throb
/θɹɒb/1 hece
C2 seviye
EN → TR
"throb" kelimesinin Türkçesi: çarpmak, zonklamak, titreşmek, çarpıntı, zonklayarak.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelçarpmak
Genelzonklamak
Geneltitreşmek
Genelçarpıntı
Genelzonklayarak.
Genelkalp)
Genelatmak (nabız
Genelnabız vurması
Genelkalp çarpması
Geneltitreşme. throb'bingly titreşerek
Tanım
•an instance of rapid strong pulsation (of the heart)
•tremble convulsively, as from fear or excitement
Diğer Dillerde
İspanyolcapalpitar
Rusçaбие́ние, би́ться, пульса́ция, пульси́ровать, стуча́ться
Arapçaخَفَقَ, خَفَقَان, نَبَضَ
Portekizcelatejamento, latejar, pulsar
Japoncaじんじんする, どきどき, ドキドキ, どきどきする
Lehçetętnić
Çekçebít, bušení, bušit, puls, pulzování, pulzovat
Macarcalüktet, lüktetés
Latincepalpitō
Norveççebanke, dunke, slå
Vietnamcaphập phồng
Bulgarcaпулсирам, пулсиране, тупкам, туптене, туптя
Slovakçatĺcť
Galiçyacalatexar
Galcecuriad
İrlandacabuille, cuisle, frithbhuail, preab
Esperantopulso
Etimoloji
From Middle English throbben; possibly of imitative origin.
Kelime Ailesi
Örnek Cümleler
Kafam zonkluyor.
My head is throbbing.
Heyecandan kalbi titriyordu.
Her heart was throbbing with excitement.
Zonklayan bir baş ağrım var.
I have a throbbing headache.
Burada zonklayan bir ağrım var.
I have a throbbing pain here.
Halsiz hissediyorum ve başım zonkluyor.
I feel listless and have a throbbing headache.
Ağrı sabit mi yoksa zonklama şeklinde mi?
Is the pain throbbing or constant?
Benim üst sağ azı dişim dünden beri zonkluyor.
My upper-right molar has been throbbing since yesterday.
Dün gece içtiğim tüm votkadan dolayı başım zonkluyor.
My head is throbbing because of all the vodka I had last night.
Yüreğim çarpıyor, gücüm tükeniyor, Gözlerimin feri bile söndü.
My heart throbs. My strength fails me. As for the light of my eyes, it has also left me.
Gününde gerçek bir yürek hoplatan olan, Omar Şerif 83 yaşında öldü.
Omar Sharif, a real heart-throb in his day, died at the age of 83.
Arterlerden kan akarken, nabız attığını veya ritmik olarak dalgalandığını fark etti.
He noticed that as blood flowed through arteries, they pulsed or rhythmically throbbed.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.
You can almost hear the drums throbbing back in that little cottage where we stay when we're there.