propensity

/pɹəˈpɛnsɪti/4 hece
C2 seviye
EN → TR
"propensity" kelimesinin Türkçesi: eğilim, eğiklik, istek., meyil, temayül. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneleğilim
Geneleğiklik
Genelistek.
Genelmeyil
Geneltemayül
Geneleğilim
Genelmeyelan
Genel(eski) arzu

Tanım

•a disposition to behave in a certain way

Diğer Dillerde

AlmancaNeigung, Tendenz
Fransızcapropension, tendance
Rusçaскло́нность
Arapçaميل
Azericemeyil
Felemenkçebeheptheid, geneigdheid, neiging
Japonca傾向, 性向
Lehçeskłonność
Fincetaipumus
Macarcahajlam
Latinceprōpensiō
Norveççetilbøyelighet
Bulgarcaнакло́нност, предразположе́ние, скло́нност, тенде́нция
Katalancapropensió
Galiçyacapropensión
İzlandacatilhneigingu
Makedoncaскло́ност
Malayalamcaപ്രവണത

Etimoloji

Learned borrowing from New Latin prōpensitās. By surface analysis, propense (“inclined, disposed”) + -ity.

Örnek Cümleler

Sami'nin şiddete eğilimi var.
Sami has propensity for violence.
Mahallenin kendine has yemeklerine bulunmaktadır.
The propensity there to eat their own.
Aile geçmişi bulguları, genetiik eğilim olduğunu gösterebilir.
Evidence of family history may suggest a genetic propensity.
Tom'un, kendisiyle konuşulduğunda başka bir tarafa bakma huyu vardı.
Tom had a propensity for looking the other way when spoken to.
Böylece ahlaksız oyunlar oynama eğilimi de kontrol altına alınmış olacaktır.
Consequently, the propensity for playing unethical games would be kept under control.
Lambert Adolphe Jacques Quetelet'in Suç İşleme Eğilimi adlı kitabı yayınlandı.
Lambert Adolphe Jacques Quetelet's The Propensity to Crime is published.
Bir başka deyişle, bu tip paternler görme eğilimi kontrol eksikliği olan durumlarda artıyor.
In other words, the propensity to find these patterns goes up when there's a lack of control.
Bir dereceye kadar genlerimiz de eğilimlerimizi belirler, ama ahlak sistemimizde bir etkisi yoktur.
Genetics, to a certain extent, set the propensity, but they do not give us a value system.