deem
1 hece
C2 seviye
EN → TR
"deem" kelimesinin Türkçesi: saymak, addetmek, zannetmek, farz etmek, kıyas etmek.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelsaymak
Geneladdetmek
Genelzannetmek
Genelfarz etmek
Genelkıyas etmek.
Tanım
•keep in mind or convey as a conviction or view
Diğer Dillerde
Almancaansehen, erachten, halten
Fransızcaconsidérer, croire, estimer
Rusçaду́мать, полага́ть, счита́ть
Arapçaحَكَم
Farsçaپنداشتن, خیال کردن, فرض کردن
Felemenkçeachten, beschouwen, vinden
Yunancaθεωρώ
Japonca見なす
İsveççedöma
Macarcaítél
Latinceopinor
Bulgarcaми́сля, смятам, смя́там, счи́там
Slovakçapovažovať, uznať
Litvancamanyti
Galiçyacaxulgar
Moğolcaүзэх
Esperantoopinii
Etimoloji
From Middle English deme, from the verb (see above).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
İmkansız sayılıyordu.
It was deemed impossible.
Ezilenler de kibirlilere:“Hayır!
And those who were deemed weak shall say to those who were proud.
Ve bu tedavi gerekli görüldüğünde...
And when it is deemed a necessary treatment...
Olayın bir kaza olduğu açıklanmıştır.
The incident was deemed to be an accident.
-atanmam için yeterli olduğuma hükmetti.
-deemed that I was eligible for the appointment.
Ancak bu tam doğru bir karşılık değildir.
None of these are deemed valid.
Oysa o, Allah yanında büyük(bir günah)tır.
Ye deemed it light, and it was with Allah mighty!
Doğrusu onu yalancılardan sanıyorum" dedi.
I deem him of the liars.
Kozmografi bölümü, Yakut el-Hamavi'nin (ö.
Its chapter that includes the cosmography has been deemed a copy of Yaqut al-Hamawi (d.
Bu öngörülemez kabul edilen bir hastalıktı.
It was deemed to be an unpredictable event.
Ben onun yalancı olduğuna inanıyorum," dedi.
I deem him of the liars.
Oysaki Allah katında o, çok büyük bir günahtı.
Ye deemed it light, and it was with Allah mighty!