bukağı
noun
TR → EN
"bukağı" kelimesinin İngilizcesi: fetter, fetter, gyve, hobble. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelfetternoun
Genelfetter
Genelgyve
Genelhobble
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)bukağıyı
Çoğul (-ler)bukağılar
Tanım
•Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka
•Bir soyadı. Kelepçe, atların ayağına takılan bir çeşit köstek
•Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, köstek
•Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek
Diğer Dillerde
AlmancaFessel, Fußfessel, Fußschelle, Spannstrick (dişil) /ˈfɛsl̩/
fetter, shackle · pastern
çekim: çoğul Fesseln · tamlayan Fesseln
eş: Joch, Bindung, Verschnürung, Bindung
köken: From Middle High German vezzel, Old High German fezzil (“band for fastening and holding the sword”), from Proto-Germanic *fatilaz, from the root of *fatōną (“to hold, seize”). Cognate with Old Norse fetill (“band, bandage, sword-belt”), Old English fetel (“sword-belt”).
Fransızcaabot, boiter, entrave, entraver, fers, obstacle (eril) /a.bo/
a horse hobble
çekim: çoğul abots
İspanyolcaaherrojar, apea, atadura, engrillar, grillete, grillos /aeroˈxaɾ/
to fetter (to shackle or bind up with fetters) · to oppress, keep down
çekim: geçmiş aherrojé · ortaç aherrojado · şimdiki aherroja
İtalyancabarcollamento, ceppi, ferri, incatenare, lacci, ostacolare (eril) /bar.kol.laˈmen.to/
staggering, swaying, tottering
çekim: çoğul barcollamenti
köken: From barcollare + -mento.
Rusçaзаковывать, кандалы́, ковыля́ние, ковыля́ть, око́вы, пу́ты /zɐˈkovɨvətʲ/
to shackle
çekim: geçmiş зако́вывавший · ortaç зако́вывавший · şimdiki зако́вывает · ulaç зако́вывающий
köken: закова́ть (zakovátʹ) + -ывать (-yvatʹ)
Уподобление колокола человеку выражается в названиях частей колокола (язык, тулово, губа, уши). — İnsanların ayağına takılan prangaya (ceza zinciri) Türkçede Bukağı (Bukak) denir.
Arapçaأَغْلال, شِكَال, شَكَلَ, عِقَال, غُلّ
hobble · fetter
köken: Compare Arabic شِكَال (šikāl, “hobble”), a likely loanword.
horse shackle (made of iron) · fetter · anything that restricts or restrains
çekim: çoğul buxovlar · tamlayan buxovun
köken: From Proto-Turkic *bukagu. Cognate with Ottoman Turkish بوقاغی (bukağı).
aile: buxovluq
Kazakçaөрелеу, тұсау
Özbekçeтушов
Felemenkçeboei, kluister (dişil) /bui̯/
buoy · shackle
çekim: çoğul boeien
köken: From Middle Dutch boeye, from Old French boie (“fetter, chain, clog”), from Latin boia (“(leather) collar, band, fetter”).
aile: ankerboei, halsboei, handboei, meerboei, ontboeien, reddingsboei, scheepsboei, voetboei
Portekizceagrilhoar, ferros, grilhetas, grilhões, peia /a.ɡɾi.ʎoˈa(ʁ)/
to fetter (to shackle or bind up with fetters) · to fetter (to restrain or impede; to hamper)
çekim: geçmiş agrilhoei · ortaç agrilhoado · şimdiki agrilhoa
köken: From a- + grilhão + -ar.
Yunancaπέδικλο, πεδίκλωμα
σχοινί ή ξύλο με το οποίο δένονται τα μπροστινά πόδια ενός ζώου, ώστε να δυσκολεύεται στις κινήσεις και να μην μπορεί να απομακρυνθεί
to fetter
çekim: geçmiş fjättrade · ortaç fjättrad · ulaç fjättrande
Våga igen; 10. — Efkarlıyım 10. Bukağı
Lehçekajdany, kuleć, kulenie, kuśtykać, kuśtykanie, okowy /kajˈda.nɘ/
bonds, shackles, fetters, legcuffs (paired wrist or ankle restraints) · bonds (that which limits freedom, enslaves)
çekim: çoğul kajdan · tamlayan kajdan
eş: okowy, pęta, łańcuchy, niewola, brzemię
köken: Etymology tree Arabic قيد (qayd)der. Arabic قَيْدَان (qaydān)der. Old East Slavic кайданы (kajdany) Ukrainian кайдани (kajdany)bor. Polish kajdany Borrowed from Ukrainian кайдани (kajdany), from Arabic قَيْدَان (qaydān), dual form of قَيْد (qayd).
aile: kajdanowy, kajdaniarz, kajdanki
Pierwsza dziesiątka. rajdu — Efkarlıyım 10. Bukağı
Ukraynacaкульгання, кульгати, око́ви, пута, пу́та, спутувати /kʊlʲˈɦate/
to limp, to hobble (to walk lamely) · to limp, to hobble (to move, operate or proceed irregularly or faultily)
çekim: geçmiş кульга́вши · şimdiki кульга́є
köken: Inherited from Proto-Slavic *kulьgati. Compare Belarusian кульга́ць (kulʹhácʹ), Russian кульга́ть (kulʹgátʹ), Czech kulhat, Polish (obsolete) kulhać (synonym of kuleć), Slovak kuľhať.
aile: кульга́вий, кульга́ння, докульга́ти, закульга́ти, покульга́ти, прокульга́ти
Fincekahle, kahleet, kahlita, kammitsa, kammitsoida, nilkuttaa /ˈkɑhleˣ/
shackle, fetter
çekim: çoğul kahleet · tamlayan kahleen
köken: From Proto-Finnic *kahlëh, cognate with Karelian kahleh (“shackle, burden”), Ingrian kahle. Proposed to be either a further development of kahle (etymology 2), or alternatively derived from Germanic (compare haahla (“trammel hook”) from Proto-Germanic *hanhlō).
aile: kahleeton, kahlehtia, kahlekoira, kahlekuningas, kahlita, kahlo
Çekçebelhání, belhat se, kulhání, kulhat, okovy, pajdat
při chůzi či běhu viditelně dopadat na jednu nohu či tlapu, zpravidla kvůli pochroumanosti; křivě nebo nemotorně chodit, s námahou jít
eş: kulhat, belhat, napadat, šmajdat, pajdat, pajdat se
Macarcabéklyó, bilincs, lábbilincs, lánc /ˈbeːkjoː/
fetter, shackle · hobble (short straps tied between the legs of unfenced horses)
çekim: çoğul béklyók
Latincecompēs, pedica, teneo, vinculum /ˈpɛ.dɪ.ka/
shackle, fetter · snare
çekim: çoğul pedicae · tamlayan pedicae
köken: From pēs, pedis (“foot”) + -icus (“pertaining to”, adjectival suffix), of which the feminine form was substantivised. Compare manicae (“sleeve, manacles”).
aile: impedicō
Norveççefotlenke, halting, humping, lenke
Bulgarcaбукаи, букаи́, куцам, ограничавам, оковавам, окови /ˈkut͡sɐm/
to limb, to stagger · (sometimes + dative pronoun) to be imperfect, to have deficiencies in certain area
çekim: geçmiş none · ortaç ку́цал · şimdiki ку́ца · ulaç ку́цащ
köken: Inherited from Proto-Slavic *kucati. By surface analysis, куц (kuc) + -ам (-am), of expressive origin.
aile: докуцам, докуцвам, закуцам, закуцвам, ку́цвам, куцу́кам, накуцам, накуцвам, покуцам, покуцвам
Българският ми куца.
Katalancaengrillonar, grilló /əŋ.ɡɾi.ʎoˈna/
to shackle, to fetter
çekim: geçmiş engrilloní · ortaç engrillonat · şimdiki engrillona
köken: From en- + grilló + -ar.
hobble · corpse
çekim: çoğul cadarmes
köken: Unknown. Compare Asturian cadarma.
Baskçapeya
Etimoloji
From Ottoman Turkish بوقاغی, from Proto-Turkic *bukagu (“fetters, chain, string”). Compare Old Uyghur [script needed] (buqağu), Kazakh бұғау (būğau), Bashkir бығау (bığaw).
Örnek Cümlelerbukağı ile daha fazla örnek cümle →
Biz onların boyunlarına bukağılar geçirdik.
We have enchained their necks up to their chins.
Bizim yanımızda bukağılar var, cehennem var!
Verily We shall have fetters with Us, and a roaring furnace,
Ve bir başka kısmı da bukağılarla bağlanmıştı.
And many others bound in bond.
Ve bunlar boyunlarına bukağılar vurulanlardır.
They are those who will have iron chains tying their hands to their necks.
Doğrusu, bizim yanımızda bukağılar ve cehennem var.
Verily We shall have fetters with Us, and a roaring furnace,
Zira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var.
Verily We shall have fetters with Us, and a roaring furnace,
Biz ise inkârcıların boyunlarına bukağıları vurmuşuzdur.
But We shall put iron collars round the necks of infidels.
O zaman, boyunlarında bukağılar, zincirler, sürüklenecekler,
When, with (iron) collars and chains around their necks, they will be dragged
O gün suçlu-günahkarların (sıkı) bukağılara vurulduklarını görürsün.
You will see the wicked on that day bound together in chains.
Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır:
Verily We shall have fetters with Us, and a roaring furnace,
Biz, nankörler için zincirler, bukağılar ve kızgın bir ateş hazırladık.
We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
Bukağılar çenelere dayanmıştır da bu yüzden onların kafaları yukarı kalkıktır.
Thus, they cannot bend their heads (to find their way).