Bana bulaşma!Don't fuck with me!
Tom'a bulaşma.Don't mess with Tom.
Bana bulaşma, Tom!Don't mess with me, Tom!
Belaya bulaşmak istemiyorum.I don't want to get in trouble.
Belaya bulaşmak istemedim.I didn't want to get in trouble.
Tom belaya bulaşmak istemedi.Tom didn't want to get in trouble.
Bize bulaşma.Don't mess with us.
Tom'a bulaşmamalısın.You shouldn't mess with Tom.
Belaya bulaşmak istemiyorsun.You don't want to get in trouble.
Afrikalılara bulaşma.Don't mess with Africans.
Sana hiç bulaşmamış olmayı çok isterdim.I just wish I'd never got involved with you.
Keşke sana hiç bulaşmasaydım.I wish I'd never gotten involved with you.
Bir bulaşman var gibi görünüyorsun.You seem to have an infection.
Senin deli saçması planına hiç bulaşmamam gerektiğini biliyordum.I knew I should never have gotten involved with your harebrained scheme.
Biz Ruslara bulaşmayın.Don't mess with us Russians!
Ben ona bulaşmak istemiyorum.I don't want to mess with that.
Tom'un belaya bulaşıp bulaşmadığını bilmiyorum.I don't know if that's what got Tom into trouble or not.
Tom'un belaya bulaşmamış olmasına sevindim.I'm glad Tom stayed out of trouble.
Tom, Mary'nin belaya bulaşmasını istemedi.Tom didn't want Mary to get in trouble.
Bir daha bana bulaşma, yoksa dişlerini yerden kırık parmaklarınla toplarsın.Don't mess with me again, or you'll pick up your teeth with broken fingers.
Tom bulaşmak istemeyeceğin bir adam.Tom is a guy you don't want to mess with.
Bir bildiride CIA'nin araç kontrol sistemlerine bulaşma yollarını araştırdığı bildirildi.One document reportedly showed that the CIA was researching ways to infect vehicle control systems.
Amerika Birleşik Devletleri'nde, yılda 6 ila 12 milyon arasında çocuğa bulaşmaktadır.In the United States, between 6 and 12 million children are infected a year.
Hastalık sadece insanlara bulaşmaktadır.The disease only infects humans.
Treponemal antikor testleri genellikle ilk bulaşmadan iki ila beş hafta sonra pozitif hale gelir.Treponemal antibody tests usually become positive two to five weeks after the initial infection.
Bu, Bordeaux bulamacının fungal hastalıklar bulaşmadan önce kullanılması gerektiği anlamına gelir.This means Bordeaux mixture must be used pre-emptively, before the fungal disease has struck.
İğne paylaşımından bulaşma riskinin sınırlı olduğu görülmektedir.The risk of transmission from sharing needles appears limited.
Uzun süren bir doğum, daha yüksek bir bulaşma riski ile ilişkilendirilmektedir.A long labor is associated with a greater risk of transmission.
En önemli bulaşma yolu hastalıklı ve hastalıksız domuzların doğrudan temasıdır.The main route of transmission is through direct contact between infected and uninfected animals.
Doğru prezervatif kullanımı HIV virüsünün bulaşmasını %80 oranında engeller.Consistent condom use reduces the risk of HIV transmission by approximately 80% over the long term.
Toplumlarında bir çeşit gizemli bulaşmadan korkan insanlardan çekinmektedirler.The inhabitants of Ploieşti revolted, and the ispravnics were afraid to take any measure.
Herhangi bir cinsel hastalık, HIV bulaşma ihtimalini daha yükseltir.Sexual violence potentially augments the risk of HIV infection.
Dört farklı şekilde bulaşma gerçekleşebilir.While doing so four different cases can occur.
Bazı eklembacaklılarda, cins bulaşmaya göre belirlenir.In some arthropods, sex is determined by infection.
Yakın temaslar, virusun bulaşmasında önemli rol oynar.Tregs play major roles during HIV infection.
Zayid ayrıca 2008'de Adam Sandler'ın Zohan'a Bulaşma isimli filminde rol aldı.Zayid had a role in the 2008 Adam Sandler film, You Don't Mess with the Zohan.
McReary ailesinin suça bulaşmamış tek üyesidir.McReynolds's rudeness was not confined to colleagues on the Court.
Hastaların bir hafta tecridi, bulaşmanın önlenmesi bakımından yeterlidir.It takes about one hour for the pre-operative preparation of the patient.
O şey her neyse... ...beraber kalırsak bize bulaşması zor olacaktır.Whatever that fucking thing is it's going to have a harder time taking us out if we stick together.
Ve böylece bilgisayara bulaşmaya başladım o zamanlar.And so I began to sort of mess with the computer at the time.
Fakat benim kişiliğim, egomun bulaşmasına müsaade ediyorum.But in my humanity, I also allow my ego to get in.
Niye ona bulaşmak zorundaydı?Why did she have to get involved with him?
Hırsızların işlerine bulaşmak istemiyorum, Ve denizaşırı yolculuğa çıkıyorum.I don't want to mess with thieves' business, and I'm on my way overseas.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Every Iranian artist, in one form or another, is political.
Durduk yere belaya bulaşma ! bela mı ?Be careful not to get into troubles Troubles?
Dünya bu hastalıkla ancak bulaşmasını engelleyerek başa çıkabilecek.It is only by stopping the transmission that the world will be able to deal with it.
Birader ! o çete çok dehşettir ! Bulaşma onlara ! yazık olur sana !Brother ! they are too horrific ! don't mess with them ! it may pity you
Uyku çelişiyor daha büyük güç: ölüm, bulaşma ve doğal olmayanOf death, contagion, and unnatural sleep: A greater power than we can contradict
Ama son zamanlarda... ...kirli paraya bulaşmak üzereydim.But recently... I almost touched some bad money.
Kötü kalpli insanların kötü işlere bulaşmasını bekleriz.I mean, we expect villains to be villain-ous.
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.HlV is actually not that easy to transmit sexually.
Jin Fei yalnız bir kurttur; ve dünyevi işlere bulaşmazJin Fei is a lone ranger; And that he won't interfere in boxer world's business
Yani, kimse onlara bulaşmazdı.I mean, you did not mess with the FOl!
Ve bebeği PMTCT alacak bu demek oluyor ki o bebek virüse bulaşmadan doğacak.And her baby will receive PMTCT, which will mean that that baby can be born free of the virus.
Sadece gez dolaş ama çok fazla belaya bulaşmaJust do your sightseeing, don't get into trouble
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.The moment that you see any evidence of serious human-to-human to transmission.
Sofralar kusmuk dolu, pisliğe bulaşmamış yer yok!For all tables are completely full of filthy vomit and filthiness.
Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, fenalığa bulaşmaları yüzünden kendilerine azap dokunacaktır.But those who deny Our messages will be seized by nemesis for being disobedient.
Onların yüzlerine kara da bulaşmaz, zillet de...Neither gloom nor shame will come over their faces.
Bugüne kadar siyasete bulaşmadılar ve sıradan, normal insanları temsil ediyorlar.They did not participate in politics so far and they represent ordinary, normal people.