte tijd van dat licht genoten. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
δοχείο της τουαλέτας από το οποίο ρέει νερό στη λεκάνη για να την καθαρίσει μετά από χρήση
Εκεινος ητο ο λυχνος ο καιομενος και φεγγων, και σεις ηθελησατε να αγαλλιασθητε προς ωραν εις το φως αυτου. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
köken: Inherited from Old Swedish burghin, borghin, originally the past participle of bärga. Compare origin of välbärgad.
Han var den brinnande, skinande lampan, och för en liten stund villen I fröjdas i dess ljus. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
to cavort, to frolic · to get jiggy, to get one's groove on
çekim: geçmiş baraszkowano · şimdiki baraszkuje
eş: dokazywać, figlować, zabawiać się
köken: Etymology tree Polish baraszki Proto-Indo-European *h₂euh₁-der.? Proto-Slavic *-ovati Old Polish -ować Polish -ować Polish baraszkować From baraszki + -ować.
aile: baraszkowanie
Onci był świecą gorejącą i świecącą, a wyście się chcieli do czasu poradować w światłości jego. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
to drive, ride, travel (in a vehicle), transport (e.g. in a car) · used of several other forms of movement · to drive away, chase, pursue, expel, deport
çekim: geçmiş ajanut · şimdiki ajaisi · ulaç ajava
köken: From Proto-Finnic *ajadak (compare Estonian ajama), from Proto-Uralic *aja- (compare Northern Sami vuodjit, Udmurt уйыны (ujyny), Eastern Mansi [script needed] (wujt-)). Probably an old borrowing from Proto-Indo-European *h₂eǵ- or one of its descendants; see the Proto-Uralic entry for more.
Hän oli palava ja loistava lamppu, mutta te tahdoitte ainoastaan hetken iloitella hänen valossansa. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
to frolic, romp or to play · imperfective form of dovést; to bring (someone to a conclusion, statement etc.)
çekim: geçmiş dováděla · ortaç dováděla · şimdiki dovádí
eş: přivádět, vodit, skotačit
köken: From do- + vádět.
aile: dovádění, dovádivost, dovádivý
Onť jest byl svíce hořící a svítící, vy pak chtěli jste na čas poradovati se v světle jeho. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
köken: Borrowed from Latin color; reinforced by French couleur.
aile: culoare fundamentală, culoare locală, culoare primară, culoare secundară, de culoare
Să nu mîncați pîne dospită; ci, în toate locuințele voastre, să mîncați azimi.” — Yedin mi göze batarcasına coşma, *yenilince de yeisle evine kapanıp inleme.
Õ az égõ és fénylõ szövétnek vala, ti pedig csak egy ideig akartatok örvendezni az õ világosságában. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
Han var det brennende og skinnende lys, men I vilde bare en tid fryde eder i hans lys. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.
köken: Inherited from Malay siram. Probably si (“particle”) + *ram, from Proto-Mon-Khmer *ram (“to be in, under, water”) (compare Khmer ត្រាំ (tram, “to soak, wet”)).
çekim: karşılaştırma по́-бога́ти · üstünlük на́й-бога́ти
köken: From Proto-Slavic *bogatъ. By surface analysis, бог (bog, “god”) + -ат (-at).
aile: богата́ш, бога́тство
защото е писано: +Бъдете свети, понеже Аз съм свят+. — Bu nedenle şimdi kısa bir süre çeşitli denemeler sonucu acı çekmeniz gerekiyorsa da, sevinçle coşmaktasınız.
On bol sviecou, horiacou a svietiacou, a vy ste sa chceli na chvíľu pokochať v jeho svetle. — Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.