Ana içeriğe geç
Sözlük
/
çardak

çardak

/t͡ʃar.dak/
name
TR → EN
↔ ters çevir
"çardak" kelimesinin İngilizcesi: pergola, arbor, booth. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelpergolanoun
Genelarbornoun
Genelbooth

Görsel

Gece ışıklı saman çardak - Noel atmosferiÇiftlik evi çardak - Bohemya rustik mimariBambu Ormanının Gizemli Derinliklerindeki Ahşap Yol ve Tarihi ÇardakDolunay ışığında sonbahar yapraklarıyla süslü gizemli park ve çardak

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)çardağı
Yönelme (-e)çardağa
Bulunma (-de)çardakta
Çıkma (-den)çardaktan
Tamlayan (-in)çardağın
Çoğul (-ler)Çardaklar

Tanım

Adıyaman ili Kahta ilçesine bağlı bir köy
Antalya ili Manavgat ilçesine bağlı bir köy
Bolu ili Dörtdivan ilçesine bağlı bir köy
Burdur ili Yeşilova ilçesine bağlı bir köy
Bursa ili Yenişehir ilçesine bağlı bir köy
Çanakkale ili Lapseki ilçesine bağlı bir belde
Çanakkale ili Lapseki ilçesine bağlı bir belediye
Denizli ilinin bir ilçesi

Diğer Dillerde

axis · axle
çekim: çoğul Achsen · tamlayan Achsen
eş: Drehachse, Radachse
köken: From Middle High German ahse, from Old High German ahsa, from Proto-West Germanic *ahsu.
aile: Abszissenachse, Achse des Bösen, Achsenmacht, Achsensymmetrie, Achsensystem, Achsenzeit, Himmelsachse, Hochachse, Mittelachse, Ordinatenachse
Im Pool mit Promis.Çardakta bulunan havuzlu fıskiye.
FransızcaPergola, tonnelle, tonnelle (dişil)
arbour
çekim: çoğul tonnelles
köken: Diminutive of tonne, with suffix -elle. Doublet of tunnel, a reborrowing from English.
Or, la fête des Juifs, la fête des Tabernacles, était proche.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
cabin (the passenger area of an airplane) · cabin (a private room on a ship) · cockpit (the space for those in control of a vessel)
çekim: çoğul cabinas
eş: camarote
köken: Borrowed from French cabine.
aile: cabina del piloto, cabina electoral, cabina telefónica
Estaba próxima la fiesta de los Tabernáculos de los judíosYahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
İtalyancabancarella, bugigattolo, mandrino, pergolato (dişil) /ban.kaˈrɛl.la/
stall, stand (in a market etc.)
çekim: çoğul bancarelle
eş: banchetto, banco, carretto
Si avvicinava intanto la festa dei Giudei, detta delle CapanneYahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
A giugno per Firenze nelle strade / rispunta[n] mille gaie bancarelle
Rusçaбеседка (dişil) /bʲɪˈsʲetkə/
arbor, gazebo, pavilion (a shady place for sitting)
çekim: çoğul бесе́дки · tamlayan бесе́дки
eş: павильон, беседа
köken: From бесе́да (beséda, “conversation”) + -ка (-ka), meaning "a place to have a conversation".
Потолок в ней сводчатый.Tavanıyla birlikte çardak.
— Спаси́бо, ми́лый мой Са́шенька, слу́шай: ты зна́ешь ста́рый дуб с дупло́м, что у бесе́дки?
فتحة بانورامية بالسقف.Tavanıyla birlikte çardak.
Felemenkçecabinet
Het liep tegen de tijd van het Loofhuttenfeest.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Portekizcebanca, caramanchão, mandril, renque (dişil) /ˈbɐ̃.kɐ/
stall (a small open-fronted shop) · booth (a small stall for the display and sale of goods) · newsstand (open stall where newspapers and magazines are on sale)
çekim: çoğul bancas
Afresco no teto.Tavanıyla birlikte çardak.
Japoncaスタンド, ブース, 売店, 露店 /sɨ̥tã̠ndo̞/
stand (device to hold something upright or aloft) · clipping of 電気スタンド (denki sutando, “desklamp, floor lamp”) · grandstand
köken: Borrowed from English stand. First attested in 1902.
aile: ガソリンスタンド, 電気スタンド
天井に激突する。Tavanıyla birlikte çardak.
Korece박스, 부스, 점포 /pa̠ks͈ɯ/
'상자'.
köken: Borrowed from English box.
유대인의 명절인 초막절이 가까운지라Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
İsveççeberså
arbour, bower (shady sitting place)
çekim: çoğul bersåer · tamlayan bersås
köken: Borrowed from French berceau. Attested since 1771.
Men judarnas lövhyddohögtid var nu nära.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Було ж близько Жидівське сьвято кучок.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Hintçeखोखा, गुमटी (eril) /kʰoː.kʰɑː/
shell · cocoon · stall, kiosk
çekim: çoğul खोखे
axle (pin or spindle on which a wheel revolves, or which revolves with a wheel; transverse bar or shaft connecting opposite wheels) · shaft, driveshaft (shaft, or long thin object, used to transmit rotary motion) · axis (imaginary line around which an object spins or is symmetrically arranged)
çekim: çoğul akselit · tamlayan akselin
köken: Borrowed from Swedish axel (“axle, axis”).
aile: -akselinen, akselisto, akselikaltevuus, akselikiila, akselikuormitus, akselikäyttö, akselinlaskija, akselinripustus, akselintappi, akselipaino
Ja juutalaisten juhla, lehtimajanjuhla, oli lähellä.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Maa pyörähtää kerran päivässä akselinsa ympäri.
menší budova se sloupy a střechou
eş: besídka
A byl blízko svátek Židovský, památka stánků.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Rumencecabină, separeu, tarabă (dişil)
cabin
çekim: çoğul cabine · tamlayan cabine
köken: Borrowed from French cabine. Doublet of cabană.
Şi praznicul Iudeilor, praznicul zis al Corturilor, era aproape.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Macarcafülke /ˈfylkɛ/
booth (a boxlike room or enclosure just big enough to accommodate one standing person, such as a phone booth or polling booth) · cabin (a private room on a ship) · compartment (a room, or section, or chamber, typically on a train)
çekim: çoğul fülkék
köken: From fül (“recess, hiding place”) + -ke (diminutive suffix). First attested in 1649.
aile: fülkéjű, fülkés, ablakfülke, főzőfülke, hálófülke, mosdófülke, pilótafülke, portásfülke, próbafülke, szavazófülke
Közel vala pedig a zsidók ünnepe, a sátoros ünnep.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Latincepergula, trichila, triclea /ˈpɛr.ɡʊ.ɫa/
A booth, stall or shop in front of a house · A hut or hovel · A brothel
çekim: çoğul pergulae · tamlayan pergulae
köken: The origin is uncertain. Has been compared to Lithuanian pérgas (“canoe”), Old Church Slavonic прагъ (pragŭ, “doorpost”), Old Norse forkr (“bar, stick”), but the meanings are too divergent.
Dancabod /boːˀð/
booth, stall · shop
çekim: çoğul boder · tamlayan bods
köken: From Old Danish bōð, from Old East Norse bóð, from Proto-Germanic *bōþō (“building, dwelling”), cognate with Old West Norse búð, English booth, German Bude.
aile: accisebod, blomsterbod, fjællebod, frugtbod, gavebod, isbod, iskagebod, krambod, madbod, pølsebod
Men Jødernes Højtid, Løvsalsfesten, var nær.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Norveççebu, spindel
Og jødenes høitid, løvsalenes fest, var nær.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Endonezcearbor, bilik, gerai, stan /ˈarbɔr/
arbor (a shady sitting place or pergola usually in a park or garden, surrounded by climbing shrubs, vines or other vegetation)
çekim: çoğul arbor-arbor
köken: From English arbor, from Middle English arbour, erbour, from Old French erbier (“field, meadow, kitchen garden”), from erbe (“grass, herb”), from Latin herba (“grass, herb”).
Pada waktu itu sudah dekat Hari Raya Pondok DaunYahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Vietnamcabốt, buồng /ʔɓot̚˧˦/
boot
köken: Borrowed from French botte.
Và , ngày lễ của dân Giu-đa , gọi_là lễ Lều_Tạm gần đến .Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
alcove, arbour, bower
köken: From бесе́да (beséda, “talk, conversation”) + -ка (-ka), meaning “a place to have a conversation”.
Тома Му казва: Господи, не знаем къде отиваш; а как знаем пътя?Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Slovakçabúdka (dişil) /buːtka/
diminutive of búda · box, booth, cabin
A bol blízko sviatok Židov, slávnosť stánov.Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Galiçyacacaritel, chiolo, estaribel, gorita, telderexo (eril) /kɑɾiˈtɛl/
a kind of fine paid to the fiefholder by trespassers or infractors
çekim: çoğul cariteis
köken: Already attested in original local Medieval Latin documents since the 11th century. From *caraiter, from Latin characteris, as a character was frequently engraved on stones or trees as landmark of fiefs. Doublet of caracter.
İrlandacaboth, bothán, lúibín coille (dişil) /bˠoh/
booth, hut
çekim: çoğul bothanna · tamlayan botha
köken: From Old Irish both (“hut, cabin”), from Proto-Celtic *butā (compare Middle Welsh bot (“dwelling”)), from Proto-Indo-European *bʰuH- (“to be”). Related to English booth.
aile: bothach, bothán, bothchampa, bothóg
Ermeniceխցիկ, կրպակ, տաղավար /χəˈt͡sʰik/
booth, cabin · chamber
çekim: çoğul խցիկներ
köken: From Old Armenian խցիկ (xcʻik); see below.
compartment; section; cabin (a partitioned part of a larger enclosed space, such as a drawer, ship, or train). · square; box; grid (a shape with four straight equal sides, or a pattern consisting of such shapes). · plot (a measured piece of land, especially for agriculture like paddy fields).
çekim: çoğul petak-petak
Setiap penumpang diberikan satu petak tempat tidur di dalam kereta api itu.
Kain kemeja corak petak itu dibeli oleh abang semalam.
Keluarga petani miskin itu hanya bergantung pada hasil tanaman daripada sebuah petak tanah yang kecil di hujung kampung.

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish چارطاق (çardak), from Classical Persian چَارْطَاق (čārtāq, “vault”), a compound of چار (čâr, “four”) + طاق (tâq, “arch”).

Örnek Cümleler

Nişanyan Sözlük. ^ "çardak."
"Nişanyan Sözlük - kadayif" .
Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
Now the feast of the Jews, the Feast of Booths, was at hand.
Karanlığı örtündü, Kara bulutları kendine çardak yaptı.
He made darkness pavilions around himself: gathering of waters, and thick clouds of the skies.
29:1 Sukot'un yedi günü boyunca suka (çardak)'da yaşa Lev.
9:1 To dwell in a Sukkah for the seven days of Sukkot — Lev.
Evini güve kozası gibi inşa eder, Bekçinin kurduğu çardak gibi.
He builds his house as the moth, as a booth which the watchman makes.
Asma, bahçe duvarına sardırılabilir ya da çardak oluşturulabilir.
The ciel could either be fixed to the bedposts, or to the wall.
İki sevgili genellikle bir çardakta mutlu bir şekilde kucaklaşırken gösterilir.
The two lovers are usually shown happily embracing in a bower.
Yedi gün çardaklarda kalacaksınız. Bütün yerli İsrailliler çardaklarda yaşayacak.
You shall dwell in booths seven days. All who are native-born in Israel shall dwell in booths,
Başka yerlerde, çardaklarda, pergolalarda, duvarlarda veya ağaçlarda yetiştirilir.
Elsewhere, it is grown on arbours, pergolas, walls, or trees.
Bağın çardakları yere çökmüştü. "Ah, diyordu, keşke ben Rabbimehiçbir ortak koşmamış olsaydım!
And he was saying, “I wish I never associated anyone with my Lord.”
Ve Rabbin, bal arısına, dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti.
Your Lord predisposed the bees to make their hives in mountains, trees and trellices,
Rabbin, bal arısına şöyle vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve kurdukları çardaklardan evler edin!"
Your Lord predisposed the bees to make their hives in mountains, trees and trellices,
çardak ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod