Ana içeriğe geç
Sözlük
/
bulaşma

bulaşma

C2 seviye
TR → EN
"bulaşma" kelimesinin İngilizcesi: contagion, taint. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcontagion
Geneltaint

Tanım

•Bulaşmak işi
•Hastalık başkalarına geçme

Diğer Dillerde

Almancaansteckende Krankheit, Ansteckung, verderben (dişil) /ˈanˌʃtekʊŋ/
infection
çekim: çoğul Ansteckungen · tamlayan Ansteckungen
köken: anstecken + -ung
Ich möchte dich nicht anstecken. — Sana bulaşmak istemiyorum.
contagion
çekim: çoğul contagions
köken: From Latin contāgiōnem.
Pourquoi a-t-il fallu qu'elle soit mêlée à ça ? — Niye ona bulaşmak zorundaydı?
infection, contagion (the spread or transmission of a disease)
çekim: çoğul contagios
köken: Borrowed from Latin contāgium. First attested in 1490.
aile: contagiar
¿Por qué tuvo que mezclarse con él? — Niye ona bulaşmak zorundaydı?
El pico más alto de contagios ocurrió en mayo, tan solo tres meses después del primer contagio.
İtalyancacontaminare, guastare, infettare, macchiare /kon.ta.miˈna.re/
to contaminate, pollute, infect, corrupt, taint, spike
çekim: geçmiş contaminàto · ortaç contaminàto · şimdiki contàmina · ulaç contaminànte
eş: appestare, avvelenare, contagiare, deturpare, imbrattare, infettare
köken: Borrowed from Latin contāmināre.
aile: contaminabile, contaminante, contaminarsi, contaminatore, contaminazione, incontaminato
L'accesso alla vetta è un percorso di tipo escursionistico. — Nozokomiyal yol bilinen bir bulaşma yoludur.
Rusçaзаражение (nötr) /zərɐˈʐɛnʲɪje/
infection; contamination
çekim: çoğul зараже́ния · tamlayan зараже́ния
eş: инфицирование, заражённость
köken: зарази́ть (zarazítʹ) + -е́ние (-énije)
Зачем она с ним связалась? — Niye ona bulaşmak zorundaydı?
Felemenkçebesmettelijke ziekte, besmetting (dişil) /bəˈsmɛ.tɪŋ/
contagion, contamination, infection
çekim: çoğul besmettingen
eş: overbrenging
köken: From besmetten + -ing.
aile: besmettingsgevaar, besmettingskans, besmettingsrisico
De ziekte komt alleen bij mensen voor. — Hastalık sadece insanlara bulaşmaktadır.
Er is een groot risico op besmetting met hepatitis.
Portekizcecontágio, infectar, macular (eril) /kõˈta.ʒi.u/
contagion (transmission of a contagious disease)
çekim: çoğul contágios
köken: Learned borrowing from Latin contāgium.
aile: contagiar
A doença só infecta os seres humanos. — Hastalık sadece insanlara bulaşmaktadır.
Yunancaμεταδοτική ασθένεια
Η νόσος προσβάλλει μόνο τους ανθρώπους. — Hastalık sadece insanlara bulaşmaktadır.
Japonca伝染 /dẽ̞ɰ̃sẽ̞ɴ/
contagion · infection
çekim: geçmiş 伝染した
eş: 感染
つまり ウイルス血症についてもう一度見てみると — HIV bulaşmasını zorlaştırıyor."
Korece전염 /t͡ɕʌ̹ɲʌ̹m/
contagion · infection
köken: Sino-Korean word from 傳染.
그것만으로도 아주 효과적인 예방 방법이다."라고 말합니다. — HIV bulaşmasını zorlaştırıyor."
to defile, to befoul (sully in a disgraceful manner)
çekim: geçmiş besudlade · ortaç besudlad · ulaç besudlande
Ja, alla bord äro fulla av vämjeliga spyor, ingen ren fläck finnes. — Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!
Du har besudlat vårt heliga altare!
Lehçezarażenie (nötr) /za.raˈʐɛ.ɲɛ/
verbal noun of zarazić
çekim: tamlayan zarażenia
eş: zakażenie
To właśnie nazywam zaraźliwością społeczną. — İşte ben buna sosyal bulaşma derim.
Ukraynacaінфе́кція
Хвороба не успадковується від батьків. — Hastalık yetişkinlere bulaşmaz.
Hintçeछूत (dişil) /t͡ʃʰuːt̪/
contagion (spreading by touch) · act of touching, touch
çekim: çoğul छूतें
köken: From छूना (chūnā, “to touch”).
aile: अछूत
यह छूत की बीमारी नहीं है।
Fincehäpeätahra, leviäminen, pilaantuma, pilaantunut kohta, pilata, saastuttaa /ˈhæpeæˌtɑhrɑ/
taint, blemish, blot, stigma (mark of disgrace on one's character)
çekim: çoğul häpeätahrat · tamlayan häpeätahran
köken: häpeä (“disgrace, shame”) + tahra (“stain”)
Sairautta esiintyy myös aikuisilla. — Hastalık yetişkinlere bulaşmaz.
Çekçenákaza (dişil) /ˈnaːkaza/
infection, contagion
çekim: çoğul nákazy · tamlayan nákazy
köken: Deverbal from nakazit.
Nebo všickni stolové plní jsou vývratků a lejn, tak že žádného místa čistého není. — Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!
Rumencecontagiune, mânji, spurca (dişil)
contagion
çekim: çoğul contagiuni · tamlayan contagiunei
köken: Borrowed from French contagion.
Această boală afectează doar oamenii. — Hastalık sadece insanlara bulaşmaktadır.
Macarcafertőzés, ragály /ˈfɛrtøːzeːʃ/
infection
çekim: çoğul fertőzések
köken: From fertőz (“to infect”) + -és (noun-forming suffix).
aile: fertőzéses, önfertőzés, bőrfertőzés, sebfertőzés, vérfertőzés, vírusfertőzés
"Te megvakarod az én hátam; én megvakarom a tiéd", vagy a szexualitás: — Baskınlık: kural "Bana bulaşma"dır.
Latincecontāgiō
Norveççeskrukk
for alle bord er fulle av vemmelig spy, det finnes ikke en ren flekk. — Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!
Bulgarcaзамърсявам, замърсяване, заразна болест, зара́зяване, опетнявам, петно (nötr) /pɛtˈnɔ/
stain, blot, taint, smear, blemish, smudge
çekim: çoğul петна́
köken: Inherited from Proto-Slavic *pętьno.
Защо и трябва да се замесва с тях? — Niye ona bulaşmak zorundaydı?
Slovakçakaziť, nečistota, pošpiniť, skaziť, špina, zašpiniť
Zdrojom infekcie je výhradne človek. — Cüzzamın bulaşma kaynağı sadece insandır.
Estoncanakkus
infection
çekim: çoğul nakkused · tamlayan nakkuse
Nakatumine toimub fekaal-oraalsel teel. — Bulaşma başlıca oral ve inhalasyon yolu ile olur.
Katalancacontagi, contagió (eril) /konˈta.ʒi/
contagion (the spread or transmission of such a disease)
çekim: çoğul contagis
köken: Borrowed from Latin contāgium. First attested in 1803.
aile: contagiar
Galiçyacacontaxio
infectious disease, contagion
çekim: çoğul galair ghabhálacha · tamlayan galair ghabhálaigh
Gürcüceნაწყლი
Tagalogcalalin /ˈlalin/
contagion; transfer of a disease by contact
aile: ilalin, lalinan, maglalin, malalinan, nakakalalin

Örnek Cümleler

Bana bulaşma!
Don't fuck with me!
Bize bulaşma.
Don't mess with us.
Tom'a bulaşma.
Don't mess with Tom.
Kimyasal bulaşma
Chemical contamination
Bulaşma nüansları
Nuances of contamination
Bana bulaşma, Tom!
Don't mess with me, Tom!
Radyoaktif bulaşma
Radioactive contamination
Tom'a bulaşmamalısın.
You shouldn't mess with Tom.
Afrikalılara bulaşma.
Don't mess with Africans.
Biz Ruslara bulaşmayın.
Don't mess with us Russians!
Gezegenler arası bulaşma
Interplanetary contamination
İnsandan insana bulaşmaz.
Cradle cap is not spread from person to person (contagious).
bulaşma ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod