affinity

/əˈfɪnɪti/4 hece
noun
C2 seviye
EN → TR
"affinity" kelimesinin Türkçesi: cazibe, dünürlük, hısımlık, ilgi, ilgi. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcazibe
Geneldünürlük
Genelhısımlık
Genelilginoun
Genelilgi
Geneleğilim
Genelmeyil
Geneleğinim
Genelalakanoun
Genelalâka
Genelilgi
Genelalaka
Genelilgi
Genelalaka
Genel(kim) çekme
Genelnikâhtan hâsıl olan akrabalık.

Görsel

Gün Batımında Lunaparkın Cazibe Dolu Dönme Dolap ve Işıltılı StantlarıCehalet hiçbir şey bilmemek ve iyinin cazibesine kapılmaktır. Masumiyetse her şeyi bilmek ve yine de iyinin cazibesine kapılmaktır.Keman çalan genç kız - eski şehir cazibesi

Tanım

•a natural attraction or feeling of kinship

Diğer Dillerde

Fransızcaaffinité
İspanyolcaafinidad, apegamiento, inhesión
İtalyancaaffinità
Rusçaаффините́т, бли́зость, влече́ние, ро́дственник, ро́дственница, ро́дственность
Portekizceafim, afinidade
Japoncaアフィニティ, 親和性
İsveççesamhörighet
Lehçebliskość, powinowactwo, spowinowacenie
Çekçešvagrovství
Rumenceafinitate
Latinceaffīnitās
Dancaaffinitet, tilknytning
Endonezceafinitas
Bulgarcaафините́т
Katalancaafinitat
İrlandacacleamhnas
Esperantoafineco
LüksemburgcaAffinitéit

Etimoloji

From Middle English affinite, from Old French affinité. Ostensibly equivalent to affine + -ity. See also af-.

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Genel Benzerlik
Generic Affinity
egoist anarşizm
Affinity group Egoist anarchism
Elektron İlgisi:% 1
Electron Affinity: %1
Soy Ağacı Ve Evrimi
Affinity
Peki bu gizemli ilişkiyi nasıl açıklıyorum?
So, how do I explain this mysterious affinity?
İnsanı sudan yaratarak, ona soy sop veren O'dur.
It is He who created man from water, then gave him consanguinity and affinity.
Ve O, sudan bir insan yarattı ve ona soy sop verdi.
It is He who created man from water, then gave him consanguinity and affinity.
Ve O, sudan bir insan yarattı da onu nesep ve sıhr kıldı.
It is He who created man from water, then gave him consanguinity and affinity.
177.8 kJ/mol. proton afinitesi ile bilinen en güçlü asittir.
It is the strongest known acid, with a proton affinity of 177.8 kJ/mol.
Bir antikorun hedefine bağlanma afinitesi olağanüstü yüksektir.
An antibody's binding affinity to its target is extraordinarily high.
4) yüksek afiniteli bağlayıcıları kodlayan genler izole edilir.
4) the genes encoding the high-affinity binders are isolated.
Sevgili, hastanın dışarıdaki olayları duymamasını sağlamaya çalışır.
The patient has an affinity to direct attention to the unaffected side.