kayırmak
/ka.jɯɾ.mak/
verb
TR → EN
"kayırmak" kelimesinin İngilizcesi: favor, nepotism, nepotism. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelfavor
Genelnepotism
Genelnepotism
Çekim Tablosu
Geniş zamankayıramam
Şimdiki zamankayırabiliyor
Gelecek zamankayıracak
Geçmiş zamankayıramadı
Şartkayıramasa
Gereklilikkayıramamalı
Emirkayır
Tanım
•birine haksız yere kolaylıklar sağlamak, iltimas etmek
•birini, başkalarının veya işin zararı pahasına tutmak
•koruyarak başarısını sağlamak, elinden tutmak, himmet etmek
•Bir kimseye güven vererek yardım etmek
•Birini, başkalarının veya işin zararı pahasına tutmak, birine haksız yere kolaylıklar sağlamak
Diğer Dillerde
AlmancaAufmerksamkeit, begünstigen, Dienst, Gefallen, Gefälligkeit, Gnade (dişil) /ˈaʊ̯fˌmɛʁkzaːmkaɪ̯t/
attention, mindfulness, attentiveness · care, courtesy, regard, thoughtfulness · gift, (small) present
çekim: çoğul Aufmerksamkeiten · tamlayan Aufmerksamkeiten
köken: From aufmerksam + -keit. Cognate to Dutch opmerkzaamheid.
aile: Aufmerksamkeitsdefizit, Aufmerksamkeitsmangel, Aufmerksamkeitsspanne
Es ist nicht gut, die Person des Gottlosen achten, zu beugen den Gerechten im Gericht. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Fransızcacopinage, faveur, favoriser, népotisme (eril) /kɔ.pi.naʒ/
cronyism
çekim: çoğul copinages
eş: copinerie
köken: From copiner + -age.
Il n`est pas bon d`avoir égard à la personne du méchant, Pour faire tort au juste dans le jugement. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
İspanyolcafavor, favorecer, nepotismo, preferir, sobrinazgo (eril) /faˈboɾ/
favor/favour
çekim: çoğul favores
köken: Borrowed from Latin favōrem.
aile: a favor, a favor de, favor de, flaco favor, por favor
No es bueno mostrar preferencia por el impío, desviando al justo en el juicio — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Hazme un favor.
Se trata de un uso en retroceso en favor de las formas de tuteo "cantarás", "comerás", "vivirás".
İtalyancaaccudire, bomboniera, fare un favore, favore, preferire, privilegiare /ak.kuˈdi.re/
to attend to, to heed (especially of matters of the domicile) [with a] · to look after, to care for, to take care of [with a] · to look after, to care for, to take care of
çekim: geçmiş accudìto · ortaç accudìto · şimdiki accudìsce · ulaç accudènte
eş: aiutare, assistere, attendere, a, badare, curare
köken: Borrowed from Spanish acudir (“to attend”).
Non è bene usar riguardi all'empio per far torto al giusto in un giudizio — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
devi accudire alle facende di casa
devo accudire ai anziani
Rusçaзаботиться, помогать, защищать, покровительствовать /pəkrɐˈvʲitʲɪlʲstvəvətʲ/
to patronize (to provide patronage to); to sponsor; to protect
çekim: geçmiş покрови́тельствовавший · ortaç покрови́тельствовавший · şimdiki покрови́тельствует · ulaç покрови́тельствующий
eş: протежировать
А можно гордиться своей религиозной или национальной принадлежностью? — Dini ve devleti kayırmak böyle mi olur?
Arapçaأَنْعَمَ, مَعْرُوف
رفع وجه الشرير ليس حسنا لاخطاء الصدّيق في القضاء. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Azericenepotizm, qohumbazlıq, tanışbazlıq
something good, something positive · advantage · good, goodness
eş: қайырымдылық, рақымшылық
köken: жақсы (jaqsy) + -лық (-lyq).
Felemenkçedienst, plezier, vriendjespolitiek (eril) /dinst/
service · draft
çekim: çoğul diensten
köken: From Middle Dutch dienst, from Old Dutch *thionost, from Proto-Germanic *þewanōstaz. Equivalent to dienen + -st.
aile: belastingdienst, bestuursdienst, de dienst uitmaken, diensteneconomie, dienstig, dienstplicht, dienstweigeraar, eredienst, gebedsdienst, godsdienst
Deze winkel biedt uitstekende klantenservice.
Hij moest in militaire dienst tijdens zijn dienstplicht.
Yunancaεύνοια, ευνοώ, οικογενειοκρατία, χάρη (dişil) /ˈe.vni.a/
favour (UK), favor (US) · approval
çekim: çoğul εύνοιες · tamlayan εύνοιας
eş: ευδοκία, ευμένεια
köken: Inherited from Ancient Greek εὔνοια (eúnoia).
Δεν ειναι καλον να προσωποληπτη τις τον ασεβη, δια να ανατρεπη το δικαιον εν τη κρισει. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
可愛いと思い大切にする。
"大和政権の影響及ぶ? — Dini ve devleti kayırmak böyle mi olur?
help; assistance; favour, favor
eş: 원조, 부조, 우조
köken: 돕- (dop-, “to help”) + -음 (-eum).
악인을 두호하는 것과 재판할 때에 의인을 억울하게 하는 것이 선하지 아니하니라 — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
İsveççesvågerpolitik, tjänst
cronyism, nepotism
çekim: tamlayan svågerpolitiks
köken: svåger (“brother-in-law”) + politik (“politics”)
Att vara partisk för den skyldige är icke tillbörligt ej heller att vränga rätten för den oskyldige. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Lehçefaworyzować, nepotyzm, przysługa /fa.vɔ.rɘˈzɔ.vat͡ɕ/
to favor (to look upon fondly; to prefer)
çekim: geçmiş faworyzowano · şimdiki faworyzuje
eş: preferować, wyróżniać, popierać, faworować
köken: Etymology tree Medieval Latin favorizarebor. Proto-Indo-European *h₂euh₁-der.? Proto-Slavic *-ovati Old Polish -ować Polish -ować Polish faworyzować From Medieval Latin favorizare + Polish -ować.
Nie dobra to, mieć wzgląd na osobę niezbożnego, aby był podwrócony sprawiedliwy w sądzie. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Ukraynacaкумі́вство, послу́га, прихи́льність
Hintçeएहसान, भाई-भतीजावाद (eril) /əɦ.sɑːn/
favour; gift · kindness
çekim: çoğul एहसानों
köken: Borrowed from Classical Persian احسان (ihsān), from Arabic إِحْسَان (ʔiḥsān). Compare Bengali এহসান (ehośan).
aile: एहसान करना
यार तूने मेरे लिए बहुत एहसान किया है।
Fincearmo, nepotismi, palvelus, pikkulahja, pöytälahja, suosia /ˈɑrmo/
mercy, clemency · grace
çekim: çoğul armot · tamlayan armon
köken: From Proto-Finnic *armo (compare Estonian arm, Ingrian armo, Livonian arm, Votic armo). Probably equivalent to arma- + -o.
aile: armelias, armias, armoinen, armoittaa, armollinen, armoton, armoistuin, armokuolema, armolahja, armoleipä
Ei ole hyvä pitää syyllisen puolta ja vääräksi vääntää syyttömän asiaa oikeudessa. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
anoa armoa
Peli on suunniteltu lauantaiksi, mutta olemme vielä sään armoilla.
Jumalan armo
Çekçedávat přednost, favorizovat, laskavost, nepotismus, nepotizmus, pomoc /daːvat pr̝̊ɛdnost/
imperfective form of dát přednost
Přijímati osobu bezbožného není dobré, abys převrátil spravedlivého v soudu. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Rumencefavoare, nepotism (dişil)
favor
çekim: çoğul favoruri
köken: Borrowed from French faveur, Latin favor, favorem.
Nu este bine să ai în vedere faţa celui rău, ca să nedreptăţeşti pe cel neprihănit la judecată. - — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Macarcaapró ajándék, jóindulat, kedvezés, kegy, pártfogás, szívesség /ˈjoːjindulɒt/
favor, goodwill, benevolence, benignancy
çekim: çoğul jóindulatok
zıt: rosszindulat
köken: From jó (“good”) + indulat (“frame of mind, disposition, will”).
A gonosz személyének kedvezni nem jó, elfordítani az igazat az ítéletben. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
İbraniceטוֹבָה, נֶפּוֹטִיזְם
שאת פני רשע לא טוב להטות צדיק במשפט׃ — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Latinceaddīcō, faveō, venia /ˈwɛ.ni.a/
indulgence, kindness (i.e., lenient treatment) · mercy, grace, favour · pardon
çekim: çoğul veniae · tamlayan veniae
köken: From Proto-Italic *wenjā, from Proto-Indo-European *wenh₁- (“to wish, love”). See also Latin Venus, veneror and English wish.
Mi gnate, da veniam hanc mihi.
‘quam’ dīxit ‘veniam vōs datis, ipsa negō.’
Datur petentibus venia
Dancagod vilje, gunst, nepotisme, tjeneste /ˈɡɔnˀsd/
favour
çekim: tamlayan gunsts
köken: From Middle Low German gunst, from Old Saxon unst, from Proto-West Germanic *unsti, from Proto-Germanic *undiz.
Det er ilde at give en skyldig Medhold, så man afviser skyldfris Sag i Retten. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Vietnamcaơn /ʔəːn˧˧/
favor (deed in which help is voluntarily provided)
köken: Non-Sino-Vietnamese reading of Chinese 恩 (SV: ân).
aile: cảm ơn, cám ơn, hàm ơn, làm ơn, làm ơn mắc oán, ơn đức, ơn nghĩa, ơn phước
Lấy làm chẳng tốt mà nể vì kẻ ác, Ðặng lường gạt người công bình trong việc xét đoán. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
biết ơn
ơn trời
Bulgarcaоблагодетелствам, шуробаджанащина
Не е добре да се приема нечестивия, Или да се изкривява съда на праведния. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Slovakçaláskavosť
Nie je dobré hľadieť na osobu bezbožného, tak aby niekto zohnul spravedlivého v súde. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Slovenceusluga (dişil) /uslúːɡa/
favour (a piece of help)
çekim: çoğul uslge · tamlayan uslge
Ni dobro potegniti se za brezbožnega, da se pravičnemu zvije pravica. — Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
Estoncaonupojapoliitika
Etimoloji
From Ottoman Turkish قایرمق (kayırmak, “to take ones care of”), from earlier قایغورمق (kaygurmak).
Deyimler
sal çayıra
mevlam kayıra
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
arka vermek
arkalamak
desteklemek
himmet etmek
iltimas geçmek
kıyak yapmak
iltimas etmek
arka çıkmak
arka olmak
koltuk çıkmak
müzaheret etmek
sahabetçi çıkmak
Örnek Cümleler
Yakınlarını kayırmakla itham ediliyor.
She was accused for nepotism.
Peugeot hemen İtalyanları Lancia' ları kayırmakla suçladı .
Peugeot immediately accused the Italians of favouring the Lancias[citation needed].
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
To be partial to the faces of the wicked is not good, nor to deprive the innocent of justice.