aylaklık

/ɑjɫɑkˈɫɯk/
noun
C2 seviye
TR → EN
"aylaklık" kelimesinin İngilizcesi: lounge. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genellounge

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)aylaklığı
Yönelme (-e)aylaklığa
Bulunma (-de)aylaklıkta
Çıkma (-den)aylaklıktan
Tamlayan (-in)aylaklığın
Çoğul (-ler)aylaklıklar

Tanım

•aylak olma durumu, işsizlik, avarelik
•İşi veya herhangi bir şeye bağlayıcı bir sorumluluğu olmama durumu

Diğer Dillerde

Almanca(sich) fläzen, Aufenthaltsraum, ausgestreckt sitzen oder liegen, es sich bequem machen, Foyer, Gesellschaftsraum (eril) /ˈaʊ̯fʔɛnthalt͡sˌʁaʊ̯m/
lounge, common room
çekim: çoğul Aufenthaltsräume · tamlayan Aufenthaltsraumes
köken: From Aufenthalt + -s- + Raum.
Ich werde mich erholen; sie wird das Geld verdienen. — Ben aylaklık edicem, Suzi getirecek eve ekmeği.
Fransızcasalle d'attente, salon, se prélasser (dişil) /sal d‿a.tɑ̃t/
waiting room
çekim: çoğul salles d'attente
Ce n'est pas le moment de rester oisif. — Şimdi aylaklık zamanı değil.
stay, residence, sojourn · large farmstead · room
çekim: çoğul estancias
köken: From estar.
aile: estanciero
¡Si no hubiera vuelto para asegurarme de que no estabas metiendo la pata, esto no estaría pasando! — Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!
to wander or saunter aimlessly · to loiter, loaf, bum around idle, laze, lounge
çekim: geçmiş bighellàto · ortaç bighellàto · şimdiki bighèlla · ulaç bighellànte
köken: Uncommon syncopic form of bighellonare.
Se non fossi venuto a cercare un certo ottuso, questo non sarebbe successo! — Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!
Rusçaбезделье, бродяжничество (nötr) /bʲɪzʲˈdʲelʲje/
idleness, inactivity, shirking
çekim: çoğul безде́лья · tamlayan безде́лья
eş: праздность, безделие
köken: From без- (bez-) + де́лать (délatʹ) + -ье (-ʹje). Compare Ukrainian безді́лля (bezdíllja).
Я буду бить баклуши, она будет зарабатывать на жизнь. — Ben aylaklık edicem, Suzi getirecek eve ekmeği.
Arapçaصَالَة, قَاعَة
توقف عن اللهو — Aylaklık etmekten vazgeç.
Portekizcesala de espera (dişil)
lounge; waiting room (room for people to wait)
çekim: çoğul salas de espera
Yunancaαίθουσα αναμονής, καθιστικό (nötr)
sitting room, lounge · slow-moving, bottom dwelling sea organism
çekim: çoğul καθιστικά · tamlayan καθιστικού
Αν δεν είχα γυρίσει να βεβαιωθώ τι κάνει ένας ανόητος, αυτό δεν θα γινόταν! — Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!
Japoncaラウンジ, リビングルーム, 休憩室, 居間, 待合室 /ɾa̠ɯ̟̃ɲ̟d͡ʑi/
lounge
köken: Borrowed from English lounge.
ブラックジャックを作る彼女と グレイビーを作るオレ — Ben aylaklık edicem, Suzi getirecek eve ekmeği.
Korece대기실, 라운지, 사교실, 휴게실 /ˈtɛ(ː)ɡiɕʰiɭ/
waiting room
köken: Sino-Korean word from 待機室 (“waiting room”)
나는 뒹굴거리고, 그녀는 살림을 하겠지. — Ben aylaklık edicem, Suzi getirecek eve ekmeği.
İsveççekoppla av, lata sig
to uncouple (disconnect or detach a trailer or the like) · to relax (get out of a stressed state, unwind)
çekim: geçmiş kopplade av · ortaç avkopplad · ulaç avkopplande
Det här hade inte hänt om jag inte hade återvänt för din skull. — Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!
Han kopplade av med ett korsord ute på verandan
lobby, foyer (spacious reception area, especially in a public building)
çekim: çoğul aulat · tamlayan aulan
köken: From Latin aula (“forecourt”), from Ancient Greek αὐλή (aulḗ, “courtyard”).
aile: aulabaari, aulatila, eteisaula, lähtöaula, sisääntuloaula, tuloaula
Jos en olisi tullut auttamaan, tätä ei olisi tapahtunut. — Kes sesini! Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!
Odotan sinua hotellini aulassa.
Macarcabár, csarnok, dívány, drinkbár, előcsarnok, hall /ˈbaːr/
although, though
çekim: çoğul bárok
köken: Shortened from the archaic adverb sense of bátor (“although, though”). Compare ámbátor, ámbár.
aile: bárcsak, bárha, bármint, habár, ugyebár
İbraniceטְרַקְלִין
אני אשכב בעצלתיים, היא תפרנס. — Ben aylaklık edicem, Suzi getirecek eve ekmeği.
Latinceexedrium
Norveççelounge
tempat mengaso; peristirahatan
Bulgarcaбезгрижие, безделие, безделнича, безделничество, дне́вна, лентяйство (nötr) /bɛzˈɡriʒiɛ/
freedom from care, unconcern, carefree state of mind, jauntiness, irresponsibility, nonchalance, debonairness, easiness
Аз ще си лежа; тя ще изкарва хляба. — Ben aylaklık edicem, Suzi getirecek eve ekmeği.
Galcelolfa (dişil) /ˈlɔlva/
lounge, living room, sitting room
çekim: çoğul lolfeydd
köken: From lolian (“to joke, jest, loll”) + -fa, the former perhaps related to English loll.
antechamber, lobby, vestibule
çekim: çoğul ვესტიბიულები · tamlayan ვესტიბიულის
Tagalogcasilid-pahingahan
Esperantoripozejo /ripoˈzejo/
lounge
çekim: çoğul ripozejoj
köken: Etymology tree Esperanto ripozi Latin -ia Old French -iebor. Middle High German -īe German -eibor. Proto-Indo-European *-yósder. Ancient Greek -ῐος (-ĭos)? Ancient Greek -ῐον (-ĭon) Ancient Greek -εῖον (-eîon)lbor. Greek -είο (-eío)bor. Esperanto -ejo Esperanto ripozejo From ripozi (“to repose”) + -ejo (“place”).
Afrikancasitkamer, woonkamer /sət.kɑː.mər/
sitting room · lounge · living room
çekim: çoğul sitkamers
köken: From Dutch zitkamer. Compound of sit + kamer.
Makedoncaсе распаши

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish آیلاقلق (aylaklık). By surface analysis, aylak (“lazy, idle”) + -lık.

Deyimler

aylaklık olmak

Örnek Cümleler

Artık aylaklık edemem.
I can't fool around any longer.
Aylaklık etmekten vazgeç.
Quit fooling around.
Şimdi aylaklık zamanı değil.
There is no time for idleness now
Oğlum sadece aylaklık ediyor.
My son is just idling.
Aylaklık şeytanın atölyesidir.
Idleness is the devil's workshop.
Artık aylaklık eden bir çocuk değil.
He is not an idle boy any longer.
Tom Mary'yi aylaklık ederken yakaladı.
Tom caught Mary goofing off.
Ben aylaklık edicem, Suzi getirecek eve ekmeği.
I'll lay around; she'll make a living.
Ringelmann, "sosyal aylaklık" olarak da bilinen Ringelmann etkisini keşfetti.
Ringelmann also discovered the Ringelmann effect, also known as "social loafing".
Her sektör, müşterilerine daha çok aylaklık zamanı vermek için üstüne düşeni yapmaya çalışıyor."
Every industry is trying to do its part to give its customers more leisure time."
aylaklık ile daha fazla örnek cümle →