Ana içeriğe geç
Sözlük
/
ülkü

ülkü

noun
TR → EN
↔ ters çevir
"ülkü" kelimesinin İngilizcesi: ideal, genesis, genesis. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelidealnoun
Genelgenesis
Genelgenesis

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)ülküyü
Yönelme (-e)ülküye
Bulunma (-de)ülküde
Çıkma (-den)ülküden
Tamlayan (-in)ülkünün
Çoğul (-ler)ülküler

Tanım

amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey, ideal
gerçekte olmayıp, yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey, ideal
Hem erkek adı hem de kız adı. erkek veya kız ad
insanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, örnek yargı ölçüsü, mefkûre, ideal
Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey
İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, örnek yargı ölçüsü
Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey

Diğer Dillerde

best, best possible
eş: optimal, perfekt, ideal, nach besten Kräften, bestens
köken: From best- + möglich.
Mein Sohn, der Fremde.Ülkü Erakalın'ın oğludur.
Fransızcagenèse, Genèse, idéal, parfait (dişil) /ʒə.nɛz/
the Bible book Genesis
çekim: çoğul genèses
köken: From Latin genesis, from Ancient Greek γένεσις (génesis, “creation”).
La revue nationale .Ülkü Dergisi.
Ce fut la genèse d’un homme adorée de tous, Le légendaire brave et noble Artorigus.
canon (principle, literary works, prayer, religious law, music piece) · tax, fee · canon (in fiction)
çekim: çoğul cánones
eş: precepto, regla, patrón
köken: Borrowed from Latin canōn, from Ancient Greek κανών (kanṓn, “measuring rod, standard”) (compare κάννα (kánna, “reed”)), perhaps of Semitic origin. The fiction sense is borrowed from English canon.
aile: evento canon
Altar de la Patria.Ülkü Tamer.
İtalyancaGenesi, ideale (dişil) /ˈd͡ʒɛ.ne.zi/
Genesis
köken: From genesi, learned borrowing from Latin genesis, from Ancient Greek γένεσις (génesis, “source, origin; birth”).
Edizione La Nazionale.Ülkü Dergisi.
Rusça(женское имя), идеал (eril) /ɪdʲɪˈaɫ/
ideal (a perfect standard of beauty, intellect, etc.) · ideal
çekim: çoğul идеа́лы · tamlayan идеа́ла
eş: эталон, образец
Оте́чество, отчи́зна — родная страна.Söz yazarı: Ülkü Aker ^ için.
в идеа́ле
ideal, will, goal · hope, desire · sorrow, grief
çekim: çoğul آرمانها
köken: According to Henning and Herzenberg, probably borrowed from Proto-Sogdic *rmn. According to Herzenberg, probably related to the Old Avestan root *ar (“to move, set in motion”), which is ultimately from Proto-Indo-European *h₃er- (whence English run), and unrelated to English arm, Gothic 𐌰𐍂𐌼𐌰𐌽 (arman), and Vandalic *arman, which are ultimately from *h₂er-. Another explanation is a connection to…
aile: آرمانشهر
خواهد شدن از تن نظر جان زایل ناگشته بجز حسرت و ارمان حاصل
ideal
çekim: çoğul идеалдар · tamlayan идеалдың
köken: Borrowed from Russian идеа́л (ideál), from German Ideal, from Latin ideālis.
ÖzbekçeIbtido
beginning
çekim: çoğul ibtidolar · tamlayan ibtidoning
köken: Inherited from Chagatai ابتدا (ʾbtdā /⁠ibtidā⁠/), from Classical Persian اِبْتِدَاء (ibtidā'), from Arabic اِبْتِدَاء (ibtidāʔ).
aile: ibtidoiy
Felemenkçehoop, wens, verlangen, ideaal /ˌi.deːˈaːl/
ideal, perfect(ly fit); optimal · immaterial, aetheral · purely cerebral, imaginary in physical terms
çekim: karşılaştırma idealer · üstünlük ideaalst
eş: volmaakt, optimaal, bovenzinnelijk, onzinnelijk, onwezenlijk
köken: From French idéal, from Medieval Latin ideālis.
aile: ideaalbeeld, idealiseren, idealisme, idealist
(Engels: slip or skid).(Ol, tülküçiginiŋ/ tüpegi).
Portekizcegénese, gênese, Génesis, Gênesis (dişil) /ˈʒɛ.nɨ.zɨ/
genesis (the origin, start, or point at which something comes into being)
çekim: çoğul géneses
köken: Learned borrowing from Latin genesis (“generation, nativity”), from Ancient Greek γένεσις (génesis, “origin, source, beginning”). Doublet of Génesis, gens, and gente.
Por exemplo: Normalidade saudável: levantar cedo para caminhar.Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.
YunancaΓένεση, ιδανικός, ιδεώδες (dişil) /ˈʝe.ne.si/
Genesis (title of the first book of the Bible and the Pentateuch)
çekim: çoğul γενέσεις · tamlayan γένεσης
köken: From Hellenistic Koine Γένεσις (Génesis), from Ancient Greek γένεσις (“origin, creation”).
Το Αχαλτσίχε είναι η πρωτεύουσα του.Altın tas, onun ülküsüdür.
環論で、環 Aに対して∀a,b∈I, a-b∈I\∀r∈A∀a∈I, ra∈Iを満たすようなI⊆Aのこと。
郷土誌。Ülkü Dergisi.
Korece이상 /ˈi(ː)sʰa̠ŋ/
an amount more than · an amount greater than or equal to · the aforementioned
eş: 앞, 이전
zıt: 이하(以下), 미만(未滿)
köken: Sino-Korean word from 以上, from 以 (“as”) + 上 (“above”).
글쎄, 당신의 궁극적인 목표는 무엇입니까?Sizin ülkünüz nedir?
더 이상 너희들을 돌봐 줄 수가 없구나.
Genesis; the first of the five Books of Moses
Det första Venustemplet byggs.Böylece ilk Ülkücü teşkilat kurulmuştur.
Första Moseboken / Genesis / Gud skapar världen
genesis (the origin, start, or point at which something comes into being)
çekim: çoğul genezy · tamlayan genezy
eş: przyczyna, źródło, powód, początek
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ǵenh₁- Proto-Indo-European *-tis Proto-Indo-European *ǵénh₁tis Proto-Hellenic *génetis Ancient Greek γένεσῐς (génesĭs)bor. Latin genesislbor. Polish geneza Learned borrowing from Latin genesis. First attested in 1861. Doublet of Genesis.
aile: abiogeneza, anageneza, antropogeneza, biogeneza, cenogeneza, ektogeneza, etnogeneza, filogeneza, ontogeneza, orogeneza
Bezkręgowce, 2003 .Nereye Gitti Bu Ülkücüler, 2003.
(Дворецький / Жумаєв / Півцов).(Ol, tülküçiginiŋ/ tüpegi).
perfect, ideal, model
çekim: çoğul आदर्शों
köken: Borrowed from Sanskrit आदर्श (ādarśa).
aile: आदर्शवादी, आदर्शवाद, कल्पनादर्श
conceptual, ideal (pertaining to ideas)
çekim: karşılaştırma ajatuksellisempi · üstünlük ajatuksellisin
köken: ajatukse- + -llinen
aile: ajatuksellisesti
Suuri Kurpitsa, 2003.Nereye Gitti Bu Ülkücüler, 2003.
úvodní kniha Starého zákona
eş: první, kniha, Mojžíšova, Gn
Proto bylo založeno první play-off.Böylece ilk Ülkücü teşkilat kurulmuştur.
RumenceFacerea, Geneza
nominative/accusative definite singular of geneză
Conștiința creează o realitate independentă de observator.Bu; paranın, mülkün, hükumetin, evliliğin,
philosophizing, axiom · ideal
çekim: çoğul eszmények
köken: From ész + -mény.
aile: eszményi, eszményít
Hajdúböszörmény, 2003.Nereye Gitti Bu Ülkücüler, 2003.
הוצאת מלוא, 2003.Nereye Gitti Bu Ülkücüler, 2003.
LatinceLiber Genesis
genesis, origin, creation, coming into being
çekim: tamlayan tilblivelses
köken: From tilblive + -else.
aile: tilblivelseshistorie, tiblivelsesproces
Der er ingen myndighed på avisen, min ven".Gazetem bu ülkülere hıyanet edemez."
NorveççeFørste Mosebok
Allah skaper hva Han vil.Allah mülkünü dilediğine verir.
EndonezceKejadian, Kitab Kejadian /kəd͡ʒaˈdian/
incident, occurrence · episode · birth
çekim: çoğul kejadian-kejadian
köken: From jadi + ke- -an, from Malay kejadian.
Nasional d.Ülkü Ülker (d.
Alternative spelling of lí tưởng.
Tạp chí quốc gia.Ülkü Dergisi.

Etimoloji

Eski Türkçe

Örnek Cümleler

Ülkücü selamı.
The salutation of the Grey Wolves.
Bu benim mülküm.
This is my property.
Sami mülkü sattı.
Sami sold the property.
Birçok mülküm var.
I have a lot of property.
Bu mülkün sahibiyim.
I own this property.
Sizin ülkünüz nedir?
Well, what is your ultimate aim?
Bu mülkün sahibi kim?
Who's the owner of this property?
Bu Mülkün Sultanları.
Bu Mülkün Sultanlari.
Şimdi mülkümden ayrıl.
Get off my property now.
Başka bir mülkün var mı?
Do you own any other property?
Boston'da hiç mülküm yok.
I don't have any property in Boston.
Onun ülkede bir mülkü var.
He has an estate in the country.
ülkü ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod