acquit

2 hece
C2 seviye
EN → TR
"acquit" kelimesinin Türkçesi: suçsuz çıkarmak, beraat ettirmek. acquit oneself görevini yapmak, davranmak hareket etmek. acquit oneself well vazifesini iyi yapmak. be acquitted beraat etmek, temize çıkmak., suçsuz bulmak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsuçsuz çıkarmak
Genelberaat ettirmek. acquit oneself görevini yapmak
Geneldavranmak hareket etmek. acquit oneself well vazifesini iyi yapmak. be acquitted beraat etmek
Geneltemize çıkmak.
Genelsuçsuz bulmak

Tanım

•behave in a certain manner; show a certain behavior; conduct or comport oneself

Diğer Dillerde

Fransızcainnocenter
Rusçaвы́платить, выпла́чивать, оправда́ть, опра́вдывать, освободи́ть, освобожда́ть
Portekizceabsolver, inocentar
Japonca放免する, 解放する
İsveççefrikänna
Lehçeuniewinniać, uniewinnić, uniewinnić od zarzutu
Fincehyvittää (jotakin), lunastaa, maksaa (jostakin), suoriutua, todeta syyttömäksi, vapauttaa
Rumenceachita
Macarcafelment
Dancafrifinde
Norveççefrifinne
Bulgarcaдълг, държа се, изплащам се, оневиня, оневинявам, оправдавам
Katalancaabsoldre, exculpar
Esperantomalkondamni

Kelime Ailesi

acquital
acquitment
acquittal
acquittance
acquittee
acquitter
unacquittable
unacquitted
unaquit

Örnek Cümleler

Beraat ettim.
I was acquitted.
Sami beraat etti.
Sami was acquitted.
Beraat ettirildim.
I've been acquitted.
O beraat ettirildi.
He was acquitted.
Tom berat ettirildi.
Tom was acquitted.
Sami sonunda aklandı.
Sami was finally acquitted.
Böylece üstün geldiler.
They were honourably acquitted.
Sami sonunda beraat etti.
Sami was finally acquitted.
1877-1878'de beraat etti.
She was acquitted in 1877–1878.
Tom, tabii ki, beraat etti.
Tom was, of course, acquitted.
Sami cinayetten beraat etti.
Sami was acquitted of murder.
Tom henüz beraat ettirilmedi.
Tom hasn't yet been acquitted.