fathom
/ˈfæðəm/2 hece
noun
C2 seviye
EN → TR
"fathom" kelimesinin Türkçesi: kulaç, kulaç, kulaç, iskandil etmek, etraflıca anlamak. fathomable anlaşılabilir. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelkulaçnoun
Genelkulaç
Genelkulaç
Geneliskandil etmek
Geneletraflıca anlamak. fathomable anlaşılabilir
Geneliskandil olunabilir. fathomless dibine erişilmez
Genelpek derin: anlaşılmaz.
Genelkulaç (uzunluk ölçü birimi)
Görsel


Tanım
•(mining) a unit of volume (equal to 6 cubic feet) used in measuring bodies of ore
•measure the depth of (a body of water) with a sounding line
Diğer Dillerde
Fransızcabrasse, comprendre, s'imaginer, saisir, toise
İtalyancabraccio, capire, comprendere
Rusçaвруби́ться, выясня́ть, де́лать проме́р лотом, измеря́ть, иссле́довать, морская са́жень
Arapçaقامة
Portekizcebraça, compreender
Yunancaοργιά
Japoncaファゾム
Lehçesążeń
Ukraynacaзбагнути, здогадуватися, обійняти, обхопити, осягати, сажень
Çekçeměřit hloubku, pochopit, porozumět do hloubky, přijít na kloub, proniknout, sáh
Rumenceapuca, braț, fathom, îmbrățișa, înțelege, măsura
İbraniceאַמַּת יָם, פַאדוֹם
Bulgarcaдълбочина, клафтер, проумея, проумявам, разбера, разбирам
Slovakçaobjať, obsiahnuť, pochopiť, siaha, zvládnuť
Slovencedognati, izmeriti, objeti, seženj
Taycaวา
Katalancaabraçar, sondejar
İrlandacafeá
Kelime Ailesi
fathomability
fathomable
fathomage
fathomer
fathometer
fathoming
fathomless
fathomlessly
fathomly
unfathom
unfathomability
unfathomable
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
"Bu da idrak olabilir."
"That also I could fathom."
"Bunu da anlamıştım zaten."
"That also I could fathom."
Ben sadece onu anlayamıyorum.
I just can't fathom it.
Elbet Ahmedinejad bununla da yetinmedi.
Apparently, Hanuman couldn't fathom things either.
Çözemediği hiçbir bir cinayet vak'ası olmamıştır.
Recalling a Murder Whose Mystery Has Not Been Fathomed.
Bu olay, ulusumuzun anlaması, kavraması için güç oldu.
It's literally been hard for the nation to comprehend, hard for the nation to fathom.
Birisinin neden böyle bir hikaye uyduracağını hayal edemiyorum
I can't fathom why somebody would make something like that up.
Anlayamadığımız büyük işler, Sayısız şaşılası işler yapan Odur.
who does great things that can't be fathomed, marvelous things without number;
İş başa düştüğünde, yapman gerekenleri bir anda idrak ediveriyorsun.
You very quickly work out what is it that you've got to do to fathom that out.
Dilbilimciler ve dil öğretmenleri, Çingilizceyi anlamak için hata analizi kullanır.
Linguists and language teachers employ error analysis to fathom Chinglish.
‹‹Tanrının derin sırlarını anlayabilir misin? Her Şeye Gücü Yetenin sınırlarına ulaşabilir misin?
"Can you fathom the mystery of God? Or can you probe the limits of the Almighty?
Of sağlıklarını beş ihlalleri, ambuscadoes, İspanyolca bıçakları, derin bir idrak ki; ve sonra anon
Of breaches, ambuscadoes, Spanish blades, Of healths five fathom deep; and then anon