shortcoming

3 hece
EN → TR
"shortcoming" kelimesinin Türkçesi: kusur, ihmal.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelkusur
Genelihmal.

Görsel

Sürekli eleştiren, her şeyde kusur arayan insanlar aslında sizden değil, kendilerinden emin değildir. Kişinin muhatabına yaptığı her fena tavır, temelde kendinde de bildiği bir eksikliktendir. Eğer biri sizi durmadan eleştiriyorsa, kendisinde eksik, yanlış bir şey görüyor ve bunun yüzleşmeye gücü olmadığından size yükleyerek iyileşmeye çalışıyordur. Akılsız olmayan insanlar kendi akıllarını karşısındaki kişilerde kusur bularak ispat etmeye kalkar. Akıllı insanlar, onun bunun ne yaptığıyla ilgilenmez, yalnız işine bakar.Odun Ateşinde Izgara Et Şiş ve Renkli Sebzelerle Kusursuz Ahşap SunumGöl Yüzeyinde Kusursuz Yansıyan Sonbahar Ağacı ve Modern Ahşap KulübeYüksek Hızda Çekilmiş Su Sıçratma Anı ve Gölgede Kusursuz Yansıma

Tanım

•a failing or deficiency

Atasözü & Deyim

“Kadı kızında bile kusur olur”
“Her güzelin bir kusuru vardır”
“Kusursuz dost arayan dostsuz kalır”
“Kusursuz güzel olmaz”

Diğer Dillerde

AlmancaManko, Schwäche
Rusçaдефе́кт, недоста́ток
Özbekçenuqson
Japonca欠点, 短所
Korece결점, 부족점
Ukraynacaнедо́лік
Çekçenedostatek
İbraniceמגרעה
Norveççesvakhet, tilkortkommenhet, utilstrekkelighet
Katalancadefecte, mancança
Urducaکوتاہی
Svahilidosari
Belarusçaнедахо́п

Etimoloji

From short + coming.

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Avantajlar ve dezavantajlar
Advantages and shortcomings
Tom eksikliklerinin farkında.
Tom is aware of his shortcomings.
Aufbau ilkesinin eksiklikleri
Shortcomings of the Aufbau principle
Bu önemsiz bir sorun sayılmaz.
This is not a minor shortcoming.
Kusurlarınız için aşırı telafi!
Overcompensation for your shortcomings!
Eksikliklerimizin farkında olmalıyız.
We should be conscious of our shortcomings.
Ancak bu reformları ulemayı gücendirdi.
They seem to have corrected these shortcomings.
Tom'un eksikliklerinin oldukça farkındayım.
I'm well aware of Tom's shortcomings.
Başkalarının eksikliklerine karşı çok hassasınız.
You are too critical of others' shortcomings.
Tom kendi kusurlarından bahsetmekten çekinmiyordu.
Tom wasn't afraid to talk about his own shortcomings.
Atomun gezegen modelinde iki önemli eksiklik vardı.
The planetary model of the atom had two significant shortcomings.
Atomun gezegen modelinde iki önemli eksiklik vardı.
The planetary model of the atom had two significant shortcomings.